Ali Taran ile Ayşe Özyılmazer’in yıldırım aşkında imzalar atıldı. Çiftin Bodrum’taki nikah törenine renkli görüntüler damga vurdu.
Çiftin nikâhı, Samiramis Pekkan’ın Bodrum Göltürkbükü’ndeki evinde kıyıldı. Basın mensuplarının sabah erken saatlerden itibaren kamp kurduğu eve, konuklar akşam saatlerinde gelmeye başladı.
Düğün hazırlıkları için seferber olan çiftin dostları, gün boyu eksiklikleri giderip akşam da nikâha katıldılar. Semiramis Pekkan, Kıvanç Tatlıtuğ, Murat Boz ve sevgilisi Yeliz Sakuçoğlu, Aslı Ekşioğlu, Yalın, Canan Yaka, Ergül-Ergil Tanca ve İzzet Çapa gibi ünlü isimlerin katıldığı yaklaşık 50 kişilik davetli grubunu, Ayşe Özyılmazel’in babası Neco karşıladı.
Bodrum Belediyesi nikâh memuru Ümmühan Yurt’un kıydığı nikâhın şahitliklerini Hıncal Uluç ve Necati Akpınar yaptı. Uluç nikah sonrası, “Neco kızlarını bana güvenerek yaptı. Üçüncüsüne karışmam artık. Çok mutluyum, birbirlerine çok yakıştılar” dedi.
Neco ise gazetecilerin “Kızınızın Ali Bey’le evlenmesine ne diyorsunuz?” sorusuna “Daha gemi gelmedi, karşılayamadım” diye yanıt verdi. Nikâhta Ali Taran, Özyılmazel için üzerinde “Kalp” fotoğrafı bulunan bayrak getirtti. İmzaların atılmasının ardından nikâh töreni konfetilerin fırlatılmasıyla sona erdi.
Ali Taran nikâhta beyaz tişört, beyaz pantolon ve siyah ceket, Özyılmazel gelinlik giydi. Çift, nikâhtan 15 dakika sonra gazetecilere görüntü vermek için villanın kapısına geldi. Ali Taran, “Sizi çok yorduk galiba, kusura bakmayın” dedi. Çift birbirlerini öpüp sarılarak poz verdi.
Semiramis Pekkan, Kıvanç Tatlıtuğ, Murat Boz ve İzzet Çapa gibi ünlülerin katıldığı havuz başındaki partide dostları çifti coşkuyla kutladı.
HAZIRLIKLAR İMECE USULÜ YAPILDI
Taran ile Ayşe Özyılmazel’in Bodrum’daki düğünü dostlarının çabalarıyla imece usulü yapıldı. Gün boyu eksikler tamamlandı. Akşam da nikah kıyıldı. Gelinin babası Neco, boşandığı iki kızının annesi Oya Germen ile ilk kez düğün fotoğrafında bir araya geldi.
ÖNCE GELİN SONRA DAVETLİLER HAVUZA ATLADI
Düğünün son dakikalarında önce gelin Ayşe Özyılmazel gelinliğiyle havuza atladı. Onu gören arkadaşları da kendilerini havuza bıraktı. En son da damat Ali Taran havuza atladı. Yılın düğünü bu görüntülerle son buldu.
Yeni evli çift bu sabah lüks bir yatla Datça, Knidos, Sİmi, Kilimli ve Leros adalarını kapsayan bir balayı gezisine çıkacak.
“AYŞE’M NE ZAMAN GELECEK”
İşte yılın düğününden ilginç notlar:
* Gelin Ayşe Özyılmazel nikahın kıyılacağı havuz başına babası Neco’nun kolunda geldi.
* Havuz başında müstakbel eşini bekleyen Ali Taran’ın heyecanlandığı ve “Ayşe’m ne zaman inecek” diye sorduğu görüldü.
* Gelin’in babası Neco’nun yeni eşi törene katılmadı.
* Yıldırım aşkın ortaya çıkmasından sonra Özyılmazel ile ilk röportajı yapan İzzet Çapa, Ayşe Özyılmazel’e beşi bir yerde taktı.
* Gecenin müzikleri Dj Can Hatipoğlu’na ait
* Düğündeki bekar kızlardan bazıları gelinin ayakkabısının altına Oya Germen’in adını yazdı
* Ajda Pekkan albüm kayıtlarında çıkan bir sorundan dolayı son anda havaalanından döndü.
* Oya Germen mücevher koleksiyonunun en değerli parçası olan, en sevdiği yüzüğü kızına hediye etti. Yüzüğün
Türkiye, Bayhan Gürhan’ı 2003 yılında “Popstar” yarışmasıyla tanıdı. Ercan Saatçi, Ahmet San, Deniz Seki ve Armağan Çağlayan’ın jüri üyesi olduğu yarışmada kendine özgü yorumuyla kısa sürede büyük hayran kitlesine kavuştu.
Yarışmadan dereceyle ayrılan ve iki albüm çıkaran Bayhan 8 yıl sonra pes etti ve ilk işi olan aşçılığa geri döndü.
Vatan gazetesinin haberine göre; Bayhan şimdilerde Ortaköy’de çiğ köfte dükkanı işletiyor. Buranın A’dan Z’ye’ her şeyiyle ilgilenen şarkıcı hem çiğköfte yoğuruyor hem de servis yapıyor.
Tip 1 diyabet aşısı deneyi, klinik araştırmaların ikinci evresinde başarısız oldu.
Güncelleme:28 Haziran 2011 09:40
PARİS (A.A) – İngiliz ”The Lancet” dergisinin araştırmasında, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilmek için insülin üreten pankreas beta hücrelerini korumaya yönelik aşının başarılı olmadığı görüldü.
Araştırmaya, Kanada ve ABD’de yaşayan, 3 ay önce şeker hastalığı teşhisi konulan 3 ila 45 yaş arasındaki 145 hasta katıldı. Araştırmanın ikinci evresinde aşı yapılan ve plasebo (sahte ilaç) verilen katılımcılarda hastalığın gidişatının aynı olduğu belirlendi.
Ancak araştırmayı yürüten bilim adamları, aşının daha önce yapılması halinde başarılı ve tedavinin bir parçası olup olmayacağını görmek için araştırmanın devam etmesini istiyor.
CHP’yi kurultay götürmek isteyen Baykal-Sav ikilisi şimdiye kadar 254 imza topladı. Bu sayının 650′ye tamamlanması gerekiyor.
Güncelleme:25 Haziran 2011 19:16
Ancak Baykal kendi şeçim bölgesinden bile ancak 5 imza toplayabildi.
Genel seçimlerde alınan yüzde 26’lık oy oranını gerekçe göstererek, kurultay çağrısı yapan muhalifler, 22 Haziran tarihinde başlattıkları imza toplama çalışmalarını sürdürüyor. Dün itibariyle toplam 254 imza toplandığı öğrenilirken, imza sayısının artması için telefon trafiğinin de sürdüğü, ancak çok sayıda delegenin telefonlarını kapattığı belirtiliyor.
KARADENİZ’DEN İMZA YOK, ANTALYA’DAN SADECE 5 KİŞİ VAR
Dün itibariyle Önder Sav’ın seçim bölgesi Ankara’da 37 imza toplanabildiği belirtildi. İstanbul’da 49, İzmir’de ise 9 delegenin imza atarak desteklediği kurultay çağrısına, Karadeniz’den tek bir imza bile gelmedi. Deniz Baykal’ın memleketi Antalya’da sadece 5 delegenin imza verdiği öğrenildi.
Partinin kurultaya gitmesi için 6 Temmuz tarihine kadar 396 imzanın daha toplanması gerekiyor. Sav ve Baykal ekibinin 650’nin üzerinde delegenin desteğini alması partiyi kurultaya götürmek için yeterli, ancak 700’ün üzerinde hedefleniyor.
MERKEZ, PARTİLERİN AÇIKLAMALARINI TARIYOR
CHP’de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatı üzerine partiyi yıpratmaya yönelik açıklamalar yapan isimlere karşı başlayan disiplin incelemesi de sürüyor. Genel Merkez’de 15 kişilik bir komisyon muhaliflerin açıklamalarını bir bir tarıyor. Mehmet Faraç, Berhan Şimşek ve Canan Arıtman’ın yanı sıra Mustafa Özyürek, Şahin Mengü, Abdürrezzak Erten, Mesut Değer, Onur Öymen, Mehmet Yıldırım, Kemal Anadol’un medyaya yansıyan açıklamaları inceleniyor. İncelemenin kapsamında Deniz Baykal ve Önder Sav’ın olmadığı belirtiliyor.
Muhalif kanadın genel başkan adayı olarak adı geçen Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu, Deniz Baykal’a yakınlığı ile bilinen Yılmaz Ateş ile dün Merkez Lokantası’nda bir araya geldi. Feyzioğlu, “Genel başkan olma amacım yok” dedi.
Harvard Üniversitesi araştırmalarına göre, her gün bir porsiyon kızarmış, fırınlanmış ya da diğer şekillerde pişirilmiş patates yemek, bir bardak şekerli içecekten ya da bir porsiyon kırmızı veya işlenmiş etten daha çok kiloya neden olurken, 20 yılda 7.26 kilo aldırıyor.
Batının beslenmesinde önemli bir yere sahip olan patatesi her ne şekilde pişirilmiş olursa olsun her gün bir porsiyon yemenin, bir bardak şekerli içecekten ya da bir porsiyon kırmızı veya işlenmiş etten daha çok kiloya neden olduğu ve 20 yılda 7.26 kilo aldırdığı bildirildi.
Harvard Üniversitesinden 120 bin’den fazla sağlık uzmanının en az 12 boyunca yürüttükleri ve New England Journal of Medicine’da yayınlanan bir araştırmaya göre, her gün bir porsiyon kızarmış, fırınlanmış ya da diğer şekillerde pişirilmiş patates yemek yılda ortalama 363gr, yirmi yılda ise 7.26 kilo aldırıyor.
PATATES ŞEKERLİ İÇECEKLERDEN DAHA ÇOK KİLO YAPIYOR
Los Angeles Times’ın yansıttığı araştırmada, her ne şekilde pişirilmiş olursa olsun bir porsiyon patatesin, bir bardak şekerli içecekten ya da bir porsiyon kırmızı veya işlenmiş etten daha çok kiloya neden olduğuna dikkat çekiliyor.
Araştırmanın lideri Dr.Dariush Mozaffarian fırınlanmış büyük bir patatesin 278 kalori, kızarmış bir patatesin ise 500 ya da 600 kalori olduğunu belirterek, bunun kolanın verdiği kaloriden bile fazla olduğuna dikkat çekiyor.
“BİR NUMARALI HALK DÜŞMANI: PATATES”
Araştırmada, Amerikanın obeziteye karşı verdiği mücadelede halkın bir numaralı düşmanının kek, soda ya da cheeseburger olmadığı sadece basit bir patates olduğu vurgulanarak, tipik bir Amerikalının yılda 53 kilo patates tükettiği belirtiliyor.(
Türkiye ekonomisinin önemli göstergelerinden biri olan otomotivde keyifler yerinde. Merkez Bankası’nın aldığı piyasaları yavaşlatma kararlarına rağmen nisan ayında ortaya çıkan pazar, martı aratmadı. Şimdi bütün gözler, seçim sonrasına odaklanmış durumda.
Otomotiv pazarı Merkez Banka-sı’nın mart ayı sonunda açıkladığı tedbirlere rağmen gaz kesmedi. Nisan ayında biraz yavaşlaması beklenen satışlar mart ayını yakaladı. Markalar yüksek kur nedeniyle indirim ya da kampanyaları minimum düzeyde tutmasına rağmen nisanda satılan araç sayısı 77 bin 551 adedi buldu. İlk 4 ay satışları dikkate alındığında da otomotiv pazarında bugüne kadarki en yüksek satış değerine ulaşılmış oldu. Otomotiv sektörü yöneticileri durumu, “Merkez Bankası’nın aldığı tedbirlerle kredi maliyetlerinde bir miktar artış oldu. Buna rağmen tüketicinin talebi kesilmedi, aylık ödemelerde 30-40 TL artışlar geleceğe yönelik güvenin önüne geçemedi.” şeklinde değerlendirdi.
Türkiye otomobil ve hafif ticari araç pazarı ocak ayında 45 bine, şubatta 59 bine, mart ayında 78 binin üzerine çıktı. Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) verilerine göre ocak-nisan döneminde otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı 259 bin 182 adet olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 64 oranında artış kaydedildi. Aylar bazında bakıldığında geçen yılla kıyaslandığında ocaktan nisana büyüme oranlarında düşüş görülüyor. Ancak buna rağmen Merkez Bankası’nın kredi büyümesini yüzde 25 seviyesinde tutma tedbirlerinin şimdilik pazarı etkilemediği ortaya çıkıyor. Nisanda otomobil satışları geçen yılın nisan ayına göre yüzde 47,3 oranında artarak 53 bin 835 adet olarak gerçekleşti. Böylece bugüne kadarki en yüksek nisan değerine ulaşılmış oldu. Hafif ticari araç pazarı ise yine geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29 büyüme sergileyerek 23 bin 716 adede çıktı. Binek otomobil satışlarında ağırlıklı olarak bireysel müşteriler dikkat çekerken filo satışlarının halen ortalamanın altında kaldığı belirtiliyor. Yılın ilk 4 ayında satılan araçların 176.7 bini binek otomobillerden, bu rakamın da 53 bin 940′ı yerli modellerden oluşuyor.
Otomobilde yerli oranı yüzde 30,5 ile yine düşük düzeyde seyrediyor. 4 ayda müşteriye ulaşan 82 bin 452 hafif ticari aracın ise yüzde 55′i Türkiye üretimi olarak dikkat çekiyor. Satışlarda motor hacimleri dikkate alındığında ise yüzde 85 ile 1.6 litre ve altında motora sahip otomobiller ilk sırayı 1.6 litre ile 2 litre arasındaki motorlara sahip otomobiller yüzde 13 ile ikinci sırayı, 2 litre ve üzeri motora sahip modeller ise yüzde 2 ile son sırayı paylaşıyor.
Google Türkiye sayfasında, yazın ilk günü olma özelliği taşıyan 21 Haziran’a özel logo yayımladı.
Arama motorunun açılışındaki Google yazısındaki ”O” harfi yerine güneş konularak oluşturulan logoya tıklandığında önce ”yazın ilk günü” yazısı ve ardından bugüne ait haberlere ve bilgilere ulaşılıyor.
Cıvıl cıvıl renklerden oluşan yazın ilk günü logosunda aynı zamanda çiçek ve hayvan figürleri de yer alıyor.
Yazın ilk günü için hazırlanan logo 24 saat sitede kalacak.
”’Doodle” olarak nitelendirilen özel tasarımlı logolar, dünya ülkeleri için önemli gün ve tatillere, kültürel olaylara, tarihte yer alan önemli kişilere bu platformda yer vererek dikkati çekmeyi amaçlıyor.
Güney Kore merkezli Pohang Iron and Steel Company (POSCO) Paslanmaz Çelik Grubu Başkan Yardımcısı Chul Jeon, ”Kocaeli’de kuracağımız yassı paslanmaz çelik haddeleme tesisine ilk etapta bin kişi alacağız. Personel alırken de istenilen niteliklere sahip oldukları takdirde öncelik Kore şehit ve gazi yakınlarına verilecek” dedi.
Jeon, Güney Kore’nin Pusan şehrindeki ofisinde AA muhabirine yaptığı açıklamada, Posco’nun Çin, Endonezya gibi dünyanın birçok ülkesinde milyarlarca dolar yatırımı olan uluslararası bir şirket olduğunu söyledi.
Son olarak Türkiye’de yatırım yapma kararı aldıklarını ifade eden Jeon, Kocaeli’nin İzmit ilçesindeki Asım Kibar Organize Sanayi Bölgesi’nde Kibar Holding ve Daewoo International’la birlikte yassı paslanmaz üretim tesisi kuracaklarını söyledi.
Tesisin 350 milyon dolara mal olacağına dikkati çeken Jeon, burada ilk etapta 200 bin ton üretim olacağını, daha sonra kapasitenin 400 bin tona çıkartılacağını vurguladı.
40 yıldır çelik sektöründe faaliyet gösterdiklerini vurgulayan Jeon, daha önce yatırım yaptıkları ülkelerden övgüler aldıklarını ve çok güzel işler başardıklarını vurguladı.
Hem şirketlerinin büyüdüğünü hem de o ülkelerin ekonomisine katkıda bulunduklarını ifade eden Jeon, şöyle konuştu:
”Bu defa Türkiye’ye ve sanayi sektörüne çok faydalar getireceğimize inanıyoruz. Genellikle çelik sanayi çevresel olarak çevreye zarar verdiğine inanılıyor. Ama biz çevreyi korumak için yıllardır özel Ar-Ge çalışmaları yapıyoruz ve çok özel teknolojilere sahibiz. Kore’de çelik sanayi tesisleri insanlarla iç içe. Türkiye’de kullanacağımız teknoloji buradakinden daha yeni olacak. Türkiye’de çok sevilen bir şirket olacağımıza inanıyoruz. Kocaeli’de kuracağımız farikada çalışanlar gururla ‘ben Posco’da çalışıyorum’ diyebilecek.”
Paslanmaz çelik sanayiyi geliştirmek için hem krom hem de nikel kaynaklarının çok önemli olduğunu dile getiren Jeon, bu nedenle bu madenlerin bulunduğu yerlerde yatırım yaptıklarını, Türkiye’de de nikel ve krom alabilmeleri durumunda yatırımlara devam edeceklerini vurguladı.
O zaman yeni yatırımların 350 milyon dolardan çok daha fazla olacağına dikkati çeken Jeon, ”Şimdi Türkiye’de krom ve nikel araştırmaları yapıyoruz. Şu anda araştırmalarımız devam ediyor” diye konuştu.
Türkiye ekonomisine hem büyük katkılarının olacağını dile getiren Jeon, ”Kocaeli’de kuracağımız yassı paslanmaz çelik haddeleme tesisine ilk etapta bin kişi alacağız. Personel alırken de istenilen niteliklere sahip oldukları takdirde öncelik Kore şehit ve gazi yakınlarına verilecek” dedi.
Güney Kore ekonomisinin hızlı gelişiminden de bahseden Jeon, ”Hükümetlerimiz özel sektörü destekledi. Özellikle çelik sanayi, otomobil ve elektronik ile kimyasal madde sektörleri desteklendi Bunun sonucunda ülke kısa sürede büyük mesafe kat etti. Ancak daha alınacak çok mesafemiz var. Şimdi yanımızda büyük Çin ve çok gelişmiş Japonya var. O yüzden daha fazla çalışmamız lazım” şeklinde konuştu.
Bu arada, şirketin yaptığı araştırmaların olumlu sonuçlanması durumunda İzmit’te kurulan tesisten çok daha büyük bir tesisin Sakarya’nın Karasu ilçesinde kurulmasının düşünüldüğü öğrenildi.
-ŞİRKETİN MERKEZİ İZMİT’TE OLACAK-
Kibar Holding Proje Yöneticisi Mehmet Aydın ise Türkiye’nin ilk paslanmak çelik haddeleme tesisini kurmanın heyecanını yaşadıklarını söyledi.
Tesisin kurulmasının hem Türkiye’ye hem de Kocaeli’ye büyük fayda sağlayacağını dile getiren Aydın, ”Tesise alacağımız personelde öncelik Kore gazi ve şehit yakınlarına verilecek. Yeterlilikleri sağlayacak olanlar arasından istihdam edeceğimiz kişileri seçeceğiz. Bu da bizi çok mutlu edecek” şeklinde konuştu.
İstihdam edilecek diğer personelin ise İzmit ve çevresinden alınacağını dile getiren Aydın, ”Şirketimizin merkezi de İzmit olacak. Çevreyle iç içe, çevre dostu, toplumla iç içe, toplumla beraber büyüyen ve gelişen bir tesis inşa edileceğiz” dedi.
Tesisle Türkiye’deki çelik sektörünün yan sanayisinin de büyük bir gelişme kazanacağını dile getiren Aydın, ”Bu sektör mevcut sektörlerden daha fazla yan sanayi üretecek bir sektör. Dolayısala dolaylı yönlerden de istihdama katkımız olacak” diye konuştu.
-ORTAKLIK ANLAŞMASI OCAKTA İMZALANMIŞTI-
Güney Koreli Pohang Iron and Steel Company (POSCO), Kibar Holding ve Daewoo International ortaklığıyla Kocaeli’de yaklaşık 350 milyon dolara kurulacak yassı paslanmaz çelik soğuk haddeleme tesisinin ortaklık anlaşması 6 Ocak 2011 tarihinde düzenlenen törenle imzalanmıştı.
Asım Kibar Organize Sanayi Bölgesinde inşasına başlanan 200 bin ton kapasiteli tesisin 2013 yılının nisan ayında tamamlanması öngörülüyor.
FARKLI bölgelerde bulunan arazileri sulamak isteyen Burdurlu çiftçi, 52 yaşındaki Süleyman Uluışık, sulama sisteminin pompasına yerleştirdiği cep telefonu ile bunu sağladığını söyledi.
Yaka Köyü’nde 30 yıldır çiftçilik yapan Süleyman Uluışık, birbirine uzak noktalarda bulunan tarlalarını tek bir noktadan sulamak için 250 TL’lik harcamayla ilginç bir yöntem kullanmaya başladı.
Geliştirilen sulama sistemini kuran Uluışık, su pompalarının bulunduğu tarlalar arasına yağmurlama ve damlama sistemleri için ayrı boru hattı döşedi. Pompanın panosuna cep telefonu yerleştiren Uluışık, sistemi devreye sokmak için bu telefonu arıyor. Telefon çaldığında 1 tuşuna basarak sistemi devreye sokuyor. Bu yolla 40 dönümlük arazisinde sulama yapan Uluışık, sistemin kapanması için yine aynı telefonu arayarak bu kez 2 tuşuna basıp sistemi kapatıyor.
BORU HATTINI DEĞİŞTİRİYOR
Teknolojiyi her zaman yakından takip ettiğini belirten Süleyman Uluışık, sistemin nasıl çalıştığını şöyle anlattı:
“Farklı noktalarda bulunan arazilerimi sulamak çok zor oluyordu. Patates, fasulye, domates ve biber bulunan tarlalarımı tek bir noktadan telefonla sulayabiliyorum. Yapmam gereken tek şey hangi sistemle sulama yapmaya karar vermem. Damlama sistemiyle sulama yapacağım dönemde sistemi bu boru hattına takıyorum. Yağmurlama sistemiyle sulama yapmam gerektiğinde ise bu hattın borularını sisteme bağlıyorum. Panodaki telefonu aradığımda herşey kendi başına çalışıyor. Benim tarlaya gelmeme gerek kalmıyor. Bu sistem ile hem işgücünden hem de zamandan kazanıyorum. Gelecek yıl da tarlalara kamera bağlatacağım. Sulama işlemini evimden izleyeceğim.”
İngiltere’de 40 bin aileyi inceleyerek hazırlanan araştırma, erkeklerin değil kadınların evliliğin ileri aşamalarında mutsuz olduğunu ortaya koydu
Araştırmacılara göre, eşlerinin ilgisi azaldıkça, kadın sıkılmaya başlıyor. İlişkilerinin beşinci yılında “Çok mutluyuz” diyen kadınların oranı yüzde 57’yken, 40 yıla yaklaşanlarda oran yüzde 26’ya düşüyor.