Afganistan’da Aşure Günü etkinliklerine katılan Şiileri hedef alan iki bombalı saldırıda en az 34 kişi öldü.
Patlamalardan ilki, başkent Kabil’deki bir Şii türbesinin girişinde yaşandı. İkinci patlamanın ise Kabil’in kuzeyindeki Mezar-ı Şerif’teki bir başka türbeyi hedef aldığı belirtildi
Kabil’de yaşanan patlamada en az 30 kişi öldü. Kabil polisi, patlamanın Ebu-Ul Fazil türbesinde yaşandığı bilgisini verdi. Saldırganın, Lohar eyaletinden gelen Şii hacılarla beraber türbeye geldiğine inanılıyor.
Afgan polisi, Mezar-ı Şerif’teki ikinci patlamada ise en az dört kişinin öldüğünü bildirdi. Polis yetkilisi Muhammed Ahmedzadi, saldırının bir bisiklete yerleştirilen bombayla gerçekleştirildiğini söyledi.
Taliban, Afganistan’da hüküm sürdüğü 2001 yılına kadar Aşure Günü etkinlikleri düzenlenmesini yasaklamıştı. Saldırıları, Taliban veya herhangi bir militan örgüt üstlenmiş değil.
İngiliz Telegraph gazetesi, istihbarat kaynaklarına dayandırdığı haberinde İran’ın olası bir saldırıya karşı savaş hazırlığı yaptığını öne sürdü.
Batılı ülkelerinin Tahran’ın nükleer programını engellemek için askeri müdahale seçeneğini değerlendirmesi, İran Devrim Muhafızları’nı savaş hazırlıkları yapmaya yöneltti. General Muhammed Ali Caferi, olası saldırı ve gizli operasyonlara karşı askeri güçlere her an hazır olma emri verdi.
Batılı istihbarat yetkilileri, Tahran rejiminin uzun menzilli füzeleri, tahrip gücü yüksek patlayıcıları, büyük topları ve muhafız birlikleri temel savunma noktalarına konuşlandırdığını belirtti.
İran, geçen ay yayımlanan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) raporundan sonra olası saldırılara karşı hazırlığını artırdı.
Tahran rejimi, Batı istihbaratı ve güvenlik kurumlarının koordineli hazırladığı bir operasyon planıyla önemli nükleer tesislerinin yok edilmek istendiğinden endişe ediyor
EL MAKTUM: İRAN İSRAİL’İ VURMAZ
Birleşik Arap Emirlikleri’nin lideri Şeyh Muhammed bin Raşid El Maktum da, İran’ın yaptığı ileri sürülen nükleer silah çalışmalarıyla ilgili açıklamada bulundu.
İran’ın elde nükleer silah üretmesinin kendilerini endişelendirmediğini belirten El Maktum, Tahran rejiminin nükleer silah yapması halinde bu silahtan çok az fayda sağlayabileceğini söyledi. Maktum ayrıca, İran’ın nükleer silah yapacağına inanmadıklarını ifade etti.
Şeyh Maktum, “İran nükleer silahla ne yapacak? İsrail’i mi vuracaklar? Bunu yaparlasa kaç tane Filistinli ölecek? Eğer İran İsrail’e saldırı düzenlerse, kendi şehirleri güvende mi olacak? Savaşın ikinci günü onlarda yok olmuş olacak” dedi.
İKİNCİ ESRARENGİZ PATLAMA
İran, Bidganeh’teki patlamanın yaralarını sarmaya çalışırken, geçtiğimiz hafta İsfahan’daki uranyum dönüşüm tesisinde sebebi kesin olarak bilinmeyen bir patlama daha yaşandı.
Washington merkezli düşünce kuruluşu Yakın Doğu Politikası Enstitüsü’nden Patrick Clawson, Los Angeles Times gazetesine, “Görülen o ki İran’a karşı sadece suikast ve siber saldırı değil, bir sabotaj kampanyası da yürütülüyor” ifadesini kullandı.
İran’ın dini lideri Ali Ayetullah Hamaney’in, ordu, istihbarat ve güvenlik kurumlarındaki tüm üst düzey komutanlara talimat verdiği ve “rejimi korumak için gerekli tüm önlemleri almalarını” istedi.
Ege Denizi’nde Midilli Adası’nın güneybatısında saat 10.17′de 5.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem İzmir’den Çanakkale’ye kadar sahil kesiminde hissedildi. Herhangi bir hasara neden olmayan deprem, kısa süreli heyecan yarattı. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, saat 10.17′deki depremin 6 kilometre derinlikte olduğunu belirtip, büyüklüğünü 5.1 olarak açıkladı.
Ege DENİZİ SALLANMAYA DEVAM EDİYOR
10.30′da yerin 5 kilometre altında büyüklüğü 4,2 olan bir deprem meydana geldi.
10.34′te yerin 9,2 kilometre altında büyüklüğü 2,6 olan bir deprem daha meydana geldi.
10.42′de yerin 3,2 kilometre altında büyüklüğü 3,7 olan yeni bir deprem daha meydana geldi.
Yabancı deprem siteleri depremin koordinatlarını, İzmir’in kuzeybatısında 84 kilometre uzaklıkta, Midilli Adası’nin güneybatısına 35 kilometre uzaklıkta olarak verdi.
İstanbul’un bazı ilçelerinde de sarsıntının hissedildiği belirtiliyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım ayında Tüketici Fiyatları Endeksinin (TÜFE) yüzde 1,73, Üretici Fiyatları Endeksinin (ÜFE) yüzde 0,65 oranındaarttığını açıkladı.
Kasım ayı itibariyle yıllık enflasyon ise TÜFE’de yüzde 9,48, ÜFE’de yüzde 13,67 oldu.
Bu rakamların beklentilerin üzerinde olduğu belirtildi.
AYLIK BAZDA ZAM ŞAMPİYONU GİYİM
Ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artış yüzde 5,59 ile giyim ve ayakkabı grubunda gerçekleşti. Kasım ayında endekste yer alan gruplardan alkollü içecekler ve tütünde yüzde 3,69, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 3,27, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 1,69, ev eşyasında yüzde 1,15, haberleşmede yüzde 0,90, lokanta ve otellerde yüzde 0,62, konutta yüzde 0,61, sağlıkta yüzde 0,23, eğitimde yüzde 0,07, eğlence ve kültürde yüzde 0,01 artış, ulaştırmada yüzde -0,55 düşüş gerçekleşti.
Bir önceki yılın aynı ayına göre TÜFE’de en yüksek artış yüzde 19,14 ile çeşitli mal ve hizmetler grubunda gerçekleşti. Alkollü içecekler ve tütün (yüzde 18,56), ulaştırma (yüzde 13,22), ev eşyası (yüzde 11,09) artışın yüksek olduğu diğer harcama grupları oldu.
Avukatlar, iddianamede ’1 numaralı sanık’ olmanın dava kapsamında ne anlama geldiğini şöyle anlattı:
Hasan Gürbüz: Bu işin yazılı olmayan bir kuralı var. Lider bir numara olarak, yardımcısı ise iki numara olarak yazılır. Ancak bunun aksini de gördüm. CMK’ta örgüt liderinin hangi sırada olacağı ile bir madde yok. Bu nedenle savcılar sanıkları nasıl uygun görürlerse iddianameye öyle yazıyor.
Tolga Akalın: Sanık sıralaması itibariyle örgüt lideri 1′de ya da diğer sıralarda olabilir. İddianamenin teknik açısından örgütün yönetim şemasına uygun yapılması mahkemenin iddianameyi anlamasını kolaylaştırır.
Kaynak: NTV
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şike cezalarında indirim öngören Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’u TBMM’ye iade etti.
Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, yasanın TBMM’ye geri gönderilmesine ilişkin gerekçede şu ifadelere yer verildi:
”İncelenen Kanunla öngörülen değişikliklerin, ölçülülük ve caydırıcılık gibi ceza hukukunun temel prensiplerini etkisiz kılacağı ve bazı sakıncaları doğurabileceği düşünülmektedir.
Diğer taraftan, 6222 sayılı Kanunda değişiklik öngören bu Kanunun gerekçesinde, yapılan değişikliklerin diğer kanunlarda öngörülen suçlara verilen cezalar dikkate alınmak suretiyle adil ve hakkaniyete uygun cezalar belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildiği belirtilmekte ise de kamuoyunda, genel ve gereklilikten doğan bir düzenleme olmaktan ziyade, halen yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında bulunan kişilere yönelik özel bir düzenleme olduğu intibaını uyandırdığı, bu durumun da değişikliğin esas amacı dışında özel bir saikle hazırlandığı eleştirilerine sebebiyet verdiği görülmektedir.”
İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince yürütülen, futbolda şike iddialarına yönelik soruşturmaya ilişkin iddianamenin tamamlandığı bildirildi.
Futbolda şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, Türkiye Futbol Federasyonu Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ’ın da ”şüpheli” olarak yer aldığı bildirildi.
İddianamenin 1 numaralı sanığının eski Giresunspor Başkanı olgun Peker olduğu öğrenildi. 2 numaralı sanık ise Aziz Yıldırım. 400 sayfa olan iddianamede 128 şüpheli v
İzlanda Parlamentosu, Filistin’i bağımsız devlet olarak tanıdı. Dışişleri Bakanı Össur Skarphedinsson bu adımı atan ilk Batı Avrupa ülkesi olduklarını belirterek “Filistin’i tanıdığımızı ilan etme yetkisine artık resmen sahibim”dedi. 63 sandelyeli İzlanda Parlamentosu’ndaki oylamada 38 milletvekili Filistin’in tanınmasına onay verdi.
Şike yasasını jet hızıyla geçiren Meclis, memura toplu zam kanununu ağırdan alınca memura zamlı maaşlar 2012 yılına sarkacak.
Yaklaşık 2,5 milyon memurun önümüzdeki yıl alacağı zam tutarı belirsizliğini koruyor. Zam oranı her yıl toplu görüşme ile ağustos ayında belirleniyordu.Yaklaşık 2,5 milyon memurun önümüzdeki yıl alacağı zam tutarı netliğe kavuşmadı. Her yıl toplu görüşme ile ağustos ayında belirlenen zam oranı, bu sene toplu sözleşmeye geçildiği için tespit edilemedi. Sendikalar, toplu sözleşmenin bir an önce yapılarak zamlı maaşın belirlenmesini istiyor. Ancak henüz toplu sözleşme yasası bile çıkmadı. TBMM’nin açılmasının ardından öncelikli olarak çıkarılması gereken yasa, Başbakanlık’ta bekliyor. Bu durum, zamlı maaşların 15 Ocak’a yetişmeme ihtimalini güçlendirdi.
Zaman gazetesinin haberine göre; memurların 15 Ocak’ta zamlı maaş alabilmesi için toplu sözleşme yasasının öncelikli olarak Meclis’e sevk edilmesi, ardından TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmesi daha sonra ise Genel Kurul’a gelerek yasalaşması gerekiyor. Daha sonra da çıkacak kanun Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayına sunulacak. Gül’ün onayının ardından sendikalar ile hükümet toplu sözleşme masasına oturarak zam oranını belirlemeye çalışacak. Anlaşma sağlanması halinde uzlaşılan oran, memur maaşlarına yansıyacak. Uzlaşma olmaması halinde Hakem Heyeti devreye girecek. Sendikaların başvurusu üzerine Sayıştay Başkanı Recai Akyel başkanlığında oluşacak Hakem Heyeti, gelecek yıl için geçerli olacak memur maaş zammını belirleyecek. Bütün bu sürecin en geç 10 Ocak 2012 tarihine kadar tamamlanması gerekiyor. Çünkü kurumların mutemetlerinin zamlı maaşları hesaplayabilmesi için en az 5 günlük süreye ihtiyacı var.
Ancak uzmanlar, 40 günlük zaman diliminde yasanın çıkmasının ve toplu sözleşmenin tamamlanmasının imkânsız olduğunu belirtiyor. Bu nedenle öne çıkan senaryoya göre, memur 15 Ocak’ta toplu sözleşmeden gelecek zammı alamayacak. Bunun yerine bütçede öngörülen yüzde 3′lük zammı alacak. Toplu sözleşmenin tamamlanmasının ardından ise ortaya çıkacak zamlı maaşa göre geriye dönük fark ödemesi yapılacak. Örneğin toplu sözleşme şubat ayına yetişirse 2 aylık, mart ayına yetişirse 3 aylık zam farkı ödenecek.
Öte yandan sendikalar, toplu sözleşmeye esas teşkil edecek yasanın bir an önce çıkarılması için bastırıyor. Çalışma Bakanı Faruk Çelik nezdinde girişimlerde bulunan sendikalar, yasa tasarısının bir an önce TBMM’ye getirilmesini istiyor. Bakan Çelik ise gecikmeye ilişkin olarak Meclis gündeminin yoğunluğunu gerekçe gösteriyor. Bütçe görüşmelerinin devam etmesi nedeniyle Meclis programı bir hayli yoğun. Bütçenin, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmeleri geçtiğimiz günlerde tamamlandı. Önümüzdeki günlerde ise Genel Kurul süreci var. Ayrıca bedelli askerlik düzenlemesi de Meclis’in öncelikli gündemleri arasında. Bu nedenle toplu sözleşme tasarısı Meclis’e sevk edilse bile Genel Kurul’da görüşülmeye başlamasının zaman alacağı belirtiliyor. Anayasa’ya referandumla giren toplu sözleşme hakkının kullanılabilmesi için gerekli yasanın çıkması gerekiyor.