"Genel" konulu yazılar

Karın bölgesindeki fazla yağların omurgalara binen yük nedeniyle bel fıtığı rahatsızlığına neden olduğunu söyleyen uzmanlar, karın bölgesindeki fazla yağlardan kurtulmak isteyen hastalarını estetik cerrahlara yönlendiriyor.
Karın bölgesindeki fazla yağların omurgalara binen yük nedeniyle bel fıtığı oluşumunu kolaylaştırdığını söyleyen Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Zekeriya Kul, “Son yıllarda beyin cerrahi ve fizik tedavi uzmanları, bel ve sırt ağrısından şikayeti olan birçok hastayı plastik cerrahlara yönlendiriyor. Yapılan estetik ameliyatla karın bölgesindeki yağların ve sarkan derinin alınması hem bel fıtığı oluşumunu engelliyor hem de küçük fıtıkların oluşturduğu şikayetler yük ortadan kalkınca kendiliğinden kayboluyor, ağrılar son buluyor” dedi.
Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Zekeriya Kul, omurgaların esnekliğini sağlayan ve bir tür destek görevi gören disklerin aşırı baskıya maruz kaldıklarında fıtık oluşturduklarını söyledi. Özellikle karın bölgesinde toplanan aşırı kilo ve sarkmaların omurlar üzerine baskı yaptığını, aynı zamanda öne doğru çekme hareketiyle omurların duruşunu değiştirdiğini ifade eden Zekeriya Kul, “Omurgalara binen yük ve çekme etkisi bel fıtığı oluşumunu kolaylaştırıyor” diye konuştu.
Beyin cerrahları yönlendiriyor
Fazla kiloların sadece estetik bir kusur olarak görülmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Zekeriya Kul, şunları söyledi:
“Birçok kişi, estetik operasyonların sadece güzelleşmek amacıyla yapıldığı algısına sahip. Oysa ki bu düşünce yanlış. Son yıllarda beyin cerrahi ve fizik tedavi uzmanları, bel ve sırt ağrısından şikayeti olan birçok hastayı plastik cerrahlara yönlendiriliyor. Çünkü karın estetiği ameliyatı vücudu öne doğru çeken kuvveti ortadan kaldırdığı için vücudun duruşunu değiştiriyor ve omurların üstüne binen yükü ortadan kaldırıyor. Yapılan estetik ameliyatla karın bölgesindeki yağların ve sarkan derinin alınması hem bel fıtığı oluşumunu engelliyor hem de küçük fıtıkların oluşturduğu şikayetler yük ortadan kalkınca kendiliğinden kayboluyor, hastaların ağrıları son buluyor.”

Genel Yorum Yok Yazan:

Artık Google’da arama yapan hiç kimse, bu alan adı uzantısına sahip siteleri bulamayacak.

Milyarlarca bilgi bulunduran, internette arama motoru denildiğinde akla gelen ilk isim olan Google, .co.cc uzantılı web sitelerini arama kayıtlarından sildi.

Resimde görüldüğü şekilde bir arama gerçekleştirince bir sonuç bulamayan Google’ın bu kayıtları silmesinin nedeni olarak bu uzantıda bulunan sitelerinin çoğunun spam içerikli olması ve 11 milyondan fazla bu uzantıya sahip sitenin Google’da bulunmasının gereksiz olması gösteriliyor.

Resmi bir ikinci bölüm alan adı uzantılarından olmayan .co.cc, http:/co.cc adresinde bulunan Koreli bir şirket tarafından bağımsız bir şekilde ortaya çıkarılmış olan ‘freehost’ şeklinde bir domain.

Google’ın internet spam takımında bulunan Matt Cutts, düşük kalitede ve istenmeyen iletilerle dolu bir freehost gördükleri takdirde bu kayıtları sileceklerini vurguladı. Bunun ardından bahsi geçen alanın sahibi olan firma, blogunda bir gönderi yayınlayarak kullanıcıları korumak için boşuna kullanılan alanları sildiklerini ve alanlara virüs taraması yaptıklarını belirtti.

11.383.736 alan adının kayıtlı olduğu bu freehost’ta yaklaşık 6 milyon kullanıcı mevcut. Bu sayılar da bu freehost’u dünyanın en büyük alan adı uzantılarından biri yapıyor, zira .org ve .uk gibi 2 milyondan fazla alan adı bulunan uzantılardan daha çok alan adı bulunuyor.

Genel Yorum Yok Yazan:

Efsanevi rock grubu Bon Jovi’nin solisti Jon Bon Jovi, grubun “Greatest Hits Tour” kapsamında bugün İstanbul’da vereceği konser için dün akşam Türkiye’ye geldi.

Özel bir uçakla, saat 18.00’da Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’na inen Jon Bon Jovi, apronda uçaktan inerken hayranlarını selamladı. Daha sonra Genel Havacılık Terminali’ne giren Jon Bon Jovi, işlemlerinin tamamlanmasının ardından terminal çıkışında kendisini bekleyen hayranlarının arasından geçerek özel bir araçla alandan ayrıldı.

Geçen kasım ayında yayınladıkları “Bon Jovi Greatest Hits” albümüyle dünya çapında bir numara olan grup, “Greatest Hits Tour” kapsamında yarın İstanbul’da Türk Telekom Arena’da konser verecek. Grup, aynı tur kapsamında Türkiye’nin yanı sıra ABD, Kanada ve Avrupa’da bazı ülkelerde de konser verecek.

Genel Yorum Yok Yazan:

Rekabet Kurulu, banka ve otomotiv sektörüne başlattığı soruşturmaların ardından şimdi de beton piyasasında faaliyet gösteren 7 firma için soruşturma başlattı.

Rekabet Kurulu’nun resmi internet sitesinde yer alan açıklamada şöyle denildi;

“Rekabet Kurulu’nun 17 Mayıs 2011 tarihli toplantısında hazır beton piyasasında faaliyet gösteren İnciler İnşaat Kum Ocağı İşlt. Ticaret ve Sanayi A.Ş., Oyak Beton San. ve Tic. A.Ş., Arıdil Konut ve Otomotiv Pazarlama San. ve Tic. A.Ş., Belpaş Sakarya Büyükşehir Belediyesi İhtiyaç Maddeleri Paz. Tic. ve San. A.Ş., Nuh Beton A.Ş., Çimsa Çimento Sanayi ve Tic. A.Ş. ve Akyazı Hazır Beton Nalburiye İnş. Nakliye Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında soruşturma açılmasına karar verdi. Soruşturma, anılan teşebbüslerin aralarında anlaşma yapmak suretiyle hazır beton sektöründe 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediklerinin tespiti amacıyla başlatıldı.”

Genel Yorum Yok Yazan:

Tıp tarihinde bir ilk gerçekleştirilerek bir hastaya ilk kez laboratuar ortamında yapay olarak üretilen nefes borusu nakledildi.

Yapay nefes borusu, insan dokusu kullanılmadan tamamen hastanın kendi kök hücrelerinden üretildi.

Laboratuarlarda geçmişte üretilen nakiller sadece dokuları içeriyordu. İsveç’in başkenti Stockholm’de gerçekleştirilen nakilde kullanılan nefes borusu, Londra’daki tıp laboratuarlarından üretildi.

Stockholm’deki Karolinska Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan ameliyat, 9 Haziran günü gerçekleştirildi. Doktorlar, 36 yaşındaki hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu belirtti. Ameliyatta yer alan Dr. Paolo Macchiarini, hastayı yarın taburcu etmeyi planladıklarını söyledi.

Devrim niteliğindeki naklin kahramanı olan hasta, tüm kanser çeşitleri arasında görülme oranı sadece yüzde 1 olan nefes borusu kanseri hastasıydı. Dr. Macchiarini, hastaya kemoterapi, radyasyon ve ameliyatlar dahil her türlü tedavi şeklini denediklerini ancak yapay nefes borusu üretilene kadar hiçbir yöntemin sonuç vermediğini ifade etti.

Nefes borusu kanseri, tüm kanser çeşitlerinin arasında sadece yüzde 1 oranında görülüyor. BBC, mucize tedavi hakkında belgesel çekeceğini açıkladı.

Genel Yorum Yok Yazan:

Doğu Akdeniz’in en önemli turizm merkezi olarak nitelendirilen Mersin’de uygun fiyatlara ev konforunda tatil yapmak mümkün, eşyalı dairelerin günlük fiyatları ise sadece 150 TL.
Doğu Akdeniz’in en önemli turizm merkezi olarak nitelendirilen 321 kilometrelik sahil bandıyla dikkati çeken Mersin, tatilcilere ev konforunda ucuz tatil imkanı sunuyor.

Kış aylarında büyük çoğunluğu boş kalan, yaz aylarında ise 2-3 ay doluluk yaşanan yaklaşık bine yakın sitedeki 90 bini aşkın ikinci konuttan önemli bir bölümü, ucuz tatil seçeneği araştıranların adeta buluşma noktası.

Günlük olarak kiralanan ve haftalık isteyenler için ekstra indirim olanağı sunulduğu evlerde, buzdolabından bulaşık ve çamaşır makinesine kadar her türlü eşya bulunuyor. Denize yakınlık avantajına sahip 1 1′den 3 1′e kadar çok sayıda alternatifin sunulduğu tatil konutlarının günlük kirası ise 50 liradan başlıyor. Denize olan mesafesi ve içindeki eşyaların kalitesine göre, kirası 150 liraya kadar çıkabilen konutlar, kiralayanlara ev konforunda tatil imkanı veriyor.

Merkez Mezitli ilçesinden başlayıp, en batıdaki Anamur ilçesine kadar sahil bandında sıralanan evler arasında villalar da mevcut. Villa tipi konutlar özellikle Silifke ilçesine bağlı Taşucu beldesiyle Anamur ilçesinde yoğunluk kazandığı görülürken, günlük fiyatları ise 150 liradan başlıyor.

Hemen her kiralık tatil evinin yakınlarında lokantalardan alışveriş merkezlerine kadar birçok ihtiyacın karşılanabildiği tesislerin yer aldığı göz önünde bulundurulduğunda, tatilini Mersin’de geçirmek isteyenler, yolculuğa sadece bavulları ile çıkabiliyor.

Daire tipi evler, fiyatları nedeniyle ekonomik tatil olanağı sağladığından daha çok tercih ediliyor.

Tatilini Mersin’de kiraladıkları yazlık evlerde geçirmek isteyenler deniz ve güneşin yanı sıra tarihi doku açısından son derece zengin olan bölgede farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan mekanları da görme imkanına sahip olabiliyor.

Almanya’da yaşayan ev sahiplerinden Menderes Özkavak, tatil sezonunun başlamasıyla evlerin ilgi görmeye başladığını kiralamak için arayanların taleplerine cevap veremez hale geldiğini söyledi.

Erdemli sahillerinde bulunan 8 dairesinden birinde kendisinin oturduğunu, diğer 7′sini ise kiraya verdiğini ifade eden Özkavak, ”Benim gibi çok sayıda insan, buralardan yatırım amaçlı ev alıyor. Yılın bazı dönemlerinde ev sahibi oturduğu bu evler diğer dönemlerde de kirası ile gelir getiriyor” diye konuştu.

Evlerde konaklayan tatilcilerin de Mersin sahillerini çok sevdiğini dile getiren Özkavak, ”Buraya bir kez gelen, o kadar memnun kalıyor ki, bir sonraki seneler için de peşinen anlaşma imzalıyor. Evleri temizleyip tekrar kiraya veriyoruz” dedi.

Genel Yorum Yok Yazan:

Google’ın Facebook’u yerle bir etmek için hazırladığı Google+, Facebook’dan farklı neler sunuyor?

Google’ın yeni sosyal ağ girişimi ile Facebook’u tahtında yalnız bırakmak istemediği aşikar. Ancak Google+’yı kullanma şansı bulanlar, hizmetin diğer sosyal ağlarla olan benzerliklerine rağmen aslında farklı olduğunun da farkındalar. Dolayısıyla Google’ın Facebook’u onun yaptıklarını taklit ederek değil, Google’a özgü farklı bir rota izleyerek yenmek istediğini söyleyebiliriz.

Her şey içeriğe bağlı

Facebook kendine bağlı bir platform. Sürekli olan büyümesine rağmen yine de Facebook ve üçüncü parti uygulamalar ve bağlantılar hala Facebook tarafından denetleniyor ve yönetiliyor. Google+’nın ise başarılı olmak gibi bir zorunluluğu yok. Google+, Google aramasını kullanan kullanıcılarının diğer Google hizmetlerini kullanması gibi bir “kanal”.

Bunun en iyi örneklerinden bir tanesi mobil işletim sistemi Android. Google, Android’i kullanmak isteyen üreticilere dağıtarak tek kuruş para kazanmıyor. Platform açık kaynak kodlu ve Motorola, HTC gibi şirketler onun üzerinde birçok değişiklik yapıyorlar. Google bu şirketlerin Android’den para kazanıp kazanmadığını muhtemelen kafasına takmıyor, zira mobil arama pazarında inanılmaz büyüklükte bir paya sahipler. Google+ da sonuç olarak benzer bir durumda. Google+ içerisindeki etkinlikler sayesinde kullanıcıların Google hizmetlerine daha bağımlı hale gelinmesi umuluyor.

Circles ile Google Contacts daha fazla Google ürününe girmeyi başaracak, video sohbet hizmeti Hangout ise Skype’ın yerine geçmeye çalışacak. Instant upload ise mobil kullanıcıları Picasa dünyasına çekecek. Google+, daha çok Google temalı bir çevrim içi deneyim olacak ve platformun başarısına bağımlı olmayacak.

Circles, Twitter’a daha çok benziyor

Circles, başlangıçta Facebook grupları gibi görünse de arada belirgin farklar olduğu kesin. Bir Circle’a bir kullanıcı eklediğinizde, o kullanıcı sizi kendi circle’ına eklemeyebiliyor. Kullanıcı, circle’a eklendiğine dair bir uyarı alıyor, ancak bu uyarıyı yok sayarak hayatına devam edebiliyor. Onu yine de Circle’ınıza eklemiş oluyorsunuz ve paylaştığı her şeyi taikip edebiliyorsunuz ancak o sizin paylaştıklarınızı takip etmek zorunda olmuyor. Bu, muhtemelen Facebook’un Sosyal Grafiği ile onun Google+ sürümü arasındaki en büyük fark ve Twitter’ı anımsatıyor.

Gizlilik

Google+’da instant upload ile cep telefonunuzdan fotoğraf yüklemek istediğinizde, bu fotoğrafa kimlerin erişebileceğini seçmek zorundasınız. Bir durum güncellemesi yaptığınızda, hangi grupların bunun görebileceğini seçiyorsunuz. Bu, paylaşma sürecine fazladan bir adım ekliyor ancak Google, bu sayede kullanıcıların web’deki içeriklerinde daha fazla denetimi olduğunu hissettirmeyi amaçlıyor. Bunun yanında Google+, varsayılan olarak SSL şifrelemesini kullanıyor (adres çubuğunda HTTPS olarak görebilirsiniz).

Fotoğraf paylaşımı

Google+, Picasa entegrasyonu ile büyük bir başarıyı elde edebilir. Facebook’un sosyal fotoğraflarda önde olmasının nedeni kullanımının kolay olması ve birçok kişinin bu fotoğrafları görme ihtimali. Google+ ise fotoğrafların EXIF verilerini görüntülemeyi, basit fotoğraf efektlerini ve düzenleme işlevlerini beraberinde getiriyor. Picasa büyük fotoğrafları kabul ediyor ve küçültmüyor, dolayısıyla Google+’daki fotoğraflar yüksek çözünürlüklü olabiliyor. Yani Facebook’daki sıkıştırma kaybı gibi bir durum yaşanmıyor (RAW yüklemeye izin verilmese de). Bu nedenle fotoğraf konusunda Facebook’a bir alternatif arayanlar, kendilerini Google+’da rahat hissedeceklerdir.

Google+’yı bir Facebook kopyası gibi görmek için birçok madde sıralanabilir, ancak hizmetin önemli farkları da bulunuyor. Google, sosyal paylaşım dünyasında ideal olduğunu düşündüğü fikirleri bir araya getirerek bunların bir melezini oluşturuyor. Google+’nın, Google’ın şimdiye dek ortaya çıkardığı en iyi sosyal ağ hizmeti olduğunu söyleyebiliriz.

Genel Yorum Yok Yazan:

11 Temmuz sizin için sıradan bir gün olabilir ama Microsoft’un efsane yazılımı için öyle değil!

Microsoft’un en başarılı ürünlerinden bir tanesi olan Office XP’nin uzatılan desteği, 11 Temmuz 2011 tarihinde sona erecek. Office XP’nin ilk seviye desteği 2006′da tamamlanmıştı. Bu tarihten sonra ise Office XP için herhangi bir destek ve güncellenme sağlanmayacak.

Eğer Office XP kullanıyorsanız daha yeni bir sürüme geçmeyi düşünmeniz gerekebilir. Zira herhangi bir yazılım güncellemesinin yayınlanmayacak olması, ileride bulunabilecek açıklar ile onu tehlikelere açık bir hale getirebilir.

2001′in Mart ayında yayınlanan Office XP, Office 2000′e bir çok yenilik getirmişti. Office yardımcısı animasyonlu ataş Clippit ise bu sürümde kaderine terk edilmiş, paketten çıkartılmıştı. Office XP’den sonra Office 2003, 2007 ve 2010 yayınlandı. Bir sonraki Office sürümü ise 2012′de yayınlanması beklenen Office 2012 olacak. Office’in internet üzerinden çalışan ve bulut teknolojisini kullanan bir Office sürümü Office 365 de geçtiğimiz günlerde kullanıma sunuldu.

Daha fazlası için www.chip.com.tr sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Genel Yorum Yok Yazan:

Dünyaca ünlü İngiliz yaşlanma uzmanına göre, 1000 yaşını görecek insan yirmi yıl içinde dünyaya gözlerini açacak

Önde gelen İngiliz bilim adamına göre, 150. yaşını görecek ilk insan çoktan dünyaya geldi ve 1000 yıl yaşayacak ilk insan da gelecek yirmi yıl içinde doğacak.

Dünyaca ünlü İngiliz yaşlanma uzmanı Aubrey De Grey, kendi ömür süresi içerisinde doktorlar, yaşlanmayı ‘tedavi’ etmek için gerekli tüm araçlara sahip olacak.

Tüm hastalıkları ortadan kaldırarak yaşamı süresiz olarak uzatmanın mümkün olacağını düşünen Doktor De Grey, gelecek 25 yıl içinde yaşlanmayı kesin olarak, tıbben kontrol altına alma ihtimalinin yüzde 50 olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Kesinlikten kastettiğim, bugün çoğu bulaşıcı hastalık üzerinde sağladığımız türden bir tıbbi kontrol.” İngiliz uzman, insanların düzenli olarak ‘bakımdan geçmek üzere’ doktora gideceği; bu bakımlara, gen terapilerinin, kök hücre terapilerinin, bağışıklık uyarmanın ve insanları sağlıklı tutmak üzere gelişmiş bir dizi tıbbi tekniklerin dahil olacağı günlerin çok uzakta olmadığını düşünüyor.

Yaşlanmayı, bedende çeşitli türlerde moleküler ve hücresel hasarın yaşam süresi boyunca birikimi olarak açıklayan De Grey’in teorisine göre, 150 yaşına ulaşacak ilk insanın doğumunun üzerinden 20 yıldan az bir süre geçtikten sonra 1000 yaşını görecek insanın doğması muhtemel.

De Grey’in teorisine göre, gelişen olanaklarla, bu rutin bakımların, moleküler ve hücresel hasarlar hastalık yapıcı düzeyen ulaşmadan yaşlılık önleyici tedaviler söz konusu olacak.

Genel Yorum Yok Yazan:

Londra’daki King’s College Psikiyatri Enstitüsü’nden araştırmacılar, uyuyan 3 aylık 21 bebek üzerinde yaptıkları elektronik tarama sırasında bebeklerin beyninin farklı seslere göre değişik tepkiler gösterdiğini belirledi.
gili Haberler11 aylık bebeğe biyonik kulakHamilelikte beslenme bebeğin DNA’sını değiştiriyor’Ölü’ doğan bebek ‘dondurularak’ hayata döndürüldüDevamı için tıklayın
İlgili KonularSağlık, YaşamDaha önceden, insan beyninin ses ve duyguları ne zaman “işleme koymaya başladığı” fazla bilinmiyordu.

Bilim adamları bu araştırmayla otistik olan ve olmayan beyinlerin nasıl geliştiğini öğrenmeyi umuyorlar.

İşlevselManyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI) ile bebeklerin, su akışı veya oyuncak sesi gibi arka plandaki seslerin yanı sıra, gülme, ağlama gibi “duygusal sesler”e verdikleri tepkiler kaydedildi.

İnsan sesi kayıtları çalındığında, bebeklerin beyinlerindeki temporal korteksin, tıpkı yetişkinlerin beyinlerinde olduğu gibi harekete geçtiği görüldü.

Beynin bu bölgesinin, olumsuz ya da üzücü seslere kuvvetli tepki gösterirken, nötr ve sevinçli sesler arasında bir ayrım yapmadığı gözlendi.

King’s College’da görevli Prof. Declan Murphy, “Bu buluş, bebek gelişimini anlamamızda önemli bir ilerleme sağlayacak.” dedi.

Prof. Murhpy, BBC’ye yaptığı açıklamada, beynin nasıl çalıştiğını saptamanın, nerelerde hata yaptığının anlaşılmasına yardımcı olacağını söyledi.

University College London’da çalışan Dr. Evelyne Mercure de, bulguyu, “Beyindeki özel bölgelerin çok erken yaştan itibaren varolduğunu göstermek açısından ender bir veri.” diye niteledi.

Tıbbî araştırmacılar, kardeşleri otistik olan ve kendilerinde de otizmin gelişmesi olasılığı bulunan bebeklerin beyinlerini de taramadan geçirerek farklılıkların ne zaman saptanabileceğini inceliyorlar

Genel Yorum Yok Yazan:
Telif Hakkı © 2009 CikolataNet – sohbet, chat, sohbet odaları, sohbet siteleri

Elitdizin.com | Dizin , Site ekle , Link ekle
sohbet