CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlunun Trakya gezisine neden katılmadığı merak edilen eski CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, İstanbulda programı olduğu için izin istediğini söyledi ve ekledi: Herhangi bir sorunumuz yok. Kılıçdaroğlu ile bir elmanın iki yarısı gibiyiz.
Tekin, Aydın Üniversitesinde katıldığı panel öncesi gazetecilerin sorularını yanıtladı
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlunun Trakya gezisine neden katılmadığı sorulan Tekin, “İstanbulda programım olduğunu, katılamayacağımı söyleyerek izin istedim. Sayın Genel Başkanım da izin verdi. Bundan sonraki programlarda da Sayın Genel Başkanımın yanında olacağım. Herhangi bir sorunumuz söz konusu değil” yanıtını verdi.
Kılıçdaroğluna kırgın olmadığını ifade eden Tekin, “Bir elmanın iki yarısı gibi” olduklarını kaydetti.
“GAZZE OLAYLARI OLDU”
İstanbuldaki ilçe başkanlarının kendisinin bazı kararları tek başına verdiği, çarşaf açılımında kabul etmedikleri adımlar attığı yönündeki iddiaların sorulması üzerine ise Tekin, ” Bütün ilçe başkanlarımla ilişkilerim son derece iyi. Ama şunu sorarlar eğer bu düşüncede olan ilçe başkanı arkadaşlarımız varsa 2.5 ay önce oybirliği ile bir il başkanı seçtiniz. Eski Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal, yeni Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu, Türkiyenin en başarılı ilinin İstanbul olduğunu söyledi. Sayın Kılıçdaroğlu, Parti Meclisinde de İstanbul modelini Türkiyeye uygulayacağız dedi. Şimdi sayın ilçe başkanlarımız böyle bir düşünceleri varsa, bana en azından bire bir aktarılmış değil, 2.5 ay önce ne oldu yani? Ne değişti? 13 gün önce arkadaşlarımızın 39 tanesi bana yetki verdiler. Tam yetki verdiler. Son dönemlerde düşünüyorum olağanüstü ne oldu? Olağanüstü Gazze olayları oldu. Herhalde bunun sorumlusu olarak kabul edecekler. Çünkü başka türlü bir şey söz konusu değil. Ben ilçe başkanlarına da, örgütüme de güvenen bir insanım. Bu açıdan parti içinde tartışmanın bir tarafı olmak beni rahatsız ediyor. Benim tüm mücadelem CHPnin iktidar, Sayın Kılıçdaroğlunun da Başbakan olmasıdır. Nasıl İstanbul seçimlerinde o mücadeleyi verdim. Aynı mücadeleye de bundan sonra devam edeceğim” diye konuştu
“Aynı çerçevede destek verecektir”
CHP Eski Genel Başkanı Deniz Baykal ile görüşüp görüşmediği sorulan Tekin, son dönemde görüşmediğini ifade etti
Tekin, “Eğer İstanbulda bir başarı varsa en büyük pay Sayın Baykalındır. İstanbul İl Başkanı olarak bütün proje ve açılımlarda çok ciddi destek vermiştir” dedi. Tekin, “İnanıyorum ki Sayın Kılıçdaroğlu da aynı çerçevede destek verecektir” şeklinde konuştu.
6 Mayısta internete CHPnin o zamanki genel başkanı Deniz Baykal ve Ankara Milletvekili Nesrin Baytoka ait olduğu iddia edilen bir görüntü kaydı düştü. CHPyi sarsan kaset depremi sonrası Baykal istifa etti. Genel başkanlık koltuğuna kimin oturacağı tartışılırken CHPde bir isim öne çıktı: Baykalın 53 yıllık arkadaşı, 10 yıllık genel sekreteri, partinin ikinci adamı Önder Sav… Kaset iddialarıyla yara alan siyaset yoldaşı Baykalın CHPye artık katkısının olmayacağına ilişkin cesur bir karar alan Sav, 2-3 kez aday değilim açıklaması yapan Kemal Kılıçdaroğlunu iki günde örgütün de adayına dönüştürdü.
Yarım asırlık yol arkadaşı Baykalla yollarını ayırdığını açıklayacak kadar cesur ve kararlı bir duruş sergileyerek CHPyi içinde bulunduğu çıkmazdan kurtaran Sav, 6 Mayıstan 22 Mayısa kadar geçen sürede yaşadıklarını gün gün, saat saat www.egedesonsoz.com dan Ümit Yaldıza anlattı.
İşte o röportajdan satırbaşları:
BAYKAL İSTİFA KARARINI BENİMLE BÖLÜŞMEDİ
Sonunda üç günlük, kendisiyle sanıyorum dertleşme ve hesaplaşmadan sonra Deniz Bey istifa noktasına geldi. İstifasından benim haberim olmadı. Yani benimle bölüşmedi istifa kararını..
İstifa ettiği gün, ben onun 53 yıllık dostuyum, arkadaşıyım, genel sekreteriyim. Belki benlen oturup o konuyu konuşsaydı, onu daha büyük, farklı boyutlarda tutabilirdik. Veya istifadan sonraki aşamalar konuşulup, beraber o da değerlendirilebilirdi. Ama istifada bir dönüş kararlılığı vardı.
DÖNMEMESİ GEREKTİĞİNİ SALI GÜNÜ SÖYLEDİM ASLINDA
Yani istifadan sonra benim Salı günü TBMMde Grubunda yaptığım bir konuşma var.
O konuşmayı dikkatle süzerlerse, o konuşmada ben CHPye bir teşhis koyuyorum. Ve sözümün bir yerinde hatta baş tarafında, Genel Başkan Deniz Baykal, Türkiyenin en sıkıntılı, sorunlu döneminde genel başkanlıktan ayrıldı. Bizi kendi göbeğimizi kesmekle yüz yüze bıraktı. Bundan sonra göbeğimizi biz keseceğiz. Parti kesecek. dedim. Gruptan çıktıktan sonra da basını ters köşeye yatırdım.
İNADINA BAYKAL MİTİNGİ FOS ÇIKTI, BENİ SORUMLU TUTTULAR
Nitekim çok cılız bir kalabalık oldu. 60 bin kişi bekliyorlarmış, bin 500-iki bin kişi ancak vardı. Deniz Beyin yanında da bunu benim engellendiğim söyleniyor. Yani mitingin fos çıkmasından da beni sorumlu tutuyorlar.
Ben de bunu bana aktaranlara, Demek ki çok güçlüymüşüm, 58 bin kişiyi durdurabilmişsem hakikaten güçlüymüşüm diyerek ironi yapıyorum.
Benim ilişkim Deniz Beyle bozulmadı. Salı günkü toplantıdan sonra Çarşamba günü yaptığımız Merkez Yönetim Kurulunda (MYK), arkadaşların bir kısmının Deniz Beye iyilik yapmadıklarını, Deniz Beyin de kimsenin hamiliğine ihtiyacı olmadığını söyledim. Ve Deniz Beye yakınlıkla yalakalığı birbirinden ayırın arkadaşlar dedim. Burada Deniz Beye yalakalık edenler var dedim.
O SAKALLI ALINDI, ZIPLADI AMA BEN KAALE ALMADIM
Yalakalık tabirini kullandım. Bundan o sakallı (Savcı Sayanı kast ediyor) alındı. Zıpladı bir şeyler söylemeye çalıştı. Hiç kaale bile almadım.
YOL AYRIMI KARARINI 13 MAYIS GECESİ, EVİMDE VE TEK BAŞIMA ALDIM
Bir gün sonra Perşembe akşamı (13 Mayıs) evde kendi kendime epey tartıştım. Benim bir huyum var. Çok ilginçtir. Kritik süreçlerde, pencereden bakar, dışarıda Önder Savı gözlerim. Önemli kararlar almadan önce sıyrılırım kendimden. Kendimi izlerim. Böyle bir hasletim, özelliğim var. O gün de yine koydum kendimi dışarıya. Ölçtüm, tarttım, biçtim. Sindiremiyorum CHPnin adaysız kurultaya gitmesini
Eli kolu bağlı, Godoyu bekler gibi
Delegeler imzayı verecek, Deniz Baykal oturduğu yerden gelecek.
KILIÇDAROĞLU İLE İKİ ÜÇ KEZ GİZLİCE BULUŞTUK
Birkaç kez buluştuk. Kimsenin bilmediği, bilemeyeceği bir yerde
Ve kimse de bilemedi.
Ne o karısına söyledi ne ben söyledim. Bırak ikinci üçüncü kişiyi
Ne kadar ketum kalınırsa o kadar sonuç alınır bu işten diye düşündüğüm için bu değerlendirmeyi rahatlıkla ona da yaptım.
Ve Kemal Bey de buna uydu. (o zaten ağzı sıkı bir siyasetçidir o)
Ve adaylığını açıklama günü, tarihi
Pazar erken olurdu, Salı da geç olurdu.
KEMAL BEYİN AÇIKLAMASINI DOĞRU PLANLADIK
Pazartesi en uygun gündü adaylık açıklamak için. Zaman da öğleden önce olmalıydı. Basının da alarmda olacağı bir olay çünkü. Kemal Bey belki beraber açıklama yapmamızı isterdi. Ben de Ne kadar sade olursa o kadar iyi olur dedim. Siz açıklamayı yapın, benim de söyleyeceklerim var dedim.
O benim destek vaat edeceğimi biliyor ama ne söyleyeceğimi bilmiyordu.
AÇIKLAMAMDAN ÖNCE BASINI DA YÖNLENDİRDİM
Basın mensupları açıklamadan sonra hurra geldiler, doldular odaya. Engel olmayın basına dedim. Şu koltukta oturduk (eliyle gösteriyor)
Burada basını da yönlendirdim. Siz biraz dışarı çıkın, çıkışta açıklama yapacağım dedim. Kemal Beyle bir özel konuşalım. Kemal Bey bir açıklama yaptı ama, ben de sizin gibi dinledim, kısa bir açıklamaydı, Ben Kemal Beyi dinleyip iyice anlayayım. Bakalım detayında ne var? dedim.
Bunları bir merak aldı mı dışarı çıkarken, Kemal Beyle 15-20 dakika görüştük. Sonra kapıda o açıklamayı yaptım, değerlendirmeyi yaptım. Sanıyorum görmüşsünüzdür.
Sonradan anlıyorum ki medyada da örgütte de kamuoyunda da müthiş bir etki bırakmış o açıklama
Benim o konuşmamın bir bölümünü il başkanları bir gün sonraki toplantıdan sonra açıkladıkları deklarasyonda kullandılar. Biz de Genel Sekreterimiz gibi aklımızı duygumuzun, yüreğimizin önüne koyduk dediler.
TAM BİR HEDEF SAPTIRMAYDI YAPTIĞIM
Kemal 11.30da açıklamasını yaptı. O kadar bir hedef saptırma yaptım ki ben o açıklamadan önce. Bu binadaki basın koordinatörlüğü bile fark edemedi bunu.
Yazılı başvurusu var Sayın Kılıçdaroğlunun elimde. Grup Başkan Vekili imzasıyla
Salon tahsisi istiyor açıklama için. Ben de havale ettim resmi yazıyla ilgili birime.
Ne yapacak salonu diye sordular? Ne bileyim ben. Belki adam aday değilim diyecek, belki adayım diyecek, belki başka bir şey diyecek. Sorar mıyım böyle bir şeyi dedim.
Biliyorum bu birileriyle görüşülecek (Baykalı kast ediyor)
Bana sordular SMS gönderelim mi, bu toplantıya ilişkin diye?
Hayır. Ne münasebet. Kemal kendi olanağı ile yapsın, partinin olanağını niye kullanayım onun için dedim.
Bunlar zannettiler ki biz Kemalle ayrıyız ve ben onu paramparça edeceğim! Tam bir hedef saptırmaydı o.
GÜRSEL TEKİNİN BİLE 5 DAKİKA ÖNCE HABERİ OLDU
Gürsel Tekin ki Kemal Kılıçdaroğlunu elinde tuttuğunu, yönlendirdiğini düşünen bir siyasetçi, basın toplantısından beş dakika önce haberi oldu. Televizyonların alt yazısından gördü.
Olay yaratacak röportajın tamamı www.egedesonsoz.com da….
Performanslarıyla Altın Kelebek kazanan “Geniş Aile” ve Fasl-ı Şahane ekibi, törene lüks Azimut yatlarıyla geldi.
ÜNLÜLERİN TEKNE GEZİSİNDEN FOTOĞRAFLAR
Kusursuz bir organizasyon olması için hazırlıkları aylar öncesinden başlatılan Altın Kelebek 2010 TV Yıldızları Yarışması töreni ince detaylar damgasını vurdu. Hürriyet okurlarının oylarıyla “En İyi Komedi Dizisi” seçilen “Geniş Aile” kadrosu ve dizinin “En İyi Komedi Oyuncusu” seçilen Ufuk Özkan ile Türk Sanat Müziği Özel Ödülü verilen “Fasl-ı Şahane” ekibi, tören alanına deniz yoluyla geldi. Sanatçılar, Bebekten Haliç Kongre Merkezine süper lüks Azimut yatlarıyla ulaştırıldı. Dizi oyuncuları ve Türk Sanat Müziğinin en ünlü sanatçılarının Azimut yatlarındaki keyifli yolculuğu, görülmeye değerdi.
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığına, Kastamonu Emniyet Müdürü Ömer Altıparmak atandı.
Konya Emniyet Müdürü Hüseyin Namalın İstihbarat Daire Başkanlığından ayrılarak eski görevine dönmesinin ardından uzun süredir boş bulunan İstihbarat Daire Başkanlığına Altıparmak getirildi.
Amasya Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü, Adana Emniyet Müdür Yardımcılığının ardından Birinci Sınıf Emniyet Müdürlüğüne terfi eden Altıparmak, bir süre önce Kastamonu Emniyet Müdürlüğüne atanmıştı.
ÖMER ALTIPARMAK KİMDİR?
Amasya, İzmir ve Adanada İstihbarat ve Terörle Mücadele birimlerinde çalışan Altıparmak, Ocak-2010 tarihinde Polis Başmüfettişliği görevinden Kastamonu Emniyet Müdürlüğü görevine atandı. Kastamonuya bir süre önce atanan Ömer Altıparmak, yaptığı çalışmalarla kısa sürede vatandaşın büyük takdirini kazandı. Halkla iletişime verdiği önemle bilinen Altıparmakın şu an Adanada bulunan ailesini ziyaret etmek için Cuma günü bu kentte gittiği öğrenildi. Bugüne kadar İstihbarat ve Terörle Mücadele konusuna bir çok kurs ve eğitim aldığı bilinen Ömer Altıparmak, bir çok yurt dışı görevinde de bulundu. Altıparmak, Devlet Lisan Okulunda İngilizce Kursu, Terörle Mücadele Sorgu Kursu, Birleşmiş Milletlerde İnsan Hakları Kursu, İstihbarat Kursu, Yalan Makinesi (Poligraf) kursu alarak bu alanlarda uzmanlaştı.
1962 İzmir doğumlu olan Ömer Altıparmak, 1980-1984 İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünden mezun olduktan sonra 1985-1986 Ankara Polis Akademisi Özel Eğitim Sınıfını bitirdi.
Devlet Lisan Okulunda İngilizce Eğitimi alan Ömer Altıparmak, Terörle Mücadele, İstihbarat, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Kurslarına katıldı. 1996-1997 yılı Bosna Hersekte oluşturulan Birleşmiş Milletler Polis Gücü (IPTF) ve 1999-2001 yılları arasında Kosovada oluşturulan Birleşmiş Milletler Polis Gücünde (UNMIK) görev yapan Altıparmak, Birleşmiş Milletler Polis Gücünde ise Investigation (Soruşturma), Human Rights Regional Coordinator (İnsan Hakları Bölge Koordinatörü), Chief Of Regional Intelligence Unit (Bölge İstihbarat Müdürü) olarak görev yaptı. Yaptığı çalışmalardan dolayı çok sayıda maaş taltifi ve takdirname ile ödüllendirilen Ömer Altıparmak, iyi derecede İngilizce ve orta derecede Boşnakça biliyor. Altıparmak, evli ve iki çocuk babası.
RAMAZAN AKYÜREK GÖREVDEN ALINMIŞTI
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek 2009 yılının Ekim ayı ortalarında merkeze alınmış, yerine vekaleten Konya Emniyet Müdürü Hüseyin Namal atanmıştı.
Ramazan Akyürek, TBMM Şemdinli Olaylarını Araştırma Komisyonuna verdiği ifadelerin ardından görevden alınan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzunun yerine Emniyet Teşkilatı istihbaratının başına getirildi.
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, Trabzon Emniyet Müdürü olduğu dönemde, TAYADlılara linç girişimi, Trabzonsporlu futbolcuların ev ve araçlarının kurşunlanması, Rahip Andrea Santoro cinayeti gerçekleşti.
Akyürekin İstihbarat Daire Başkanlığı döneminde ise Hrant Dink suikasti gerçekleşti. Dink suikastının planlayıcısı olduğu iddia edilen Erhan Tuncelin, Akyürekin Trabzon Müdürü olduğu dönemde polis muhbiri olduğu belirlendi. Akyürek hakkında açılan soruşturmada aklandı.
ESKİŞEHİRin Sivrihisar İlçesi yakınlarında bariyerlere çarpıp takla atan minibüste 3 kişi yaşamını kaybetti, bir kişi yaralandı.
Sivrihisar-Afyonkarahisar karayolunun 18nci kilometresinde saat 19.00 sıralarında meydana gelen trafik kazasında sürücüsü henüz belirlenemeyen 06 BR 95 plakalı minibüs yol kenarındaki bariyerlere çarpıp takla atarak devrildi. Kazada minibüs içerisinde bulunan Fatih Kalelioğlu, Halil Kibaroğlu ve Mesut Baykara olay yerinde öldü, ağır yaralanan Enes Çınar ise Polatlı Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Ölen 3 kişi ile yaralının Afyonkarahisarın Emirdağ ilçesinde bir GSM firmasının baz istasyonunu kurduktan sonra Ankaraya dönerken kaza geçirdikleri belirtildi.Jandarma yetkilileri, kazada ölen 3 kişinin cesetlerinin Sivrihisar Devlet Hastanesi morguna kaldırıldığını olayla ilgili soruşturmanın sürdürüldüğünü bildirdi.
ANTALYAda, öğrenim gördüğü liseden mezun olmak üzere olan ve kepiyle fotoğraf bile çektiren 17 yaşındaki Ferihan Buse Çakar, erkek arkadaşı 19 yaşındaki Damra Tonguyla eğlence dönüşü geçirdikleri kazada yaşamını yitirdi. Kazada Buse Çakarın sevgilisi olan sporcu Damra Tongu da ağır yaralandı. Arkadaşaları Damranın durumunun iyiyleşmesi için dua ediyorlar.
Hayatını kaybeden Buse ve yaralanan Damranın fotoğrafları
Damra Tongu, Akdeniz Lisesinden 2 hafta sonra mezun olacak olan son sınıf öğrencisi kız arkadaşı Ferihan Buse Çakar ile mezuniyet kutlamasına katılmak üzere Laraya gitti. Burada gece geç saatlere kadar eğlenen sevgililer, Tongunun kullandığı 07 BAV 92 plakalı hafif ticare araçla şehir merkezine doğru yola çıktı. Damra Tongu aşırı hız nedeniyle direksiyon kontrolünü kaybedince araç Metin Kasapoğlu Kavşağında yoldan çıktı. Orta refüje çıkan araç, buradaki bir ağaca çarparak durabildi. Kazada ağır yaralanan 2 genç, çevredekilerin çağırdığı ambulansla Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Acil Servisine götürüldü. Gençlerden Ferihan Buse Çakar müdahaleye rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Hayati tehlikesi süren erkek arkadaşı Damra Tongu yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındı.
Cenazesi Uncalı Mezarlığına defnedilen Çakarın okulunda ise bugün matem havası hakimdi. Arkadaşları genç kızın fotoğrafı önüne karanfiller bıraktı. Ferihan Buse Çakardan geriye, 1 Haziran günü çektirdiği mezuniyet fotoğrafı kaldı.
Türk yatçılığının piri olarak adlandırılan Prof. Dr. Süleyman Dırvana, Marmaris Bozburunda bugün 95 yaşında vefat etti.
SÜLEYMAN DIRVANA 100 YAŞINDAKİ TEKNESİYLE / FOTO GALERİ
PROF. DR DIRVANANIN VERDİĞİ SON RÖPORTAJLARDAN BİRİ
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde uzun yıllar hizmet veren ve emekli olduktan sonra Marmaris Bozburuna yerleşen Süleyman Dırvana 100 yaşındaki teknesi ile Ege kıyılarını gezer ve özellikle askerliğini teğmen olarak yaptığı Seddülbahire uğrardı.İleri yaşına rağmen ziyaret ettiği köylülerin hastalıklarına derman olmaya çalışır onlarla uzun sohbetlere katılırdı.
Meşhur bir Osmanlı Ailesi olan Kıbrıslılardan olan Süleyman Dırvana yelken sporunun henüz gelişmediği dönemde bu spora gönül veren bir denizci olarak biliniyor. İstanbul Yelken Kulübünün kurucusu olan Dırvan, “Seddülbahir” isimli 7.50 m boyundaki yelkenli teknesiyle kıyıları gezerken Bozburunda kendi yaptığı evde emeklilik günlerini geçiriyordu. İlerlemiş yaşına rağmen bir çok denizcinin bile cesaret edemeyeceği manevraları yapan Prof Dr. Dırvan, denizciler arasında cesurluğuyla da ün yapmıştı.
Bir zamanların en ünlü cerrahları arasında gösterilen Prof.Dr. Dırvana için 7 Haziran Pazartesi günü İstanbul Yelken Klübünde tören yapılacak. Dırvana için daha sonra saat 12.00de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde ikinci bir tören düzenlenecek. Süleyman Dırvana daha sonra vasiyeti üzerine Seddülbahire götürülerek orada kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.
Batı Şeriada gerçekleştirilen İsrail karşıtı gösteride Mavi Marmara gemisinin maketi karadan yürütülmek istendi. Protestoculara müdahale eden İsrailli askerler, eylemcilerle çatıştı.
MAKETİNE BİLE TAHAMMÜL EDEMEDİLER / FOTO GALERİ
İsrailin kanlı baskınına hedef olan Mavi Marmara gemisinin karadan yürütülmesine de izin verilmedi.
Batı Şerianın Bilin köyünde, yardım filosuna düzenlenen operasyonu ve İsrail tarafından inşa edilen tartışmalı sınır duvarını protesto eden Filistinli, İsrailli ve uluslararası aktivistler, gerçekleştirdikleri gösteride Mavi Marmara gemisinin maketini de kullanmak istedi.
Ancak İsrailli askerler, maket gemiyi karadan yürütmeye çalışan göstericilere izin vermedi.
Askerlerle eylemciler arasında çatışma yaşandı. İsrailli askerler göz yaşartıcı sprey ve coplarla müdahale ederken, göstericiler de güvenlik güçlerine taş atarak karşılık verdi.
Mardinde dün başlayan ve bir ay sürecek bienal kapsamında düzenlenen etkinlikte sahneye çıkan 6 kadının giydiği içi su dolu transparan elbiseler Mardin Valisini rahatsız etti. Mardin Valisi Hasan Duruerin, sahnede performans gösteren kadınların çıplak olduğunu zannederek gösteriyi izlemediği görüldü.
İŞTE VALİYİ RAHATSIZ EDEN O PERFORMANS - Foto – galeri
AK PARTİLİ VEKİLDEN MARDİN VALİSİNE ALKOL TEPKİSİ
Mardinde dün başlayan ve bir ay sürecek bienal kapsamında 800 yıllık Kasımiye Medresesinde sanatçı Nezaket Ekicinin sulu performans gösterisi, ilgi çekti.
Geçen yıl Ekim ayında ön açılış sergisi olarak düzenlenen Davetinizi aldım Teşekkürler adlı uluslararası serginin ardından, iki gün sürecek Mardin Bienali, 800 yıllık Kasımiye Medresesinde düzenlenen bir etkinlikle başladı. Mardin Bienalinin açılış etkinliğine Vali Hasan Duruer GAP İdaresi Başkanı Sadrettin Karahocagil, sanatçılar ve 100e yakın vatandaş katıldı. Açılış etkinliğinde performans sanatçısı Nezaket Ekicinin sulu performans etkinliği ilginç görüntülere sahne oldu. Etkinlik, medresenin avlusundaki havuz etrafında toplanan 6 kadının giydiği içi su dolu transparan elbisenin bölmelerindeki suyun sanatsal gösterilerle boşaltılması ile başladı. Bu arada bazı vatandaşlar sulu performansın başlaması ile bu etkinliğin medreseye yakışmadığı gerekçesi ile bienali terk etti. Performans etkinliğinden sonra Burhan Öçal ve İstanbul Oriental Ensemble konseri verildi.Vali Hasan Duruer, bienalin salt Mardin coğrafyasına, kültürel yönden yeni bir ivme kazandıracağı gibi Türkiyenin de çağdaş sanat belleğine güçlü katkılar sağlayacak bir platform oluşturacağını söyledi. Duruer, Dünyanın ilk üniversitesi, ilk bilim merkezinin kurulduğu bu bölgede böyle tarihi bir mekanda ünlü sanatçıların sergilerini açmak gerçekten büyük bir zevktir. Mardin Bienali, bir taraftan ezanın çan sesi ile harmanlaştığı, diğer taraftan dillerin, dinlerin ve medeniyetlerin bir arada yaşadığı hoşgörü şehri Mardin kültürel mirasının ülkemize ve tüm dünyaya tanıtılmasına katkıda bulunacağına inanıyorum. Son yıllarda tüm dünyanın ilgisini çekmeye başlayan, tarihi ve kültür yapısı ile UNESCOnun Dünya Mirası kenti listesine girmeye aday Mardinin zengin dokusu sanatçılara ilham kaynağı olabilecek bir yapıdadır dedi.