Hollandalı uzmanların “Stroke” dergisinde yayımlanan araştırması, elma, armut, muz ve karnabahar gibi beyaz etli meyve ve sebzelerin felç geçirme riskini yüzde 52 oranında azalttığını ortaya koydu.
Yaklaşık 20 bin kişinin beslenme alışkanlıkları ve sağlık durumlarını 10 yıl boyunca gözlemleyen uzmanlar, günlük beyaz etli meyve ve sebze tüketiminde yapılacak 25 gramlıkbir artışın, felç riskini yüzde 9 aşağıya çektiğini keşfetti.
Araştırmaya katılanların yediği meyve ve sebzeleri de sınıflandıran uzmanlar, katılımcıların yarısından fazlasının elma ve armudu sıklıkla tükettiğini belirledi.
Araştırmayı yürüten ekipte bulunan Wageningen Üniversitesi’nden beslenme uzmanı Linda Oude Griep, elma ve armudun yüksek miktarda lif ihtiva ettiğinin bilindiğini, ancakbeyaz etli meyve ve sebzelerin içeriğindeki önemli besleyici maddeleri ortaya çıkarmak için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini kaydetti.
Öte yandan uzmanlar, beyaz etli meyve ve sebze tüketiminin yararlarına dair bu bilgilerin, insanları diğer renkteki meyve ve sebzeleri yemekten alıkoymaması gerektiğini ifade etti.
Araştırmacılar, sağlıklı ve dengeli beslenmenin, doymuş yağ ve tuz kullanımını azaltmanın, düzenli sporun ve tansiyonu kontrol atında tutmanın felç riskini azaltmada etkili faktörler olduğunu vurguladı.
(aa)
Kalp hastalıkları ve diyabet riskini azaltmak için şekerli içecekler yerine suyu tercih etmek yeterli olabilir
İtalyan La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, Harward Üniversitesinde görev yapan bir grup bilimadamı, tatlandırıcı içeren içecekler yerine su içmenin tip 2 diyabet riskini yüzde 7 azalttığını tespit etti.
Diğer içeceklerin yerine su tüketilmesini isteyen bilimadamları, su içmenin zayıflamaya yardımcı olduğunu ve bunun sonucunda da diyabet ve kalp hastalıkları gibi fazla kiloyla ilişkili tüm hastalıkları azalttığını vurguladı.
Araştırma grubunun başındaki Profesör Frank Hu, şekerli içeceklerin, obezite ve diyabet riskini artırdığını gösteren ikna edici kanıtların olduğunu belirterek, beslenme alışkanlıklarında yapılacak basit bir değişikliğin sağlık açısından büyük yararlar sağlayabileceğine işaret etti.
Frank Hu, “Diyabet ve kalp hastalıkları riskini azaltmak için, şekerli içecek tüketimini azaltarak, onların yerine şekersiz çay ya da su gibi sağlıklı içecekler tercih etmek çok önemli” dedi.
AA
ABD’de Boston Çocuk Hastanesi’nde çalışan David Ludwig adlı doktorun, Amerikan Tıp dergisine bu hafta yazdığı makalede “Kritik sınırdaki obez çocuklar ailelerinden alınsın” görüşüyle tartışma yarattı.
“Devletin obez çocuklara yardım etmesi için yapacağı bir görevi var. Nadiren görülen bir çözüm olan çocukları evlerinden almak” sözlerinin olduğu makalenin basında yer almasıyla doktor, ailelerden onlarca tepki e-maili aldı, meslaktaşları tarafından eleştirildi. İngiliz Reuters ajansına konuşan doktor, “Ben sadece tüm çareler tükendiğinde yetiştirme yurdunun son adres olabileceğine dikkat çekmek istedim” dedi. ABD’de en az 20 milyon şişman ya da obez çocuk var.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye’de cari açığın bu yıl GSYİH’nin yüzde 10.5’ine çıkabileceğini tahmin etti.
Türkiye’nin cari açığının GSYİH’ye oranı 2010’da yüzde 6.6 iken, IMF Mayıs’ya cari açığın yüzde 8’e çıkacağını tahmin etmişti.
IMF’in internet sitesinde yayımlanan tahminde, cari açığın GSYİH’ye oranının yüzde 9.8’e yükseleceği belirtildi.
Türkiye’nin GSYİH’si bu yıl yüzde 8.7 artarken, 2012’deki büyüme oranının yüzde 2.5 olacağı da tahmin edildi. IMF bu derin düşüşün nedeni, ülke içindeki sert talep döngüsü olduğunu belirtti.
Türk yetkililer, 1984’ten bu yana görülen en yüksek seviyeye çıkan cari açıkla baş etmeye çalışıyor. Enflasyon bu yıl yüzde 5.5 olurken, IMF gelecek yıl enflasyonun yüzde 6.4’e çıkacağını ön görüyor.
ORTADOĞU KAYNAKLARI GÖZ ARDI EDİLMEMELİ
Royal Bank of Scotland’ın gelişmekte olan ülkelerden sorumlu analisti Tim Ash, IMF’in tahminlerinin kendilerininkine yakın olduğunu belirtti ve kurumun belirli risklerin altını çizdiğine işaret etti.
Ash, “IMF’in tahmini bazı şeylerin altını çiziyor. Eğer siyasiler daha erken hareket ederlerse, ani bir durgunluğun önüne geçebilir. Riskler kesinlikle artıyor. Türkiye’de oyunu değiştirecek unsurlardan birisi, özellikle Ortadoğu’dan gelen yeni sermaye kaynakları. Güçlü büyüme oranı, bölgesel güç oluşu ve sağlıklı bankacılık sektörü nedeniyle, Türkiye yeni para akışlarına ev sahipliği yapacak gibi görünüyor. Aslında gelen yeni sermaye kaynakları, euro bölgesindeki sıkıntılar göz önüne alındığında, Türkiye’ye destek bile sağlayabilir. 2008’de Lübnan’da da benzer bir sorun söz konusuydu. Lehman Brothers krizi ardından ülkenin Ortadoğu’dan sağladığı kaynaklar, ekonominin ayakta kalmasına yardımcı olmuştu” diye konuştu.
Mehmet Özöner’le ilişkisi olduğu gündeme gelen Yeşilçay, “Bahsedildiği gibi yeni bir ilişkiye adım atmadık. Bu yakınlığın arkadaşlık ötesinde başka bir boyutu yoktur” dedi.
Ailesiyle Çeşme’de tatil yapan Nurgül Yeşilçay’ın geçen hafta sonu Çeşme’nin ünlü gece kulübü Marrakech On The Beach’in sahibi Mehmet Özöner’le sürpriz bir ilişkiye yelken açtığı gündeme geldi. Mehmet Özöner, ilişki iddialarını doğruladı.
‘Sadece iyi arkadaş olduk’
Konuyla ilgili olarak Nurgül Yeşilçay’ın ne söyleyeceği merak konusu oldu. Yeşilçay, Özöner’in aksine ilişkilerinin arkadaşlık boyutundan öteye geçmediğini belirtti. Milliyet gazetesinin haberine göre Özöner’le arkadaş ortamında tanıştıklarını doğrulayan Yeşilçay, “Mehmet Özöner’le Çeşme’de tanıştık ama bahsedildiği gibi yeni bir ilişkiye adım atmadık. İyi arkadaş olduk ama bu yakınlığın arkadaşlık ötesinde başka bir boyutu yoktur” dedi.
Geçen hafta yemek yediği ve kendisini kaldığı eve bırakan yazar Ahmet Hakan’la da adı aşk dedikodularına karışan Yeşilçay, “Her selam verdiğim ya da yan yana geldiğim insanla adımın anılmasından, bundan aşk hikâyeleri yaratılmasından çok rahatsızım. Alaçatı’da ailemle tatil yapıyorum. Ağustos ayında başlayacak yoğun iş temposuna dinlenerek hazırlanıyorum” diye konuştu.
Futbolcularını saha dışı etkenlerden futbola çekmek için büyük çaba harcayan Aykut Kocaman’ın, Süper Kupa maçının oynanıp oynanmayacağı belirsizliği yüzünden sıkıntı yaşadığı belirlendi.
Türkiye’yi sarsan “Şike Soruşturması”, en büyük darbelerden birini Aykut Kocaman’a vurdu. Teknik direktör olarak takımını ilk yılında şampiyonluğa ulaştırmanın mutluluğunu tam anlamıyla yaşayamadan iddialar yüzünden başarısının gölgelenmesiyle kahrolan Kocaman, yine de kendi derdini unutup, futbolcularını motive etmek için uğraş vermeye başladı.. Takımın tüm yükü omuzlarına binen genç hoca, büyük şok yaşayan futbolcularını bu havadan kurtarabilmek için ne yapacağını şaşırdı. Her idman öncesi ve sonrasında oyuncularını bir araya toplayan Kocaman, “Bizim mücadele alanımız yeşil sahalar. Onun dışındaki gelişmeler bizi ilgilendirmiyor” sözleriyle, onları saha dışından futbola döndürmek için uğraş veriyor. Topuk Yaylası’na çıkarma yapan taraftarların desteği sayesinde oyuncularını biraz olsun bu havadan uzaklaştırmayı başaran Fenerbahçe Teknik Direktörü, Süper Kupa maçının oynanmama ihtimali yüzünden yeniden sıkıntıya girdi. Futbolcularının kendi aralarında yaptıkları konuşmalarda, Süper Kupa maçının oynanmayacağı söylentileri hakkında sarfettikleri, “Böyle saçma bir şey olabilir mi? Biz, sezon boyunca ter akıtıp, bileğimizin hakkıyla şampiyon olduk. Bu maçı oynamak da hakkımız” sözlerine kulak misafiri olan Kocaman, ne yapacağını şaşırdı.
Tam işler rayına girmek üzereyken gelişen bu olay karşısında soğukkanlılığını korumaya çalışan Fenerbahçe Teknik Direktörü’nün, “Futbolcularım haklı. Tam ayağa kalkmaya hazırlanırken yaşadığımız bu gelişmenin takımı olumsuz etkilemesinden endişeliyim. Herkes, tedirginlik içinde gelişmeleri bekliyor. Bu belirsizlik bir an önce bitsin ki, işimize bakalım” diye dert yandığı öğrenildi.
Futbolda Dünya kupası Okyanusya elemelerinde Avustralya, Amerikan Samoası’nı 31-0 yenerek bir resmi milli maçtaki en farklı skorlu galibiyeti elde etti.
Kazakistan’da 7 yaşındaki bir erkek çocuğun karnında ikizi bulundu.
Simkent şehrinde yaşayan çocuğun karnındaki şişliği fark eden okul doktorunun hastaneye başvurması sonucunda hemen ameliyata alınan çocuğun karnından saçları ve tırnakları uzamış bir cenin çıkarıldı.
Adana’da Türk Kızılayı Kan Bağış Merkez Müdürü Dr. Ümit Tokgöz, kan vermenin insana kilo aldırmadığını, aksine bir çok hastalığa karşı koruduğunu söyledi
12 Temmuz 2011 – 12:07Yazı Boyutu:
Kızılay’ın ’kan toplama TIR’ı ile Adana’nın çeşitli noktalarında bağış kabul eden Dr. Ümit Tokgöz, kan vermenin faydaları hakkında açıklamalarda bulundu. Toplumda belirli aralıklarla kan veren kişinin kilo aldığına ilişkin oluşan kanının doğru olmadığını belirten Ümit Tokgöz, kan vermenin insanı zinde tuttuğunu belirtti.
Üç ayda bir verilecek kanla bir çok riskli hastalığa karşı vücudu dirençli hale getirmenin mümkün olduğunu kaydeden Tokgöz şöyle konuştu: “Kan veren kişi kesinlikle kilo almaz. Tıpta böyle bir şey kesinlikle yok. 3 ayda bir düzenli olarak kan verildiği zaman, kanın yoğunluğu alındığı için akışkanlığı artar. Akışkanlık artınca kalp krizi, kemik iliği yağlanması ve beyin damarı tıkanma riski azalır. Kan vermek vücudun daha dinç kalmasını sağlar. Kan bağışıyla vücuda yeni hücreler geldiği için kişi daha aktif olur, uyku problemi varsa bu sorun azalır. Kan vermek vücuttaki kolesterol yüksekliğine karşı da çok faydalıdır. Yani kan veren kişi hem kendi hayat bulur, hem de başkasına hayat verir. İmkanı olan kişiler mutlaka kan vermelidir.”
Sigara, uyuşturucu, alkol gibi bağımlılıklar arasına bir yenisi daha eklendi
13 Temmuz 2011 – 10:09Yazı Boyutu:
Avustralya’da Melbourne Üniversitesi’nde yaptığı bir deneyde, canlılar için tuzun bir tür bağımlılık olduğu sonucuna varıldı. Tamamen tuzsuz yiyecek ve içecekle beslenen farelerin, üç gün sonra tuza susadığı görüldü. Sodyum eksikliğinden neredeyse işlevsiz hâle gelen genler olduğundan yola çıkarak bu yargıya varan araştırmacılar, daha sonra aynı farelere tuzlu gıdalar verdi ve genler 10 dakika içerisinde aktif hâle geldi.
Okul sınırları içinde öğrencilerin, birbirlerine cinsel içerikli video veya fotoğraf göndermeleri halinde okuldan atılmalarını öngören yasa tasarısı ABD’de kabul edildi
14 Temmuz 2011 – 08:38Yazı Boyutu:
Kaliforniya Eğitim Yönetmeliği’ne teklif edilen SB919 adlı yasa tasarısı ‘sexting’in bir suç olmasını öngörüyor ve bunu kurumun sınırları içinde yapan öğrencinin de okul tarafından atılmasına izin veriyor.
Kaliforniya Eğitim Yönetmeliği ‘sexting’i “belirgin şekildeki cinsel içerikli fotoğrafların ya da videoların elektronik cihazlarla gönderilmesi veya alınması” olarak açıklıyor.
Yasa, eğitim kurumlarının öğrencileri okuldan atabilmek için, bu mesajların okul sınırları içinde, okula giderken veya okuldan gelirken, ders aralarında ya da okul gezilerinde atılmış veya alınmış olması zorunluluğunu koşuyor.
GENÇLERİN YÜZDE 21′İ SEXTING YAPIYOR
ABD’de sorun olarak ele alınan ‘sexting’in cezalandırılması için 20’den fazla eyalette yasalar gözden geçirildi. Örneğin, Florida’da ‘sexting’ yaparken yakalanmaları halinde öğrencilere 60 dolar ceza ve kamu hizmeti cezası verilmesini öngören bir yasa yürürlükte bulunuyor.
2008’de ‘Genç Yaşta ve Beklenmeyen Gebeliğe Karşı Ulusal Mücadele’ anketinin sonucuna göre, gençlerin yüzde 21’i ‘sexting’ yaptıklarını itiraf ediyor. İş yazılı mesajlarda daha da farklı bir boyut kazanıyor, gençlerin yüzde 38’i cinsel içerikli yazılı mesajları gönderdiklerini kabul ederken, bu tipte mesajları alanların ise yüzde 48 olduğu göze çarpıyor.
SB919 yasasını koruyan ve bu yasayı derleyen kişi olarak Senatör Ted Lieu, ‘sexting’in yasaklanmasının nedenlerini ; “ ‘sexting’ gençler arasında artık ilişkilerinde bir değer olarak görülüyor ve bu mesajlaşmanın veya okulda elden ele not geçirmenin de çok daha ilerisine gidiyor” diyerek açıklıyor.
SB919 tasarısının uygulanabilir yasa olabilmesi için halen Senato’da tasarı üstünde düzeltme yapılıp yapılmıyacağının kararının verilmesine ve Vali Jerry Brown’ın imzasına ihtiyaç duyuyor.