Temel ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Karısı fadimeye sorar
-Fadime, ben ölünce yeniden evlenecekmisin ? Fadime de
T emel üzülmesin diye evet cevabını verir.
Bunun üzerine Temel
-Onu benim kadar sevecekmisin ?
-(ağlayarak) Evet
-Onu eve alacakmısın ?
-Evet
-Ona güzel yemekler yapacakmısın ?
-Evet Temel’im.
-Ona sarımsaklı yoğurtlu mantı da yapacakmısın ?
-O SEVMEZ.
Adam ve karisi atesli sekilde tartisiyorlardi, kadin :
- Sen esseksin, yalniz boynuzlarin eksik!..
- Ama karicigim, esseklerin boynuzlari olmaz ki…
- Tamam o zaman, hiçbir farkin yok!..
Çocuk babasına:
- Babacığım, annemle nasıl evlendin?
Adam eşine döner:
- Görüyor musun, çocuk bile anlam veremiyor.
ALİ BABASINA SORMUŞ:
- BABA BEN NASIL DÜNYAYA GELDİM?
-GECE ANNENLE YATMAYA GİTTİĞİMİZDE YATAĞIN ÇEVRESİNE ŞEKER KOYDUK.SABAH KALKTIĞIMIZDA SEN GELMİŞTİN.BU FİKİR ALİ’NİN İLGİSİNİ ÇEKMİŞ VE DENEMEYE KARAR VERMİŞ.YATARKEN YATAĞININ ÇEVRESİNE ŞEKER KOYMUŞ.SABAH BÜTÜN KARINCA, BÖCEKLER, VS. YATAĞIN ÇEVRESİNDEYMİŞ.
ALİ:
- ULAN DEMİŞ, ŞİMDİ SİZE ELİMİN TERSİYLE BİR KORUM.AMA BABA YÜREĞİ….
Misafir
Maçtan dönen Kaan arkadasi Tolga ya maçi anlatiyordu;
- Sonunda ne oldu biliyor musun?
- Ne oldu?
- Misafir futbolcular stadyumda gol yerine dayak yediler.
- Tabii oglum, misafir umdugunu degil buldugunu yer…
Adamla kadın evlenmişler. Kadının canı bir gün balık istemiş. adamda işten eve dönerken almış bir kilo balık ile tam eve dönecek, kaynanası görmüş
- ”Elindeki ney damat” diye sormuş.
adam kibarca balık anneciğim demiş. kaynana;
- ”gel sana bir soru sorayım bilirsen yarın ben sana balık alacağım bilemezsen balık benim olur” demiş.
adam;
- ”tabii ki” kırmamış ve ”sor” demiş.
kaynana sormuş;
- ”sen benim *mımın yerini biliyormusun” adam demiş;
- ”önde”
kadın bir domalmış;
- ”bak nerede?” demiş ertesi gün yine adam balığı almış tam eve dönecekken kaynana;
- ”gel demiş sana bir soru sorayım bilirsen sana yarın ben balık alacağım bilemezsen bunu ben alırım” demiş adamda;
- ”sor anasını satayım” der kaynana sorar;
- ”benim *mım nerede” adam dünden tecrübeli;
- ”arkanda” diye cevap verir. Kaynana;
- ”bir körü kurar ve bak bakalım nerede” der. Adam çaresiz balıkları kaynanasına verir eve döner karısı adama sorar;
- ”ya kocacığım balık alacaktın unuttun’mu” adam hiddetle kadına cevap verir;
- ”Senin ananın *mı yerinde durmazsa biz bu balığı zor yeriz”…
Bir işadamı, oldukça yoğun ve yorucu geçen bir seneden sonra tatile çıkmaya karar verir. Eşi de kendisi gibi meşgul olduğu için birlikte tatil yapacakları bir dönem ayarlamak zor olur. İspanya kıyılarında bir otel bulur ve bulduğu ilk uçakla oraya gider. Otele yerleşirken bir aylık bir rezervasyon yaptırır. Bir hafta kadar güzelce tatil yaptıktan sonra, bir akşam yemeğinde garson kendisine bir mektup iletir. Mektubu okuyan işadamı, tatilini geçirdiği otelin yöneticisinin yanına gider. “Ne yazık ki tatil sona erdi…” Yönetici şaşırır ve üzülür. “Ama beyefendi, bir aylık rezervasyon yaptırmıştınız, ne oldu böyle aniden?” İşadamı çaresiz bakışlarla cevap verir: “Evet bir ay kalacağım, ama tatil bitti. Karım işinden izin almayı başarmış ve iki gün sonra burada olacakmış…”
Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar. İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur.
Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp:
-”Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir
işarettir” der.
Müthis¸ heyecanlanan adam: “Evet, galiba haklısın” diye cevap verir şaşkınlıkla.
-”Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız” diye devam eden kadın, şarap şişesini adama uzatır.
Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri
uzatır.
Bunun üstüne adam sorar:
-”Sen içmeyecek misin?” Kadın cevap verir:
- “Hayır ben polisi bekleyeceğim”
Adamın biri bir kahveye girer ve
“Millet bana bakın! Size söylüyorum! Tam 30 sene sonra ben bu kahveye gene geleceğim.” der ve
çıkar.
Kahvedekiler “Adam deli herhalde.” Derler ve fazla önemsemezler.
Ve aradan 30 sene geçer.
Aynı adam kahveye gene gelir,
“Hatırladınız mı beni millet? Size demiştim 30 sene önce ben yine geleceğim diye. İşte geldim” der.
Kahvedekiler tabi ki şaşırır.
Adam devam eder;
“30 sene sonra gene geleceğim bu kahveye.” der ve gider.
Aradan 30 sene daha geçer.
Nesil değişmiştir 30 sene önceki insanların çocukları kahvede oturmaktadır.
Adam kahveden içeri girer.
“Bana Bakın Millet Ben Sizin babalarınıza söyledim, size de söylüyorum 30 sene sonra ben bu kahveye
gene gelicem.” der ve çıkar.
Kahve milleti gene bunu takmaz.
Aradan 30 sene geçer ve adam gene gelir.
“Beni hatırladınız mı millet? 30 sene önce tekrar gelicem demiştim, işte geldim ve 30 sene sonra
gelip sizin çocuklarınıza da aynı şeyi söyliycem” der ve gider.
Aradan 30 Sene daha geçmiştir.
Ve adam Gene Kahveye gelir.
“Bana Bakın Millet Ben sizin dedelerinize söyledim. Babalarınıza söyledim, şimdi size söylüyorum tam
30 sene sonra ben bu kahveye gene gelicem”
der ve gider.
İçlerinden birisi; “Arkadaşlar bana bu olayı dedem anlatmıştı. Gelin hocaya gidelim, bu adam niye
ölmüyor? Nedir bunun hikmeti? diye soralım.” der.
Ve bir hocaya giderler. Hocaya durumu anlatırlar.
Hoca;
“Ben bu gece rüyaya yatayım. Azrail ile konuşayım. Bakayım niye canını almıyor bu adamın, size yarın
haber veririm.” der.
Ve gece olunca hoca rüyaya yatar. Rüyasında Azrail ile konuşur.
“Ya Azrail!. Sen bu şahısın canını niye almıyorsun.”
Azrail;
“Zamanında bu adam bir dilek diledi ve dileği kabul oldu, onun için.” der.
Hoca; “Ne diledi Ya Azrail?” diye sorar.
Azrail;
“Allah’ım bana milli piyangodan büyük ikramiye çıkana kadar canımı alma diye diledi” der.
Hoca;
“E Allah istese buna büyük ikramiyeyi çıkartamaz mı?”
Azrail;
“Çıkartmasına çıkarır da…
ŞereFfsiz bilet almıyor ki…”
Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl
belirliyorsunuz?
Doktor:
Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç sey
veriyoruz.
Bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl
boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz.
Siz NE yapardınız?
Adam:
OOO ! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova
kaşık ve fincandan büyük.
Hayır, der doktor.
Normal bir insan küvetin tıpasını çeker