"Haberler" konulu yazılar

Erdoğan’ın “Şu an Antalya’da bir site var, ‘Laik olmayanlar giremez’ diyor” dediği site o tabelasını kaldırmış

FM’de konuşan Başbakan Erdoğan, “Bazı vatandaşlar arasında ’tamam çok iyi çalışıyorlar ama bunların bir zihniyeti var Türkiye’yi geriye doğru götürecekler. Yaşam biçimimize karışacaklar, rahat içki içemeyeceğiz, mini etekle dolaşamayacağız’ gibi kaygılar var” sözleri üzerine değerlendirmeyi yaptı:

“8,5 yıldır iktidardayız… Sizin bu söyledikleriniz bu ülkede on yıllardır söylenen şeylerdir. Artık pes, yetti. Bu irtica kampanyalarını yürütenler, bu ülkede yeni değil. Bu ta İttihat Terakki’nin ürünüdür. Bu CHP zihniyetinin ürünüdür…

Kendi il başkanını belediye başkanı, vali yapan bir anlayışla bu ülkede halka zulmetmişlerdir. Bunlar Türk lirasının üzerinden Atatürk’ün resmini kaldırmışlardır, oraya İnönü’nün resmini koymuşlardır, işte bunu diyen zihniyet bu… Biz neysek oyuz… 8,5 yıldır bu ülkeyi yönetiyoruz, kimin içkisine karıştık, kimin yaşam biçimine karıştık? Böyle bir şey duydunuz mu, gördünüz mü? Herkes istediği gibi yiyor, istediği gibi geziyor, istediği gibi içiyor.

Ama biz bunlara diyoruz ki, ’Siz de bize karışmayın, bırakın ben de ailemle inandığım gibi yaşayayım. Bu ülkede bölücülük yapmayalım, bundan rahatsız olmayalım’. Ama şu anda bu ülkede başörtülü olduğu için gittiği herhangi bir restoranda, bunlar istisna şeyler ama kendilerine hizmet verilmeyen yerler var. Bu tür restoranlar var. Çok daha enteresan, şu anda Antalya’da bir site, ’Buraya laik olmayanlar giremez’ diyor. Bunlar var… Bunlardan rahatsızım, bunları duymak istemiyorum, bunları yaşamak istemiyorum.” O TABELA DEĞİŞTİ Vatan’ın haberine göre, Erdoğan’ın gündeme getirdiği site Antalya Lara’daki Feyziefe Sitesi. Geçen Ekim’de girişindeki, Türk bayrağı ve Atatürk resmi bulunan tabelada, ‘Atatürkçü, laik, demokratik insanların yaşadığı sitedir’ yazısıyla gündeme gelmişti. Yaklaşık 300 kişinin yaşadığı sitenin her 3 blokunun da girişinde profesyonel site yönetimi tarafından asılmış, ‘Çağdaş sitemizde çağdaş bir yaşam için kurallar’ yazılı bir pano bulunuyordu. Panoda yazılan kuralların birinci maddesi ‘Laik- Demokratik- Atatürkçü düşünceye sahip olmak’, ikincisi ise ‘Çağdaş bir sitede yaşamaya hazır komşuluk ilişkilerine vakıf olmak’ olarak sıralanıyordu. Geçen yıl yapılan haberlerden sonra gelen tepkiler üzerine bu yazılar kaldırıldı.

Haberler Yorum Yok Yazan:

Türkiye 12 Haziran Pazar günü genel seçimler için sandık başına gitmeye hazırlanırken, siyasi parti liderleri de yaklaşık 1.5 aydır devam eden yoğun bir o kadar da tartışmalı, kimi zaman sert polemiklerin yaşandığı bir seçim maratonunu geride bıraktı.

Başbakan Erdoğan seçim maratonunu toplam 72 miting tamamlayacak. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 24 Nisan’da başlattığı seçim maratonunu 11 Haziran Cumartesi günü İzmir’de ilçe ziyaretleri ile tamamlayacak. Kılıçdaroğlu, 81 ilde miting yaparken 200 ilçeyi de ziyaret etti. 1 Ekim 2010′da başlattığı seçim çalışmalarını 18 Mayıs’tan itibaren Kastamonu mitingi ile sürdüren MHP lideri Bahçeli ise il ve ilçe ziyaretlerinin yanı sıra 40 miting gerçekleştirdi.

Türkiye 12 Haziran Pazar günü, genel seçimler için 17′nci kez sandığa gitmeye hazırlanırken siyasi parti liderleri de yoğun bir maratonu geride bıraktı. Seçim maratonundan geriye ise yaklaşık 1.5 aydır Anadolu’yu karış karış gezen ve yaptıkları mitinglerde vatandaşlarla buluşan siyasi parti liderlerinin karşılıklı söz düellosu, MHP’li 9 yöneticinin istifasına yol açan kasetler, Kastamonu’da, Başbakan’ın mitinginin ardından polis aracına yapılan PKK saldırısı, Hopa’da bir kişinin ölümüne yol açan olaylar, ekranları süsleyen müzikli tanıtım filmleri ile Bahçeli’nin “püskevit’i damgasını vurdu.

Haberler Yorum Yok Yazan:

Başbakan Erdoğan, terörsitbaşı Öcalan’ın cezasıyla ilgili olarak, ”Partim 57. Hükümet koalisyonunda görev alsaydı Öcalan ya idam edilirdi ya da istifa ederdik, çekilirdik” dedi.

Başbakan Erdoğan, Kral FM’in canlı yanında soruları yanıtladı. Başbakan’ın en çarpıcı açıklaması Öcalan’ın cezasıyla ilgili oldu. Erdoğan konuyla ilgili şunları söyledi:
“İmrali’dakiyle ilgili ceza kesinleşti. Nedir bu ceza? Ağırlaştırılmış müebbet hapis. Ak Parti bunun üzerinde asla oynamaz. Bizden İmralı’dan çıkarıp gelip E tipi cezaevlerinde kalmasını talep edenler oldu. CHP’liler de, MHP’liler de oldu. İmralı’da tutulmasının bir sebebi var. Her gün oralarda gösterilerle karşı karşıya kalırsınız. Bundan dolayı bu adımlar atılıyor. Kendisi uluslararası standartlar neyse orada cezasını çekmektedir. Farklı odalarda yanına beş mahkum kondu. Onlarla günde belli saatleri var, görüşme imkanları oluyor. Bu da cezalarda olması gereken bir uygulama diye sağladık. Böyle bir şey düşünülemez bu mertçe değil, namertçe bir iftiradır. Tayyip Erdoğan sağ oldukça, böyle bir şeye müsade etmez. Ancak bir şey var. İdam Türkiye’de kalkmadığında ABD geldi Öcalan’ı teslim etti. Teslim edildikten sonra merhum Ecevit, Bahçeli, Yılmaz iktidardaydı. İdamın ertelenmesine karar verildi. Altında onların imzası var. O zaman bunu sümenaltı yapmasaydınız, bu iş çoktan bitmiş olacaktı. O anda koalisyonda olsaydık uygulanması gereken cezayı uygulardık. Ya idam edilirdi, ya da istifa ederdik çekilirdik.”

Haberler Yorum Yok Yazan:

İnternette “filtre” iddiaları karşısında temel hak ve özgürlüklerin ihlal edileceğini savunan “Anonymous” (Anonim) adlı bir grup, Türkiye’deki çeşitli kamu kuruluşları ile bazı medya sitelerine yönelik siber saldırı düzenleyeceği tehdidinde bulundu.

İlk büyük eylemlerini aylar önce Wikileaks’e yönelik ambargo uygulayan Paypal, Visa ve Mastercard gibi online ödeme ve kredi kartı firmalarına karşı gerçekleştiren grup üyeleri, dün kendilerine ait internet sitesinde Türkiye’yi hedef alan bir mesaj yayınladı.

Türkiye’de internet kullanıcılarının “filtre” uygulaması ile sansüre uğrayacağını savunulan mesajda “operationturkey” (Türkiye Operasyonu) adıyla “siber savaş” ilan edilirken, öncelikle “sansür” uygulayan kurumlara karşı harekete geçileceği açıklandı.

Sosyal paylaşım siteleri üzerinden örgütlenen grup üyeleri, “IRC” isimli anlık mesajlaşma kanallarında siber saldırının hedefi ve zamanlaması konusunda bilgiler aktararak, uygulanacak olan yöntem ve stratejiler hakkında çeşitli bilgiler verdi.

Türkiye’den de bazı internet kullanıcılarının destek verdiği grup üyeleri, bu mesajdan bir süre zonra kimi kamu kurumlarının internet sistemlerine yönelik küçük çaplı siber saldırılar düzenledi. Söz konusu saldırılar karşısında bazı internet sitelerine erişim bir süre engellenirken, “hack”leme girişimi başarısızlıkla sonuçlandı.

-İLK ORGANİZE SALDIRI PERŞEMBE SAAT 18.00’DE-
Türkiye’deki kimi kamu kurumlarını hedef alan ilk organize saldırının 9 Haziran Perşembe günü saat 18.00’de (TSİ) gerçekleştirileceğini duyuran Anonymous, eyleme katılmak isteyenlerin bilgisayarlarına bazı yazılımlar indirerek, bu programları aktif hale getirmesini istedi.

Tüm bu gelişmeleri yakından izleyen siber güvenlik uzmanları, söz konusu tehdidin önemine dikkat çekerek, bir çok sitenin “DDoS” olarak adlandırılan saldırı ile karşı karşıya kalabileceğini bildirdi.

2007’de nam salan “DDoS” saldırı yöntemi ile hedef alınan bir internet sitesinin aynı anda yoğun bir ziyaretçi akınına uğratılarak, web sitesi veya DNS (Alan Adı Sistemi) sunucularının kullanılmaz hale getirildiğini belirten uzmanlar, “Bu saldırı yöntemi; 50 kişilik bir otobüse 1000 kişinin binmesi gibi birşey” yorumunda bulundu.

Bu tip saldırılarda amacın, “bilgi çalmak” yerine sistemin erişilemez hale getirilmesi olduğunu kaydeden siber güvenlik uzmanları, burada verilmek istenen mesajın “Bizim internetimize karışırsanız biz de sizin internetinizi kapatırız” anlamı taşıdığını öne sürdü.

-
BİLGİSAYARLARI “ZOMBİ” HALİNE GETİRİYORLAR-
Anonymous grubunun saldırılarda özel bir yöntem kullandığını belirten uzmanlar, “Klasik DDoS saldırılarında ’zombi’ haline getirilmiş bilgisayarlar kullanılırken, bu grup tamamen ’gönüllü zombi’ bilgisayarlarla saldırıyor.

Gönüllü zombi olabilmeniz için de size bir program yüklettiriyor ve bu programı IRC üzerinden şuraya saldır buraya saldır şeklinde yönlendiriyorlar” bilgisini verdi.

Siber saldırı sırasında kendi IP adresleri yerine VPN (Sanal Paylaşımlı Ağ) üzerinden IP adreslerini değiştiren grup üyelerinin bu sayede izlerini bazı kişilerin yönlendirmesi ile kendilerine hedefler seçtiklerine dikkat çekti.

-TÜRKİYE’DEKİ İNTERNET AĞI ÇÖKEBİLİR-
DDoS saldırılarından bir sonraki adımın çeşitli devlet kurumlarına ait telefon ve haberleşme sistemlerini çalışamaz hale getirmek olduğunu kaydeden siber güvenlik uzmanları, daha sonra hedefteki kurumlarda çalışan kişilerin bilgisayarlarına “phishing” saldırıları gerçekleştirileceğinin altını çizdi.

“Phishing” yöntemi ile kullanıcılara e-mail göndererek, bilgisayarlarından erişim sağladıkları banka, kredi kartı bilgi ve şifrelerinin yanı sıra kurumlarına ait kimi özel bilgi ve belgelerin sızdırılmaya çalışılacağını anlatan uzmanlar, böylesi bir durumun yeni bir “Wikileaks” olayına kapı açacağına vurgu yaptı.

Eğer gerekli önlemler alınmazsa ciddi bir siber savaşın başlamış olacağını bildiren uzmanlar, kimi hassas hedeflerin saldırıya uğramısı durumunda Türkiye’deki internet ağının bir süre için çökebileceği uyarısında bulundu.

Bu arada Anonymous grubu üyeleri Perşembe günkü saldırıda çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına ait internet sitelerinin yanı sıra siyasi partiler ve kimi medya sitelerini de kendilerine hedef seçtiklerini açıkladı.

-SİBER GÜVENLİK UZMANLARINDAN UYARILAR-
Anonymous’un bugüne kadar gerçekleştirdiği hacker saldırılarını yakından takip eden Siber Güvenlik Uzmanı Huzeyfe Önal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hedefteki kurumların kendi bünyelerinde alacağı çeşitli önlemlerin yanı sıra internet servis sağlayıcılarının da ciddi tedbirler alması gerektiğini bildirdi.

Bu tür organize saldırılarda, servis sağlayıcılarının saldırının hedef aldığı web sayfasın yönelik tüm girişimlere anında müdahale edebileceğini anlatan Önal, bunun için saldırı yönteminin çok iyi analiz edilmesi ve engelleme sistemlerinin devreye sokulması gerektiğini anlattı.

Proxy ve benzeri yöntemler ise IP adreslerini değiştirerek saldırıya katılacakların ciddi bir etkiye sahip olmayacağı görüşünü belirten Önal, kendi IP’leri ile eyleme destek verenlerin güvenlik güçleri tarafından kısa sürede tespit edileceğinin altını çizdi.

-5 YILA KADAR HAPİS CEZASI VAR- Anonymous’a destek vermek isteyen çok sayıda kişinin, bu grubun internet sitesinden indirdikleri özel programlarla bilgisayarlarını saldırıda kullanılacak birer ’zombi’ haline getirdiğini belirten Önal, sözlerine şöyle devam etti: “Grup üyelerinin Türkiye’ye yönelik bu saldırı planını ’protesto’ olarak gören ve gönüllü olarak katılmayı planlayan çok sayıda Türk vatandaşı ile karşılaştık. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus protesto ile ’saldırının farklı şeyler olduğu.

Protesto amaçlı da olsa böylesi bir saldırıya katılanlara, Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre suç işlediklerini hatırlatmak isterim. İnternet sitelerine bu şekilde zarar verenlen, 5 yıla kadar hapis cezası ile yargılanacaklarını unutmamalı.”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 6 yeni bakanlık kurulacağını bildirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Yeni Bakanlar Kurulu Başbakan dahil 25 üyeden oluşuyor. Yeni yapıda, 4 adet başbakan yardımcılığı ve 20 adet de icracı bakanlık bulunuyor” dedi.

Erdoğan, bakanlıkların yeniden yapılandırılmasına ilişkin, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Yeni Bakanlar Kurulu’nun Başbakan dahil 25 üyeden oluştuğunu, yeni yapıda, 4 adet başbakan yardımcılığı ve 20 adet de icracı bakanlık bulunduğunu söyleyen Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı olmak üzere 6 yeni bakanlık kurulacağını bildirdi.

Erdoğan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yerine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kurulacağını, Çevre ve Orman Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın birleştirilerek Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı oluşturulacağını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, ”Artık Bakan yardımcılığı görevi ihdas edilecek. Yani her bakan ile Müsteşar arasında bir bakan yardımcılığı ihdas edilecek. İcracı bakanların her birine, birer bakan yardımcısı atanacak. Yani 20 tane. Milletvekilleri dışından, atama yoluyla görevlendirilecek. Bu yardımcılar, hükümetle gelecek ve hükümetle gidecek. Bakan yardımcıları, işlerinin uzmanı, sektörü bilen, bakanlık faaliyetlerinin daha verimli ve süratli yürütülmesini sağlayacak kişilerden seçilecek. Özel sektörden de bu makama atama yapılabilecek” dedi.

AA

Haberler Yorum Yok Yazan:

Erdoğan en zengin, Kılıçdaroğlu en iyi görünümlü, Bahçeli en eğitimli algısına sahip..

Türkiye’deki Siyasi Partilerin ve Liderlerin Marka Kişilikleri Araştırması’na göre, seçmen gözünde;
en zengin ve en şehirli algısına sahip lider Başbakan Erdoğan,
en hazırcevap ve en iyi görünümlü Kılıçdaroğlu,
en eğitimli ve en devlet adamı duruşuna sahip lider ise Bahçeli oldu.

TÜRKİYE’DE BİR İLK
Artı Marka Araştırma adlı firmanın Türkiye çapında 1200 kişiyle yüz yüze görüşme metoduyla yaptığı araştırma, aynı zamanda firmanın yönetici ortağı Dr. Yener Girişken’in doktora tezi. Seçmenin gözüyle parti ve liderlerin marka kişiliği algısını ölçümleyen tez, konusunda Türkiye’de bir ilk.

İlk olarak 2010′da İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Pazarlama Bilim Dalı’nda Prof. Dr. Sema Kurtuluş’un danışmanlığında yazılan doktora tezi, 2011′de ise Radikal için güncellendi.

EÇMEN BELLİ TALEPLERDE ÖBEKLENİYOR
Araştırmaya göre seçmen siyasi görüşü ne olursa olsun belli taleplerde öbekleniyor. Partisinin çağdaş, ikna edici, iddialı, milliyetçi ve muhafazakâr olmasını istiyor ve bu, dağılımın yüzde 70′ine yakınını etkiliyor. Seçmen liderini ise ilkeli, ikna edici ve muhafazakâr olarak görmek istiyor. Dr. Girişken’e göre ilginç biçimde otoriterlik ve dürüstlük gibi talepler bunlardan sonra geliyor.

MUHAFAZAKAR OLMASI ÖNEMLİ
Liderin imajının partinin önünde gitmesi gerektiğini ifade eden Girişken, bu yüzden ilkeli, ikna edici bir liderin çok önemli olduğunu belirtiyor. Ancak liderin aynı zamanda muhafazakâr da olması gerekiyor. Girişken bu arada liderin zengin olmasının da seçmenin oyunu etkilediğini düşünüyor. Üstelik bunun pozitif bir etki yarattığını belirten Girişken, zengin liderin ‘başarmış’ etkisi yarattığını söylüyor.

Parti tanımı ise Girişken’e göre Türkiye profilini net biçimde özetliyor.

Parti: Çağdaş, ikna edici, iddialı, milliyetçi, muhafazakâr
Lider: İlkeli, ikna edici, muhafazakâr

Araştırmadan dikkat çekici bazı marka kişi algılamaları şöyle:
* En zengin ve en şehirli algısına sahip lider Başbakan Erdoğan, en hazırcevap ve en iyi görünümlü Kılıçdaroğlu, en eğitimli ve en devlet adamı duruşuna sahip lider Bahçeli.

* AKP diğerlerinden daha ikna edici, iddialı ve muhafazakâr.

* Recep Tayyip Erdoğan, tüm marka kişiliği boyutlarında en yüksek ortalamaya sahip.

* Milliyetçi boyutunda MHP en yüksek ortalamaya sahip.

* Bahçeli muhafazakârlık dışındaki diğer boyutlarda en düşük ortalamaya sahip.

* Kılıçdaroğlu ve Erdoğan partilerinden daha olumlu marka kişiliği algısına sahip. Ancak AKP ve Erdoğan’ın algıları çok yakın. Erdoğan kendi marka kişiliği algısını partisine transfer edebilmiş.

* Kılıçdaroğlu’nun marka kişiliği algısı partisinden olumlu. Kılıçdaroğlu bu marka kişiliği algısını koruyabilirse partisinin algısını pozitif etkileyebilir.

* CHP muhafazakârlıkta en alt seviyede. Burada ortalamanın altında olan CHP’nin çarşaf açılımının işe yaramadığı da ortaya çıkıyor.

* CHP en az milliyetçi parti. Fakat MHP ve AKP farkı da az. Yani AKP milliyetçi algılanıyor ve Kürt açılımının milliyetçilik duygularını etkilemediği, mesajın dengeli verildiği görülüyor.

* AKP atılgan, mücadeleci, takipçi, hatip ve halkla iç içe gibi sıfatlarda daha önde. CHP ortalarda; MHP en geride.

* AKP en zengin parti olarak algılanıyor. Ancak bu pozitif bir algı oluşturmuş durumda. Seçmen “Kendine hayrı olmayan bana ne yapsın!” diyor.

* Yoksulluk ve yolsuzluk karar vermede birincil öncelik değil. Bu iddialar bu yüzden AKP’nin marka algısını bozmuyor.

* AKP ve Erdoğan’ı niteleyen en önemli sıfatlar ‘hazırcevap’ ve ‘hedefe odaklılık’.

* CHP’de Kılıçdaroğlu algısı partiden üstte. Bu iyi; ama normalde yakın olması tercih edildiği için en ideal eğri AKP ve Erdoğan’a ait. MHP’de ise lider partiden aşağıda.

* Püskevit ve kaset skandalı MHP için samimiyet algısını yükseltip işe yaramış görünüyor.

* MHP ortalamanın üzerinde muhafazakâr ama çağdaş değil. CHP ise en çağdaş parti.

* CHP de zengin olarak algılanıyor ama Kılıçdaroğlu fakir olarak niteleniyor.

* 1200 kişi arasında her partiye ayrılan 300′er denek dışında ‘diğer’ olarak nitelenen bir 300 kişi daha bulunuyor. “Hangi lideri evinizde ağırlamak istersiniz?” sorusuna bu deneklerin yüzde 19.6′sı Kılıçdaroğlu diyor.

LİDERLER VE PARTİLERİN FARKI
Üç partinin ve liderin ortalama değerlerinin üçlü karşılaştırma yapılarak incelendiği ANOVA analizi sonucunda partilerin ve liderlerin birbirlerinden ayrıldıkları sıfatlar ise şöyle:

AK PARTİ: Zengin, Erdoğan: Şehirli
CHP: Cumhuriyetçi, Kılıçdaroğlu: İyi görünümlü
MHP: Milliyetçi, Bahçeli: Devlet adamı

Dr. Girişken’e göre bu sıfatları partiler için yorumlamak gerekirse, seçmen CHP’yi ve MHP’nin kişilik özelliklerini sergiledikleri siyasi çerçeve dahilinde değerlendiriyor. AK Parti’yi ise belirgin bir siyasi kısıtlama olmaksızın değerlendiriyor. Seçmenin bu algısı, AK Parti’nin farklı siyasi görüşe sahip seçmenden oy alabilmesini açıklıyor.

CAMERON ÖRNEĞİ
Dr. Yener Girişken dünyada marka kişiliği araştırması yaptıran liderlere İngiltere Başbakanı David Cameron’ı örnek gösteriyor: “Parti yaşlı, heyecansız, sıkıcı, çevre değil iş odaklı çıktı. Cameron hemen değişiklikler yaptı. Evine rüzgâr türbini kurdu. İşe bisikletle gitti.”

Seçmene soru: Lideriniz maço mu, hazırcevap mı?
Tabloda partilerin ve liderlerin marka kişiliklerini niteleyen 5 sıfat için aldıkları ortalama değerlerin yukardan aşağıya doğru sıralaması var.

AKP / ERDOĞAN
Zengin 4.50 / Zengin 4.63
Maço 3.89 / Maço 3.97
Hazırcevap 3.78 / Hazırcevap 3.91
Tecrübeli 3.76 / Hedefe odaklı 3.88
Hevesli 3.70 / Grupçu 3.80

CHP / KILIÇDAROĞLU
Cumhuriyetçi 3.54 / Cumhuriyetçi 3.63
Şehirli 3.30 / Hevesli 3.45
Eğitimli 3.25 / Eğitimli 3.35
Hevesli 3.20 / İyi görünümlü 3.34
Hazırcevap 3.14 / İddialı 3.32

MHP / BAHÇELİ
Milliyetçi 3.86 / Milliyetçi 3.84
Devlet adamı 3.58 / Devlet adamı 3.58
Grupçu 3.57 / Grupçu 3.39
Tepkili 3.44 / Maço 3.29
İnançlı 3.43 / Klasik 3.29

* Notlar 5 üzerinden verildi

Haberler Yorum Yok Yazan:

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ‘porno polemiği’ yaşadığı TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’e zeytin dalı uzattı. Boyner tarafından haksız yere eleştirildiği için cevap verdiğini söyleyen Arınç, ”Sussaydı Ümit Boyner’den özür dileyebilirdim” dedi.

Arınç, Radikal Gazetesi’nden Ömür Şahin’e Boyner ile yaşadığı ‘porno polemiği’ konusunda şunları söyledi:
“Bu benim hakkımdır. Sayın Boyner de ağır cevap verdi. O da onun hakkıdır. Bundan sonra tartışmayı devam ettirmek anlamsızdır. Olmayan bir olaydan dolayı yapılan eleştiriye ağır cevap vermiş olabilirim, kabul ediyorum. Belki sussa idi özür dileyebilirdim. Bunlar medeni yaklaşımlardır. TÜSİAD dahil her kurum eleştiri hakkını kullanabilir. Bizim bu kurumları görmezden gelmemiz, düşüncelerini göz ardı etmemiz düşünülemez. Yine onlarla görüşeceğiz, gidip-geleceğiz.”

Ümit Boyner’le polemikle nasıl başladı?
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner arasındaki polemik internetteki sansür tartışmalarıyla başlamıştı.

BOYNER: İnternet sansürü denildiği vakit, dünyada isimleri demokrasiyle anılmayan bazı ülkelerin hemen yanında hatırlanmamız kabul edilemez bir durum. Bildiğiniz gibi birbirinden çok farklı amaçlara hizmet eden, binlerce web sitesi şu anda kapalı.
ARINÇ: Sayın Boyner’in de çocukları var. Elbet internet çok faydalı bir araç. Ama Sayın Boyner de bilsin ki dünyanın her yerinde porno sitelere, şiddet yayan sitelere karşı filtre vardır, olmalıdır. Gençlerin, ailenin korunması hükümetlere verilen bir anayasal görevdir. Biz bu düşüncedeyiz. Sayın Boyner ya da böyle düşünenler iktidara gelirse porno siteleri ya da diğer konularda istediklerini serbest bırakabilirler.
BOYNER: Seçim dönemlerinde hep böyle şeyler oluyor. Referandumda konsomatris dediler. Şimdi de bu olay. Ben bu olayı sadece şahsıma yönelik olarak algılamıyorum. Ama Türkiye’deki bütün kadınlara ayıp oluyor. Herkes işine baksın. Türkiye’nin çok ciddi problemleri var. Onlarla ilgili siyaset üretilsin. Ümit Boyner’in pornoculuğu ile değil.

Haberler Yorum Yok Yazan:

Bodrum’da sahte alkollü içki nedeniyle hayatını kaybeden 3 Rus rehber de ders olmadı.

İstanbul Başakşehir’de insanların yaşamını hiçe sayan utanmazların sahte içki ürettikleri imalathane basıldı. Başakşehir’de bulunan imalathaneyi tespit ettikten sonra telefon ve fiziki takibi tamamlayan Mali polis, önceki gün depo görünümlü 3 katlı binaya baskın düzenlendi. Güvenlik kameralarından polisleri görünce binada bulunanlardan bir kısmı kaçmaya çalıştı.
Şüphelilerden bir bölümü pencereden aşağı atlamaya çalışırken yakalandı. Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin de katıldığı operasyonda aralarında sahte içki imalatından emniyette kaydı bulunan 1 kişinin de bulunduğu 6 kişi gözaltına aldı. 2 bin 500 şişe sahte votka ve viski, 3 bin 500 şişe boş votka ve viski şişesi, 9 bin bandrol ve 500’er kiloluk 2 dolu tank ile 93 dolu bidon ele geçirildi. Bidon ve tankların içinden içki imalatında kullanılan metil alkol çıktı. . Gözaltına alınan 2 kişi yaşları küçük olduğu gerekçesiyle emniyetten savcılık talimatıyla serbest kaldı. İlhami Y. “Halk sağlığını tehdit etmek” suçundan gönderildiği mahkemece tutuklandı. Diğer 3 kişi serbest kaldı. Üst düzey bir emniyet yetkilisi, “Ele geçirdiğimiz içkilerle ölümlere yol açan içkilerin bağlantısını araştırıyoruz” dedi.

GİSDER: Denetim yetersiz

SAHTE alkollü içeceklerin tüketiminin önlenmesine yönelik bir çok projenin devreye girdiğini dile getiren Geleneksel Alkollü İçki Üreticileri Derneği (GİSDER) Başkanı Galip Yorgancıoğlu, “Bandrol, pul, barkod, halogram, kupür, damga gibi özel etiket ve işaretlerin kullanılması önemliydi. Ancak bazı yasal boşluklar var ve bu konuda cezai yaptırımlar yeterli değil. Denetim eksikliği yanında, yasalarda da bu tür suçların cezalarının yetersiz olduğunu düşünüyoruz. Sahte üretime ağır hapis cezaları maalesef verilmiyor. Para cezaları ile geçiştiriliyor. Alkollü içkilerdeki yüksek vergi baskısının, sahte üretimi özendirmeyecek düzeye çekilmesi, artık arttırılmaması gerekiyor” dedi

Haberler Yorum Yok Yazan:

İtalya Başbakanı Berlusconi’nin evindeki çılgın partilere katılan bir kızın telefonda anlattıkları teknik takibe takıldı: Evde yarı sarhoş 20 kız külotla dolaşıyordu. Berlusconi hepsini kucağına oturtup, öpüyordu
İtalyan kamuoyu en çok, Başbakan Silvio Berlusconi’nin Milano ve Sardunya Adası’ndaki villalarında, hatta başbakanlık konutunda güzel kadınları ağırladığı partileri kimin organize ettiğin merak ediyor. Milano savcılığının uzun süredir yaptığı telefon dinlemeleri, Berlusconi’nin kadınlarla tanışması için kurulan sistemi ve bu sistemin en önemli üç ismini ortaya çıkardı. Bu üç ismin en önemlisi, Başbakan’ın sahibi olduğu Rete4 televizyonun genel yayın yönetmeni Emilio Fede. Berlusconi’ye bir manken ajansında görüp çok beğendiği Napolili Noemi Letizia’nın fotoğraf ve telefonlarını veren isim olan Fede, 16 yaşındaki Faslı eskort kız Ruby olayında da sahneye çıktı. TV’de haber sunarken yaptığı gaflarla tanınan Fede’nin işi, şöhret meraklısı genç kızlara şov dünyasında gelecek vaat etmek, Lele Mora’nın manken ajansına yollamak ve daha sonra da Başbakan’ın ikametlerindeki partilere davet etmekti. İkinci isim, Milano’da bir manken ajansının sahibi olan Lele Mora. İtalyan magazin sayfalarında sık yer alan; beyaz tuniği, yaz boyunca İtalyan sahillerinin eğlence merkezlerinde yanında yakışıklı mankenlerle boy gösteren Mora, şöhret meraklısı kızlara “bir baba gibi” yardım ettiğini söylüyor. Başbakan’ın Arcore’deki villasına giden kadınların çoğu, Lele Mora’nın ajansına kayıtlı. Tüm bunlara rağmen en açık ihbar dansöz Maria Makdoum’dan geldi. Faslı dansöz, Milanolu savcılara, Haziran 2010′da Lele Mora’nın kendisini Arcore’ye davet edip dans etmesini ve Başbakan’ın haremine katılmasını istediğini anlattı. Savcılık, dansözün hamisi olarak bilinen eski Napoli savcısı Carlo Ferrigno’nun şu telefon görüşmesini kayıt altına aldı: “Maria’yı göndermiştim. Ancak o bile şaşırdı. Kızlar bir tek külotla dolanıyormuş. Hepsi yarı sarhoş. Berlusconi’nin kucağında; onları öpüyor, dokunuyormuş. 20 kadar kız… Bunların arasında Minetti de varmış.”

SAHNEDEN, SİYASETE GEÇTİ
Botokslu dudakları ve estetikli elmacık kemikleri ile hemen dikkat çeken Özgürlükçü Halk Partisi (ÖHP) Lombardiya bölge meclisi üyesi Nicole Minetti, şov dünyasını siyaset için bırakan henüz 26 yaşında bir kadın. Berlusconi, Rubygate’in tartışıldığı ve Minetti’nin eleştirildiği bir canlı televizyon programına telefon ederek, onu öve öve bitirememişti: “Nicole Minetti harika bir insan. Akıllı, eğitimli, ciddi, üniversiteden en yüksek notlarla mezun olmuş. İngilizceyi anadili gibi konuşuyor” dedi. Ruby skandalından sonra Berlusconi telefonlarına çıkmadığı için paniğe kapılan Nicole Minetti’nin savcılıkça kayıtlara geçirilen SMS’lerde Başbakan için “Sadece kendi buruşuk poposunu kurtarmaya çalışıyor” ifadesini kullandı.

Kızlara 562 bin euro harcadı
RUBY skandalı yüzünden Berlusconi’nin banka hesapları da Milano savcılığınca taramadan geçirildi. Başbakan Silvio Berlusconi’nin 2010′da 34 milyon euro (76 milyon 500 bin TL) harcadığı ortaya çıktı. Eli açık Başbakan’ın 14 genç kadına 562 bin euro (1 milyon 250 bin TL) dağıttığı, Naomi Letizia’nın annesine 20 bin euro verdiği tespit edildi. Başbakan’ın partilerinde misafirlerini eğlendiren piyanist DJ’ye 100 bin euro ödeme yaptığı, Eleuteri mücevher mağazasında 65 bin euro (146 bin TL) harcadığı ortaya çıktı.

‘RUBYGATE’ DAVASI
Bakanları şahit gösterdi
TAKMA adı Ruby olan 17 yaşındaki Faslı Kerime El Mahruk’a cinsel ilişki için para verdiği iddia edilen İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin “çocuk fuhuşuna teşvik ve görevini suiistimal” davası dün başladı. Duruşma, Milano 4. Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Berlusconi Romanya gezisinde olduğu için, Başbakanlık ofisi mahkemeye bunu belgeleyen bir mazaret yazısı gönderdi. Başbakan’ın avukatı Nicolo Ghedini, Berlusconi’nin Ruby’nin ergen olduğuna ve gerçekten eski Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in yakını olduğuna inandığını ileri sürdü. Avukat, Başbakan’ın bunu Mübarek ile resmi bir buluşmasında ifade ettiğini savundu ve Dışişleri Bakanı Franco Frattini, Kültür Bakanı Giancarlo Galan ile Başbakanlık Sözcüsü Paolo Bonaiuti’yi şahit gösterdi. Milano mahkemelerinin bu davanın görülmesinde yetkili olmadığını iddia eden avukat, Berlusconi’nin bir kamu görevlisi (başbakan) olması nedeniyle Roma’ya sevkini istedi.

Haberler Yorum Yok Yazan:

Konya’da iki grup arasında çıkan silahlı kavgada, aralarında Konya Torku Şekerspor’un kalecisinin de bulunduğu 2 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.

Olay, merkez Selçuklu ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, iki grup arasında çıkan silahlı kavgada, Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup’ta mücadele eden Konya Torku Şekerspor’un kalecisi Gürsel Yaprakçı ile bir kişi ölürken, 1 kişi yaralandı. Olayla ilgili bir şüphelinin yakalandığı öğrenildi.

Gürsel Yaprakçı’nın eşi Elif Yaprakçı’dan 17 Mayıs’ta bir erkek çocuğu olmuştu. Yaprakçı ailesi oğullarına Mehmet adını vermişti.

Haberler Yorum Yok Yazan:
Telif Hakkı © 2009 CikolataNet – sohbet, chat, sohbet odaları, sohbet siteleri

Elitdizin.com | Dizin , Site ekle , Link ekle
sohbet