Yazar Arşivi

Latin Amerikanın en mütevazı liderlerinden Uruguay Devlet Başkanı Jose Mujica, tek mal varlığı olarak 1987 model “kaplumbağa” olarak bilinen Volkswagen aracı beyan etti.

Yerel basındaki haberlere göre, eski bir gerilla olan Mujicanın resmi gazetede yayımlanan mal beyanında sadece bin 500 avro değerindeki araç bulunuyor. 
“Pepe” diye anılan Mujica ayrıca tek geliri olarak 9 bin 700 avroluk devlet başkanlığı maaşını bildirdi. Mujica, maaşının yüzde 70ini sosyal konut inşası için geri gönderiyor.
Latin Amerikada Şilinin iş adamı olan Devlet Başkanı Sebastian Pineranın mal varlığının 2,2 milyar dolar olduğuna, Arjantin Devlet Başkanı Cristina Kirchner ile eski başkan kocası Nestor Kirchnerin de 2008de 12 milyon dolar mal beyanında bulunduğuna dikkat çekildi.
Diktatörlük dönemini (1973-1985) hapiste geçiren ve korumasız gezen Mujica, eski bir gerilla ve senatör olan karısı Lucia Topolanskynin adını taşıyan “çakra”sında yaşıyor.

Haberler Yorum Yok Yazan:

Avustralya’da kendilerinin de ayrımcılık karşıtı koruma kapsamına alınmasını talep eden seks işçileri başkent Sydney’de çarpıcı bir eylem gerçekleştirdi.

2 Haziran 1975’de, seks işçilerinin polise yaptıkları şikayetlerin ciddiye alınmamasını protesto etmek için Fransanın Lyon şehrindeki bir kiliseyi basmalarıyla başlayan Uluslararası Hayat Kadını Günü Sdyneydeki gösterilerle anıldı.
 
Eyleme katılan hayat kadınları kırmızı kıyafetleriyle oldukça renkli görüntüler sergiledi.           
 
HAYAT KADINLARININ RENKLİ EYLEMİ- FOTO GALERİ 
 
 
  
 
 
 

Haberler Yorum Yok Yazan:

AB

05/06/10

Avrupa’daki borç krizi nedeniyle geleceği tartışılmaya başlayan euroyla ilgili olarak en acı itiraf, Avrupa Birliği (AB) içinden geldi. AB üyesi Çek Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Wall Street Journal’a yazdığı bir makalede, “euro başarısız oldu” dedi

İşte Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Václav Klaus’un makalesi:                  
 
Çek Cumhuriyeti, 1989’da komünizmin yıkılmasının ardından, mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde normal bir Avrupa ülkesi olmak istedi. Özellikle de 41 yıl boyunca İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’daki yapılanmadan dışlandıktan sonra. Bunu başarmanın tek yolu ise Avrupa Birliği’ne girmekti.
 
Ancak biz  Avrupa’da bir siyasi ya da ekonomik birlik oluşturmaktan ziyade daha geniş kapsamlı bir yapılanmanın içinde yer almak istiyorduk. Yani ben ve benim gibi insanlar Avrupa’da ortak bir para birliği yaratılmasının tehlikeli bir proje olacağını ya da büyük sorunlar yaratacağını önceden anlamıştık.
   
EUROYA KARŞI SAVAŞTIK          
Bütün çekincelerime rağmen AB üyeliğine başvurmak zorundaydık ancak bu süreçte euro gibi projelere de karşı çıkmak zorunda kaldık.
 
Avrupa’da ortak bir para birliği yaratılmasına karşı çıkan biri olsam da euro bölgesinde şu anda yaşanan sorunlara elbette sevinmedim. Çünkü bu sorunların AB üyesi olsun olmasın, euro bölgesini desteklesin ya da desteklemesin, Avrupa’da yaşayan herkes için korkunç sonuçlar doğurabileceğini biliyorum.
 
Şu anda euronun ateşli propagandacıları bile birden euro bölgesi için olası çöküş senaryoları çizerken, sadece bu projeyi eleştirenler olarak biz bölgedeki sorunlara daha yapısal bir çözüm getirilmesi gerektiğini tartışıyoruz.
 
ÇÖKÜŞ İKİ ANLAMA GELİYOR
Çöküş aslında iki anlama geliyor. Birincisi euro bölgesinin kendisinden beklenenleri vermede başarısız olması.
 
Euro fikri ortaya çıkmadan önce, bu projenin kıtadaki ülkelerin ekonomik büyümelerini hızlandıracağı, enflasyon oranlarını aşağı çekeceği ve özellikle finansal sıkıntılar yaşayan euro ülkelerinin refahını artıracağına ve bu ülkeleri her türlü ekonomik sıkıntılara karşı koruyacağına  yönelik yoğun çalışmalar yapılmıştı.
 
Ancak şu anda bunların hiçbirinin gerçekleşmediğini gördük. Euro bölgesinin kurulmasının ardından, üye ülkelerin ekonomik büyümelerinin yavaşladı, bu ülkelerin büyüme oranıyla diğer gelişmiş ülkeler arasındaki fark arttı.
  
ÇEK CUMHURİYETİ EN İYİSİNİ YAPTI  
 
Bütün bu nedenlerden dolayı, Çek Cumhuriyeti euro bölgesi üyesi olmayarak herhangi bir hata yapmadı. Bu görüşünü savunan tek ülke olmamak da beni memnun ediyor. Rusya yakınlarında gerçekleşen korkunç kazada hayatını kaybeden Polonya Merkez Bankası Başkanı Slawomir Skrzypek, kaza gerçekleşmeden önce, Nisan ayında Financial Times gazetesinde, Polonya’nın euro bölgesi üyesi olmayarak, ülkenin para birimi zloti esnekliğinden büyük kâr ettiklerini, büyümelerinin hız kazandığını ve enflayonu tetiklemeden cari açıklarını azalttıklarını açıklamıştı.
 
*Václav Klaus, 2003 yılından bu yana Çek Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı. Diğer yandan, Çek Cumhuriyeti 1 Mayıs 2004’te Avrupa Birliğine üye olsa da henüz euro bölgesi dahilinde değil.

Haberler Yorum Yok Yazan:

Bütçe açığı sıkıntısıyla karşı karşıya olan Macaristan hükümeti, 72 saat içerisinde bir ekonomik eylem planı açıklayacağını duyurdu. Planın içinde zorlu reformlar ve vergi indirimlerinin yer alması bekleniyor.

Başbakanlık Sözcüsü Peter Szijjarto TV2 kanalına yaptığı açıklamada, “Ekonominin gerçek durumunu yansıtan verilerin (halka açıklanmasının) ardından, 72 saat içerisinde ortaya bir ekonomik eylem planının konulması gerekiyor” dedi.    
 
Szijjarto, bütçenin, bir önceki hükümetin öngördüğünden çok daha kötü durumda olduğunu da söyledi.  
 
Sözcü, eylem planının bütçede dengeyi sağlamak için kısa vadeli önlemler ile yapısal reformlar ve önemli oranda vergi indirimlerini de kapsayan rekabeti artıracak uzun vadeli tedbirler içereceğini söyledi. 
 
Dün üst düzey bir hükümet yetkilisi tarafından yapılan açıklamada, ülkenin bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) oranın 2010 yılı için yüzde 7 ile 7.5 arasında olabileceği belirtilmişti.
 
ÖNCEKİ HÜKÜMET SUÇLANDI
 
Ülkede yeni iktidara gelen ve büyüme için vergi indirimlerine gideceği taahhüdünde bulunan merkez sağ hükümet, birkaç haftadır bütçe açığının önceki hükümetin öngördüğü yüzde 3.8 hedefinin üzerinde olabileceğini belirtiyordu.
 
Hükümet bütçe açığının hedeflerindeki sapmanın nedeni olarak ise daha önce iktidarda bulunan Sosyalist Parti tarafından bırakılan mali dinamikleri gösteriyordu.
 
YUNANİSTAN İLE KIYASLANAMAZ
 
Analistler ise Macaristanın bütçe açığının GSYİHye oranının bu yıl ortalama yüzde 5 civarında olacağını öngörürken, bu ülkenin finansman yapısının Yunanistan ile kıyaslanabilir olduğu yönünde yapılan değerlendirmelerin hatalı ve yanlış yönlendirici olduğuna dikkat çekiyor.
 
ING Banktan David Nemeth konuyla ilgili Reutersa yaptığı değerlendirmede, “Bütçe açığının GSYİHye oranının bu yıl yüzde 5, 2011 yılında ise yüzde 4 olacağı yönündeki görüşümüzü koruyoruz ancak bu Macaristanın iflasa yakın olduğu anlamına gelmez” dedi.
 
Avrupanın en borçlu ülkelerinden olan ve bu nedenle AB ve Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından 110 milyar euro kurtarma paketi sağlanan Yunanistanın bütçe açığının GSYİHye oranı, yaklaşık yüzde 13 düzeyinde bulunuyor.
 
Avrupa Komisyonu da dün Macaristana bütçe açığını daha hızlı şekilde azaltması çağrısında bulunmuştu.
EUROYU VURDU
Macaristanın bu açıklamalarıyla birlikte, Fransız Societe Generale bankasının türev yatırım araçlarında yatıkları işlemlerde büyük zarar ettiğine yönelik söylentiler euronun değer kaybetmesine neden oldu.
Societe General’den ise söylentilerle ilgili olarak söyleyecek bir şeylerinin olmadığı, eğer olsaydı bunu en başta söyleyecekleri açıklaması geldi.
Dolar karşısında son dört yılın yeni en yeni düşük seviyesine gerileyen euro, 1.2090 düzeyine geldi. Euro aynı zamanda, İsviçre frangı karşısında da tüm zamanların en düşük seviyesine düştü ve 1.3865 seviyesine geriledi.
Societe Generale ile ilgili söylentiler, bankanın hisselerinin yüzde 6.3 oranında değer kaybetmesine neden olurken, olumsuz hava Avrupa borsalarında yüzde 1’i aşan kayıpları beraberinde getirdi.
 

Haberler Yorum Yok Yazan:

Macaristanın bütçe açığının tehlike çanlarını çalmaya başladığını açıklaması ve Fransız banka Societe Generaledeki türev yatırım ürünlerine yönelik söylentiler euronun cuma günlü işlemlerde değer kaybetmesine neden oldu.

 
MACARİSTAN ACİL EYLEM PLANINI DEVREYE SOKUYOR   
 
Dolar karşısında son dört yılın yeni en yeni düşük seviyesine gerileyen euro, Cuma gününü kritik 1.20 seviyesinin altında, 1.1976da kapattı. Euro aynı zamanda, İsviçre frangı karşısında da tüm zamanların en düşük seviyesine düştü ve frank/euro paritesinin 1.3865 seviyesine gerilediği görüldü.
 
İçerde de euro/TL paritesi ise Perşembe günkü 1.93 seviyesinden 1.91e geriledi.     
 
PİYASALAR KIRMIZI   
 
Diğer yandan, Fransız banka Societe Generalein türev yatırım ürünlerinde sıkıntı yaşadığına yönelik çıkan dedikodular, bankanın hisselerinin yüzde 6.3 oranında değer kaybetmesiyle birlikte, Avrupa borsalarında yüzde 1 ve üzerine düşüşler gerçekleşti. Fransız CAC 40 endeksinin Cuma öğleden sonraki işlemlerde yüzde 1.34 ekside olduğu görüldü.
 
Societe General ise konu hakkında yorum yapmaktan kaçındı.      
 

Haberler Yorum Yok Yazan:

LEVERKUSEN – Dünya çapında yaklaşık 110 bin çalışanı bulunan ve küresel çapta personel çeşitliliğine öncelikli unsur olarak bakan Alman kimya ve ilaç devi Bayer AG, Türkiyeyi yetenek kaynağı olarak görüyor.

Yönetim anlayışında din, dil, ırk, cinsiyet ve diğer konularda ayrım yapmadan, çeşitlilik ilkesini benimseyen Bayer AG, küresel çaptaki faaliyetlerinde önemli pozisyonlara Türkiye’den de birçok yönetici atıyor.
 
Bayer Türk CEO’su Dr. Sebastian Guth, Türkiyenin özellikle genç nüfusu bakımından önemli bir potansiyele sahip olduğunu, bu nedenle şirketin küresel çaptaki faaliyetleri için çok sayıda genç yeteneğe sahip bir insan kaynağı bulundurduğunu söyledi.   
 
Guth, “Türkiye, ülke dışındaki Bayer ofislerine gönderilen çalışan sayısı bakımından 16ncı sırada yer alıyor. Şu anda Bayer Türkte yetişmiş olan 13 Türk yönetici Bayer AGnin İngiltere, Almanya, Fransa, İsviçre,İran gibi farklı ülkelerdeki ofislerinde çalışıyor. 10 ile 15 yıl içinde Bayer AGin ana faaliyet grubundaki iş birimlerinden birinin başında bir Türk olabilir” dedi
 
KÜRESEL FARKLILIKLARI ANLIYORUZ 
Fikirlerdeki çeşitliliğin, daha yaratıcı bir çalışma ortamı sağlayarak inovasyonu geliştirdiğine inanan strateji ve insan kaynaklarından sorumlu Bayer AG Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Richard Pott da şirketin çeşitlilikten fayda sağladığına dikkat çekti.
 
Bayerin dünyadaki tüm pazarlarda faaliyet gösterdiğine ve satışlarının yüzde 80ini Almanya dışında gerçekleştirdiğini vurgulayan Pott, “Çeşitlilik içeren işgücü, farklı müşteri ve pazarların ihtiyaçlarını daha iyi anlamamıza ve karşılamamıza olanak sağlıyor. Başarımızı sürdürebilmek açısından faaliyet gösterdiğimiz yerlerdeki toplumu yansıtmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
 
Pott, küresel işgücü dinamikleri ve nüfus yapıları incelendiğinde çeşitliliğin artık kaçınılmaz bir gereklilik olduğuna da dikkat çekerek, “Demografik değişimler ve büyüyen pazarlardaki farklılaşma önümüzdeki yıllarda küresel yetenek havuzunda büyük değişikliklere neden olacak” dedi.
 
Bayer AG yönetim kurulu üyesi, özellikle Almanyanın, düşük doğum oranı ve yüksek yaşam beklentisiyle bu duruma iyi bir örnek oluşturduğunu ve bu tip ülkelerde emekli olan çalışanların yerine eğitimli adaylar bulmanın gittikçe zorlaştığını söyledi.
 

 
OLAYLARA FARKLI BAKIYORLAR
Anavatanlarından uzakta şirketin küresel çaptaki önemli pozisyonlarında görev alan Türk yöneticiler ise Bayer AG’nin kariyer yollarını açmak için fırsatlar sunduğuna değinerek, dinamik bir ülke olması nedeniyle Türkiye’de sık sık karşılaştıkları problem çözme yeteneklerinin kendilerine burada avantaj olarak döndüğüne işaret etti.
 
Berlinde, Bayer Schering Pharma biriminin küresel ürün müdürü olan Bahadır Akar, Türklerin esnek düşünebilmesinin, rutinin dışına çıkmasının ve farklı bakış açıları yaratabilmesinin, şirket bünyesinde sayılarının artmasının arkasında yatan en önemli unsurlar olduğuna dikkat çekti.
 
Benzer şekilde, İsviçrenin Basel kentinde Bayer Consumer Care biriminde küresel tedarik zinciri stratejisi ve Avrupa tedarik zinciri yönetiminden sorumlu yönetici Mehmet Cimit de, Türklerin şirketteki sayısının artmasında, kriz yönetimindeki başarılarının önemine vurgu yaptı.
 
Cimit, “Kriz yönetimi konusundaki tecrübelerimiz bize fayda sağlıyor, onu Bayerde kullanıyoruz” dedi.
 
50 YILDAN FAZLADIR TÜRKİYE’DE
Toplamda 50 yılı aşkın bir süredir Türkiyede bulunan Bayer Türk, sağlık ürünleri, beslenme ve ileri teknoloji ürünleri alanlarında faaliyet gösteriyor. Ülke pazarında bu üç alanda bulunduğu iyi konumu korurken, büyüme potansiyeli de vaad ediyor.
 
Şirket, özellikle ilaç sektöründe kutu bazında pazarda ikinci sırada yer alıyor. Bin 500ün üzerinde çalışanı bulunan Bayer Türk, 2009da satışlarını yüzde 1 artırarak 429 milyon euro ciro elde etti.
 
Dünya genelinde toplam çalışan sayısı 108 bin 400 olan Bayer AG’nin, 2009 yılındaki toplam cirosu 31.2 milyar euro olurken, şirketin Ar-Ge harcamalarına ayırdığı kaynak aynı dönemde 2.75 milyar olarak gerçekleşti.

Haberler Yorum Yok Yazan:

Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker, ithal edilecek kasaplık canlı hayvanların hafta sonunda Türkiye’ye gelebileceğini açıkladı.

Türkiye’de en çok hayvan besiciliği yapılan 16 ilde sayım yaptıklarını, bu illerde besideki hayvan sayısının 918 bin olarak tespit edildiğini belirten Bakan Eker, “Bunlara rağmen geçtiğimiz aylarda anormal bir fiyat artışı meydana geldi. Bu da tüketici aleyhine gelişti. Bunun için birtakım tedbirler öngördük. Öngördüğümüz tedbir doğrudan et ithalatı değil, kasaplık canlı hayvan. Şu ana kadar da bir tane gelmiş değil. Bu hafta sonu muhtemelen gelecek” diye konuştu. İthalat kararının tedbir amaçlı olduğunu hatırlatan Bakan Eker, şunları söyledi: “Şimdi ihalesi yapılan kasaplık hayvan miktarı sadece 8 bin ton. Bu da en fazla 16 bin kasaplık canlı hayvan demektir. Tenkitler haklı değil. Çünkü Türkiye’de üretim artmıştır, Türkiye yaklaşık 11 milyon büyük baş hayvana sahiptir. Sürüde önemli bir azalma yok. Kayıt dışılık yok mu? Var. Et sektöründe, maalesef bu fazladır.”İstismarı önlemek istedikİthalat kararını et fiyatlarındaki yükselişin tüketiciler üzerindeki olumsuz etkilerini gördükleri için aldıklarını kaydeden Mehdi Eker, şöyle devam etti: “Bazı noktalarda istismar boyutunu gördüğümüz içindir. Et ithalatı kararı tedbir amaçlı. Bu da etkisini gösterdi. Yüzde 19 fiyat düştü, tüketim yüzde 25 arttı. Umarım ithalat mecburiyetinde kalmayız.”

Haberler 2 Yorum Yazan:

Geçtiğimiz hafta ekonomide öne çıkan haberleri sizin için derledik. İşte geçtiğimiz hafta ekonomideki önemli gelişmeler..

          

Haberler Yorum Yok Yazan:

Güney Afrika’da düzenlenecek Dünya Kupası’nda 32 takım 7 farklı markayı sahaya yansıtacak. Adidas, Nike, Puma, Umbro, Legea, Joma ve Brooks takımların teknik sponsoru olarak kupada yer alacak. Atılacak goller ve galibiyetler markaları olumlu yönde etkileyecek. Kupada Adidas 12, Nike 9, Puma 7, Umbro, Legea, Joma ve Brooks 1’er takımla bulunacak.

DÜNYA Kupası’nda ilk düdüğe günler kala markaların rekabeti de kızıştı. Kupadaki 32 takımın formalarını hazırlayan 7 marka şampiyonlukla satışları artırma planı yapıyor. Bu markalar arasında en iddialı 3 marka ise Adidas, Nike ve Puma olacak. 32 takımın 28’nin teknik sponsorluğunu üstlenen 3 marka futbola büyük yatırım yapıyor. Turnuvanın en güçlü markası olarak Adidas öne çıkıyor. Adidas aynı zamanda 2010 Güney Afrika Dünya Kupası’nın da ana sponsorları arasında yer alıyor. Nike, Adidas kapışmasıDünya spor malzemesi pazarında 2009 rakamlarına göre 19.2 milyar dolarlık geliriyle Nike, en büyük rakibi Adidas’ın bir adım önünde yer alıyor. Bu gelirin yarısına yakın kısmını basketbol pazarından elde eden Nike, 1997’den bu yana futboldaki payını da önemli ölçüde artırıyor. Halen dünya futbol pazarında Adidas önemli bir payla pazar lideri konumunda bulunuyor. Alman firması 2002 ve 2006 Dünya Kupası’nın resmi sponsoru olabilmek için FIFA’ya toplam 70 milyon dolar ödedi. Pazardaki payını koruyabilmek için eskiden beri anlaşmalı olduğu Fransa ve Almanya gibi dünya futbolunun önde gelen iki ülkesinden de yararlanıyor.12 takım Adidas’taGüney Afrika’da düzenlenecek turnuvada Adidas bu yıl 12 takımla birlikte olacak. 9 takımla kupada mücadele edecek olan Nike’ı 7 takımla Puma izliyor. Legea, Joma, Brooks ve Umbro ise turnuvada 1’er takımla yer alacak. Adidas’ın bünyesindeki 6 takım Avrupa sınırlarında yer alırken, turnuvaya ev sahipliği yapan Güney Afrika’da Adidas markasıyla sahada yerini alacak. Kupanın en iddialı takımlarından İngiltere ise Umbro markasıyla 2010 Dünya Kupası’nı kaldırmaya çalışacak. Goller satışı artıracak2010 Dünya Kupası, iki büyük marka için önemli bir sınav olacak. Adidas ve Nike turnuva öncesi üzerinde çok uğraşılmış reklam filmleriyle kampanyalara start verdi. Her iki takım da yıldız futbolcularla anlaşıp reklam filmlerinde oynattı. Bir yandan da turnuvada mücadele edecek takımlarla sponsorluk anlaşmalarına imza atıldı. Sponsorluk yaptıkları takımların üst turlara, finale yükselmesi markaları da yukarıya taşıyacak. Markaların yaptığı reklam stratejileri de turnuvanın üst turlarına göre yeniden yapılanacak. Uzmanlar, reklamlarda oynayan yıldızların atacağı gollerin satışları artıracağını hesaplıyor.
13 milyon plastik şişe, forma oldu
ABD’nin Oregon şehrinde kurulan Nike bu yıl Dünya Kupası için özel formalar tasarladı. 2010 Dünya Kupası’nda giyilecek olan ve satışa sunulan formalar, katı atık sahalarından toplanan 13 milyon plastik şişeden geri dönüşümle elde edilmiş polyesterden üretildi. Aralarında Cristiano Ronaldo gibi önemli isimlerin de bulunduğu dünyaca ünlü pek çok futbolcu, bu yaz Güney Afrika’da sahaya çevre dostu formalarla çıkacak. Bu formalar için 13 milyon plastik şişe eritilerek iplik haline getirildi ve bu iplikler formalarda kullanılan kumaşlara dönüştü. Formalar için toplanan plastik şişeler uç uca eklendiğinde toplam uzunluk 3 bin kilometreyi buluyor.
Kızıl Şövalyeler ManU için teklif vermekten vazgeçiyor
ZENGİN iş adamlarından oluşan bir konsorsiyum ile destekçisi oldukları Manchester United fultbol kulübünü ABD’li Glazer ailesinden geri almak için teklif vermeye hazırlanan ‘Kızıl Şövalyeler’ aldı taraftar grubunun, bu plandan vazgeçmeye hazırlandığı belirlendi. Kısa bir süre içinde 1 milyar sterlinlik bir teklif sunma hazırlığında olduğu belirtilen konsorsiyumun takımın değeri konusunda yaşanan belirsizliğin ardından planlanan anlaşmayı iptal ettiği açıklandı.  Glazer ailesinin takımın satılık olmadığını ve gelecek tekliflerle ilgilenmediğini açıklamasının da bu kararda etkili olduğu vurgulanırken, Manchester United kulübünün değerini 1.5 milyar sterlin olarak belirledi.
20 yılda 4 farklı marka kupa sevinci yaşadı
1990 yılından bu yana Dünya Kupası’nda Adidas 2 farklı takımla kupayı 2 defa kaldırmayı başardı. 1990 yılında Almanya ile kupayı kazanan Adidas, 1998 yılındaki turnuvada Fransa ile mutlu sona ulaştı.Son 20 yılda 5 kez düzenlenen Dünya Kupası’nı 4 defa farklı markalar kazandı. Nike, Umbro, Puma ve Adidas farklı takımlarla kupa sevinci yaşadı.Brezilya Umbro ve Nike ile kupayı iki defa müzesine götürdü. Puma ise 2006 yılında İtalya ile mutlu sona ulaşmayı başardı.

Haberler 2 Yorum Yazan:

İnterneti

05/06/10

İnternet arama motoru Google’ın YouTube ile ortak kullandığı internet protokolü (IP) adreslerine Türk mahkemelerinin kararıyla gelen yasak, Türkiye’de interneti yavaşlattı. TİB’in Google’a ait 15 IP adresini engellemesiyle başlayan kaos hem bireysel hem de ticari kullanıcıları mağdur etti. Yetkililere göre sorumlu ‘yavaşlayan’ siteler.

MİLYONLARCA kullanıcısı olan arama motoru Google’ın yasaklı video paylaşım sitesi YouTube ile ortak kullandığı internet protokolü (IP) adreslerine mahkeme kararıyla gelen yasak, Türkiye internet kullanıcılarına sıkıntı yaşatmaya başladı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bünyesindeki Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB), alınan mahkeme kararı doğrultusunda YouTube’a girişi yasaklamak isterken, arama motoru Google’a ait 15 internet protokolü (IP) adreslerini engellemesi internette kaos yarattı. Google’ın bazı uygulamalarına erişememe veya erişimde yaşanan yavaşlık hem bireysel hem de ticari kullanıcıları mağdur ederken, BTK topu yavaşlayan internet sitelerine attı.Erişim hızı yavaşladı               İnternet sitelerinde Google Analytics, Google Maps gibi uygulamaları kullanan portal veya sitelerde erişim yavaşlamış durumda. Türkiye’de pek çok web sitesinin kullandığı Google’ın Analytics hizmetiyle sitelerin ziyaretçi, sayfa görüntüleme istatistikleri ölçümleniyor. Engelleme sonucu internet kullanıcılarının bilgiye erişimi yavaşladı. Google Toolbar yüklü bilgisayarlarda bazı sitelere, ‘google search’ kullanan alan adlarına erişimde yavaşlama yaşanıyor. Firmalara ait Google uygulamalarıyla entegre veya Google Search’e dayalı bazı uygulamaların bu erişim kısıtlamasından etkilenmesinin de söz konusu olabileceği açıklandı. Google Translate, Google Earth ve Google Docs gibi popüler Google adreslerine de erişim sağlanamıyor. Bu durum, firmaların siteleri ve internet kullanıcılarını mağdur ederken, ticari hayatı da zarara uğratıyor.
BTK: Google yönetimini önceden uyarmıştık
GOOGLE, YouTube ile aynı IP adreslerini kullandığı için bu yasaktan en çok etkilenen site olurken Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) yetkilileri, IP adreslerini güncellerken önceden google yönetimini uyardıklarını söyledi.  BTK Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada da, yapılan  işlemin yoğun kullanılan internet adresleriyle ilgili olmadığı, Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 5 Mayıs 2008 tarihli ve 2008/402 no’lu kararı gereği erişimi engelli olan www.youtube.com internet adresine ilişkin IP adreslerinin güncellenmesinden oluştuğu belirtildi.  Açıklamada, “Tarafımızca engelleme tedbiri kapsamında güncellenen IP adreslerinin arkasında farklı şirketlere ait alan adı veya çeşitli hizmetlerin barındırılması bu şirketlerin kendi tercihleri ve sorumluluklarındadır” denildi.
Google: İşler hale getirmeye çalışıyoruz
BTK, topu firmalara atarken Google Türkiye yetkilileri, şu açıklamayı yaptı: “Google uygulamalarına Türkiye’den erişimin engellendiği yönünde haberler aldık. Google’ın servislerine Türkiye’den erişimde yaşanan sıkıntıların, sürmekte olan YouTube erişim yasağıyla bağlantılı olduğu belirlenmiştir. Hizmetlerimizi yeniden işler hale getirmek için çalışmalarımızı hızla devam ettiriyoruz.”
5 video için internet kullanıcısı cezalandırıldı
İNTERNET Teknolojileri Derneği (INETD) Başkanı Mustafa Akgün, YouTube yasağının ikinci yılını geride bıraktığını hatırlatarak, şunları anlattı: “Youtube’da Türkiye için sakıncalı on video vardı. Beşi kalktı. Diğer beşine de Türkiye’den girmek istediğinizde fikri haklara yasak denilip girilmiyor. Ama Bu kararı veren Türk mahkemesi, videoların yurtdışında da yasaklanmasını istiyor. Bunu yapmak mümkün değil. Kanunda değişiklik yapılmalı. Beş video nedeniyle Türk vatandaşları internette cezalandırılıyor. Youtube’a dava da açılmış değil. Yargı yolu da kapandığı için Yargıtay’a götüremiyoruz. Bu nedenle altı ay önce dernek olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kararı götürdük. Zararlı içeriğe devletin değil, vatandaşın karar vermesi lazım.”
Abdullah Gül yasakları Twitter’dan eleştirdi
CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, YouTube ve Google’a erişim yasağını mikro blog sitesi Twitter üzerinden eleştirdi. ‘cbabdullahgul’ adıyla Twitter’da hesabı olan Abdullah Gül, üç twit halinde şu yorumu yaptı: “Türkiye’nin YouTube’u yasaklayan, Google’a erişimi engelleyen ülke kategorisinde olmasını tasvip etmem. Bu konuda yasal yollar bulunmalı. Türkiye dünya ile bütünleşmiş bir ülke. Bu tür yasaklar dünyayla bütünleşmeyi engeller. Üniversitelerin de bilime erişimi bu yollarla olacak. Bu tür yasakları sakıncalı görüyorum.”

Haberler Yorum Yok Yazan:
Telif Hakkı © 2009 CikolataNet – sohbet, chat, sohbet odaları, sohbet siteleri

Elitdizin.com | Dizin , Site ekle , Link ekle
sohbet