İlaçlı etle köpekleri uyuttukları vilları soyan iki sevgili şüphe üzerine yakalandı. Evlerinde şırınga ile köpekleri uyutmakta kullandıkları narkoz ilacı bulunan iki sevgilinin 4ü villa 11 evi soydukları ortaya çıktı.
İZMİRin Narlıdere ve Balçova ilçelerinde birçok villanın, güvenlik amacıyla beslenen köpeklerinin ilaçlı etle uyutulup soyulması üzerine polis çalışma başlattı. Eşkalleri belirlenen biri kadın iki hırsızın, gezdiği aracın türü tespit edildi. Ekipler, Fiat Doblo marka bir aracı takibe aldı. Durdurulan araçtaki Ahu Emine E. ile erkek arkadaşı Hüseyin N. gözaltına alındı. Hırsızlık Büro Amirliğine götürülen iki şüphelinin evlerindeki aramalarda tek taş yüzük, 730 lira, güneş gözlüğü ve çok sayıda takı ele geçirildi. Sevgililerin evinde, köpeklere verilen etler için kullanılan şırıngalarla, narkoz ilacı da bulundu.
Önce tespit, sonra soygun
Ahu Emine E.nin şık giyinerek villa ve lüks apartmanların bulunduğu bölgelerde şüphe çekmeden dolaşarak hırsızlık yapılacak yeri tespit ettiği açıklandı. Ardından Ahu Emine E. ve sevgilisinin, narkoz ilacı şırınga edilmiş et ile villalarda güvenlik amacıyla beslenen köpekleri uyuttuktan sonra hırsızlık yaptıkları saptandı. Benzer yöntemlerle 4ü villa 11 evden hırsızlık yaptıkları ortaya çıkan ve poliste 8 hırsızlık kaydı bulunan sevgililer adliyeye sevk edildi.
Danimarkanın yüksek tirajlı Berlingske Tidende Gazetesine Roj TV Genel Müdürü Metin Yüceyi Kandilde silah eğitiminde gösteren fotoğrafları veren eski Genel Müdür Zonoozi, PKK ve Roj TV arasındaki tüm bağlantıları ortaya döktü. Zonoozi, PKK beni kullandı. Şimdi de tehdit ediyor dedi.
İŞTE PKK ROJ TV BAĞLANTISINI KANITLAYAN FOTOĞRAFLAR
DANİMARKAnın yüksek tirajlı Berlingske Tidende Gazetesine, özel albümündeki PKK kamplarını ziyareti sırasında çekilmiş fotoğrafları veren Roj TV eski Genel Müdürü Manouchehr Zonoozi, ölümü göze aldığını söyledi. Bir yıl önce Roj TV ile PKK arasındaki bağlantılarla ilgili tüm delilleri polise verip bildiklerini de anlattığını belirten Zonoozi, neden polise gittiğini şöyle anlattı: Beni kullandıklarını düşünüyorum. Ben Kürtlere iyi bir hizmet sunacağımıza inandığım için bu kuruluşa 10 yıl hizmet verdim. Kürtlerin davasına sempatim var. Kürtler sadece Türkiyede değil, Suriye, İran gibi ülkelerde de baskı altında. Medya aracılığı ile insanlara mesaj verebiliriz diye düşünmüştüm. PKK beni kullandı.
Danimarka Bankası uyarmıştı
İran asıllı 51 yaşındaki Zonoozi, 2004te Belçika polisinin PKKnın gizli hesaplarındaki 350 milyon Belçika Frankına (8.7 milyon Euro) el koyduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu: Roj TVnin PKK ile direkt bir bağlantısı olduğunu, paraların PKKdan geldiğini bilmiyordum. Türk medyasının uydurduğu bir kampanya olduğunu sanıyordum. Danimarka Bankası, Roj TVye aktarılan paraların büyüklüğü konusunda beni uyarmıştı. Sadece 2004de Kürt Kültür Fonu Roj TVye 38 milyon Kron (5.1 milyon Euro), 2005de 52 milyon Kron ödeme yapmıştı. Bu paraların PKKdan geldiğini, Erbil yakınlarındaki PKK kampına yaptığım ziyarette öğrendim.
Ölüm tehdidi alıyorum
Karayılan, PKKnın faaliyetleri ile Roj TVnin faaliyetlerini birbirine karıştırmamamız konusundaki teklifimi kabul etmişti. Ancak 2008de PKKnın Belçikadaki yöneticilerinden ölüm tehditleri alınca görevimi bıraktım. PKK benden 500 bin Kron Roj TVye para ödememi istiyor. Bana 26 bin Kron (3500 Euro) maaş sözü verildi. Cebimden çok para ödedim. Kanalın birinci adamıydım. Bir şey olursa ben hapse girecektim. Bu nedenle polise her şeyi anlattım. Ama bir şey yapılmadı. PKKdan tehditler alıyorum. Amacım gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlamak.
Zonoozi, 2006da iki hafta kaldığı PKK kampında, Komünizm ve Abdullah Öcalan ile ilgili kurs aldığını itiraf ederek, Bize kurs verilirken, Türk ordusuna karşı çatışacak PKKlılar da eğitim alıyorlardı. İş toplantısını bir mağarada yaptık. Karayılan, bilgisayarını açtı ve PKKnın Roj TVye milyonlarca Euroluk yardımından bahsetmeye başladı. Mağaradaki toplantı resmi olarak sözde yapılmamıştı. Polise her şeyi anlattım ama yetkililer görmemezlikten geldi. Danimarkalıların kafasında sadece islami terör var. PKKnın üzerinde duran yok dedi.
Gazetecileri eğitiyormuş
MANOUCHEHR Zonoozi, PKK ile Roj NV (Haber ajansı) arasındaki bağın en güzel kanıtının Murat Karayılanın uydu telefonu ile her gün bağlantı kurarak talimatlar vermesi olduğunu belirterek, Karayılanın sadece Roj NV ile değil, PKKnın Belçika ve Avrupadaki diğer yöneticileriyle de sürekli konuştuğunu söyledi. Roj NV ve Roj TVye çalışan gazetecilerin sık sık PKK kamplarına giderek kurs aldıklarına dikkat çeken Zonoozi, Roj TV yönetim kurulu başkanı Danimarkalı avukat Henrik Caprani dahil, tüm çalışanların PKK bağlantısı hakkında bilgileri olduğunu, kendisinin ise bir kör gibi olup bitenlerin geç farkına vardığını söyledi.
Savcı: Hasıraltı yapmadık
ROJ TV davasına bakan savcı Lisse Lotte Nilas, ilk kez konuşmama kuralını bozarak, kendilerine gelen yeni delilleri kesinlikle hasıraltı yapmadıklarını, değerlendirdiklerini söyledi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, piyasa fiyatının 350 750 lira olduğu ortaya çıkan Etro marka gömleğini, kurultay öncesi partili arkadaşlarının önerisi ile bir mağazadan aldığını söyledi.
Başka alışveriş de yaptığı için gömleğin fiyatını bilmediğini belirten Kılıçdaroğlu, Böyle bir marka olduğunu basındaki haberlerden öğrendim dedi. Aşırı kalabalık ve sıcağa uygun kıyafet almak istediğini anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: Hesapta gömlek almak yoktu. Elbise ve ayakkabı alınca, mağaza görevlileri, birkaç gömlek de getirip, Bu takımın altına bu gömlekler iyi olur dediler. Sonuçta, giyim uyumunu bilen insanlar deyip Olur dedik ve aldık. Samimi söylüyorum öyle bir marka olduğunu dahi bilmiyordum. Hediye veya çakma bir ürün değil. Faturasını kesip gönderecekler, bedelini elbette cebimden ödeyeceğim. O mağazayı tercih edişim de bir partili arkadaşımın önerisi üzerine tesadüfen oldu. Zaten benim ne sürekli giyindiğim bir marka ne de bir mağaza var. Neresi denk gelirse gidip oradan giyiniyoruz. Özel bir marka merakım yok.
Neden Recep Bey
Kılıçdaroğlu, Başbakana Recep Bey hitabını aşağılama amacıyla kullanmadığını belirterek, şunları söyledi: Bunu aşağılama olarak görüyorlarsa mahkemeye gider adını değiştirir. Niye alınıyorlar, anlamadım. Bey demekten dolayı insan alınganlık gösterir mi? Tayyip Bey algılaması Anadoludan geldi, yırtık ayakkabıları var, yoksulluktan geldi. Ama bir de Recep Bey var. Siyasete atıldıktan sonra zenginleşen, çocukları da zenginleşen. Tayyip Bey ile Recep Bey arasında fark var. Bunu görmesi lazım toplumun. Birkaç yerde Başbakan dedim. Takılıp kalıyorlarsa ucuzluk olur. Asıl diğer sözlerime ne dediklerini ortaya koysunlar.
Çillerden tebrik ve mesaj
Sayın Başbakan henüz aramadı (Saat 12.00 itibariyle). Nezaket kurallarına göre araması gerekirdi ama aradı, aramadı diye bir beklentimiz hiç olmadı. Kabineden devlet bakanları Faruk Özak ile Zafer Çağlayan aradı. Arayan, aramayan herkese teşekkürler. Tansu Çiller aradı. Başarı diledi, hem de Buralarda da heyecan yarattınız dedi.
Emniyet Kriminal Dairesi, internette yayınlanan görüntülerdeki kişilerin kesin olarak Deniz Baykal, Nesrin Baytok ve Can Baytok olduğunu belirledi. Videonun ilk ve son bölümünde de montaj tespit etti.
CHP lideri Deniz Baykalın istifasına yol açan görüntüler, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Savcısı Bülent Yücetürkün talebi üzerine Emniyet Kriminal Dairesi Başkanlığınca incelendi. Savcıya gönderilen raporda, kamera görüntülerinin başlangıç ve sonuç bölümlerinde yapıştırma kısımlar olduğu belirlendi. Raporda, görüntülerdeki kişilerin Deniz Baykal, Nesrin Baytok ve eşi Can Baytok olduğu da kayda geçirildi.
Savcı istemişti
Baykalın avukatlarının suç duyurusu üzerine soruşturma başlatılmıştı. Savcı Yücetürk, Baykalın bilgisine başvurmak istemiş, ancak bu istemi kabul edilmemişti. Bunun üzerine Yücetürk, internette yayılan görüntülerin incelenmesi için Ankara Emniyet Müdürlüğü Bilişim Şube Müdürlüğüne talimat vermişti.
İnceleme sonuçlandı
Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanlığının desteği ile görüntüler üzerinde yapılan inceleme önceki gün sonuçlanarak Savcı Yücetürke teslim edildi. Edinilen bilgiye göre, görüntü üzerinde yapılan kriminal incelemede, yaklaşık 9 dakikalık görüntünün başlangıç bölümünde birkaç yerde yapıştırma tespit edildi. Aynı yapıştırmanın görüntünün son bölümlerinde de yapıldığı polis raporunda yer aldı.
Kişiler gerçek
Raporda, görüntülerdeki üç kişinin Deniz Baykal, Nesrin Baytok ve eşi Can Baytok olduğunun kesin olarak tespit edildiğine yer verildi. İncelemede ayrıca görüntüler içerisindeki sesin silindiği de belirlendi. Savcının rapor doğrultusunda soruşturmayı genişleterek önümüzdeki günlerde Baykal, Nesrin ve Can Baytok un bilgisine başvurabileceği kaydedildi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin (KKTC) kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, önümüzdeki ay baskıya girecek yeni kitabının son detaylarını çalışıyor. Doğuş adlı kitapta KKTCnin bağımsızlık ilanına giden sancılı süreci anlatan Denktaşla TMTyi, yaşananları, Ergenekoncu suçlamalarını konuştuk:
Neden yazdım
Deniz Baykal, Ben siyaseti illa Genel Başkan olarak yürütmek olarak ya da böyle bir zorunluluk olarak görmüyorum. Sadece odam değişti. Siyaset yapmaya devam edeceğim dedi. CNN Türkte Mehmet Ali Birandın sorularını yanıtlayan Baykal, CHP ve Türkiyeye karşı kendini sorumlu hissettiğini belirterek, Gerekirse meydanlara çıkarım, gerekirse partide, Mecliste üstüme düşen ne varsa yaparım dedi.
BAYKAL\’IN KENDİ SESİNDEN HAYAT FELSEFESİ
\”KİMSE BANA BU SORUYU SORAMAZ\” / WEB TV
KILIÇDAROĞLU\’NUN BAŞKANLIĞINI DEĞERLENDİRDİ / WEB TV
\”CHP\’NİN OYLARINI YÜKSELTTİM\” / WEB TV
KILIÇDAROĞLU HAKKINDA KONUŞTU / WEB TV
Baykalın değerlendirmeleri şöyle:
Bir burukluk, bir kırgınlık oldu mu?
Hayır desem inandırıcı olur mu bilmiyorum ama ben yine de hayır diyeceğim. CHP iç dünyamda çok büyük önem taşıyor. Böylesine köklü alt üst oluşların iç dünyamda, psikolojimde fizyolojimde benim için ihtiyaç haline geldiğini hissediyorum. Herkes çok iyi gördük seni diyor. Herkes beni karalar bağlamış şekilde göreceğini sanıyor. Bana doping gibi geliyor. Şu anda hayata karşı duyarlılığımı çok daha üst seviyede hissediyorum. Siyaseti illa Genel Başkan olarak yaparız diye bir anlayış yok ki. 5 yıl siyasi yasaklıydım yine yaptım. Referandumda meydanlara çıkacağım, Meclise, parti toplantılarına da gideceğim.
Meclise normal vekil gibi gitmek üzer mi?
Hayır üzmez. Ben şu anda her şeye sıfırdan başladım. Genel başkan olarak yapıyordum şimdi milletvekili olarak yapıyorum. Bana ne artık partiden diyemem. Bir arayışım yok. Bu benim işim benim mutluluğum.
Bazıları heyecanı medya veriyor diyor. Suni mi, yoksa kurultay bazı şeyleri değiştirir mi?
Suni bir şey değil. Arka planına bakmak lazım. Neydi? CHP yükselen bir partiydi. Ben istifa etmeden önceki araştırmalar oy oranının artmakta olduğunu bize gösteriyordu. İstifadan kesinlikle pişman değilim. Bizim istifa etmemiz, tepki göstermemiz toplumda büyük bir ilgi ve destek yarattı. İstifa ettiğim sırada oylarımız yüzde 30du. Oyların arttığı çok net şekilde açıktı.
Kılıçdaroğlunun konuşmasını nasıl buldunuz? Laiklikten bahsetmedi mesela.
Bunların hepsi klişe. 2009 seçimleri öncesi hiç laiklik konuşmadı. Bu bizim laikliği unuttuğumuzu mu gösterdi. Ne ben ne de Sayın Kılıçdaroğlu bunları unutur. Çok güzel bir konuşma yaptı kendisi. Recep Bey konusunda da şunu söyleyeyim. Bu Kemal Beyin ifade tarzı. Bana da Deniz Bey der. O bunu kullanırken aşağılama anlamında söylediği kanaatinde hiç değilim.
Önder Sav, Brütüs oldu mu?
Hiçbir zaman Sezar olmadım. Sezar arkasından hançerlendikten sonra döner bakar, kendi kendine der ki; Yıkıl Sezar. Ben yıkıl Sezar demedim. Bir süreç yaşadık. Bu süreçten zenginleşmiş olarak çıktım.
Neden çıkıp da ben değilim demediniz?
Bu komplo karşısında iki soru var. Biri neden istifa ettin? İki neden reddediyorum demedim. Güvenilen bir insansın neden söylemedin? Neden istifa ettim, komployla kavga edebilmek, ortada bir kepazelik yaşanıyor demek için yaptım ve doğru yaptığımı görüyorum. Başbakanın sinirlendiğini görüyoruz. İstifa ezikliğin değil bir direnişin ifadesidir. Pek çok insan bu olayı gündeme almamı ve reddetmemi bekliyor. Bunu yanlış ve tehlikeli buluyorum. Kimsenin bu çerçevede bir beyanda bulunmaya zorlama hakkı bulunmadığını düşünüyorum. Bunu yapmaya kendimizi mecbur hissetmeye başlarsak hukuk çığırından çıkar. Hayır, görevimi yapamam dedikodu yaparım deniyor. Böyle söylemiş olsaydım farklı mecraya girmiş olacaktım. Özel dünyamın hesabını onlara vermek zorunda kalacaktım. Hesabı hukuk sorar dedik ve düğmeye bastık. Kimseye bana bu soruyu sorma hakkını vermiyorum.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkanlığına seçilen Kemal Kılıçdaroğlu\’nu neden tebrik etmediklerine açıklık getirdi.
HÜSEYİN ÇELİK CANLI YAYINDA AÇIKLADI / WEB TV
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu\’nun kurultayda yaptığı konuşma hala tartışılıyor. Kılıçdaroğlu\’nun Başbakan\’a, \”Recep Bey\” diye hitap etmesine AK Partililer tepkili. CNN TÜRK yayınına katılan Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, \”Biz sayın diye hitap etmeye devam edeceğiz\” dedi. Kılıçdaroğlu\’nun diğer söylemlerini de eleştiren Çelik, \”AK Parti Kılıçdaroğlu\’nu neden tebrik etmedi?\” sorusuna da yanıt verdi.
DAVET EDİLMEDİK
Çelik şöyle konuştu: Genel Başkan Yardımcımız Salih Kapusuz Beyin dün kendisine yazılı bir tebrik mesajı, parti adına göndermesi gerekiyordu. Ancak şunun da kamuoyu tarafından bilinmesi gerekiyor, Cumhuriyet Halk Partisinden kendi kurultaylarına gitmemiz için bize bir davet de gelmedi.
Çelik, Ak Parti\’den CHP\’ye tebrik gönderilip gönderilmediğine ilişkin kesin bir cevap vermedi.
BM Genel Sekreteri Ban Ki mun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan\’a Türkiye\’nin İran\’ın nükleer meselesinde yürüttüğü diplomatik çabalarını takdirle karşıladığını söylediğini belirterek, \”Uranyum takası kabul edilir ve uygulanırsa önemli güven arttırıcı önlem olabilir ve İran\’ın nükleer meselesinin müzakereler yoluyla çözülmesinin kapısını açabilir\” dedi.
Genel Sekreter Ban, İstanbul\’da düzenlenen Uluslararası Somali Konferansından New York\’a dönüşünde, BM\’de basın toplantısı düzenledi. İran\’ın nükleer meselesinin çözülmesine yönelik olarak Türkiye ve Brezilya\’nın çabalarını takdir ettiğini bildiren Ban, \”İstanbul\’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan\’a, İran\’ın nükleer programıyla ilgili olarak ortaya çıkan uluslararası gerginliği dağıtmaya yardımcı olma amacıyla Türkiye\’nin Brezilya ile birlikte yürüttüğü diplomatik çabaları memnuniyetle karşıladığımı bildirdim\” diye konuştu.
İran\’ın uranyum takasına ilişkin bugün Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu\’na (UAEK) mektup sunduğunu anımsatan Ban, şunları söyledi: \”Şimdi bu takas önerisi UAEK ve diğer ilgili taraflarca değerlendirilecek. Bu sabah UAEK Başkanı Yukiya Amano ile telefonda görüştüm. Uranyum takası uygulanırsa önemli bir güven arttırıcı önlem olabilir ve İran\’ın nükleer meselesinin müzakereler yoluyla çözülmesinin kapısını açabilir.\”
İran\’ın nükleer programıyla ilgili olarak daha fazla şeffaflık göstermesi gerektiğini pek çok kez söylediğini ifade eden Ban, İran\’ın bu kapsamda UAEK ile tam işbirliği yapmasının ve ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarına tam olarak uymasının son derece önemli olduğunu kaydetti. Genel Sekreter Ban, uranyum takas anlaşmasına karşın BM Güvenlik Konseyi\’nin İran\’a yeni yaptırımlar getirme çalışmalarının devam ettiğinin hatırlatılması üzerine ise başta Türk ve Brezilyalı liderler, UAEK Başkanı Amano olmak üzere ilgili taraflarla görüşmelerinin sürdüğünü belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: \”Bu konunun özünde tarafların birbirlerine karşı güvensizliği bulunmaktadır. Bu uranyum takas anlaşması, sorunun müzakereler yoluyla çözülmesi yolunda son derece olumlu bir adım olarak kullanılabilir. Bir tarafta güven arttırıcı önlem alanı, bir tarafta da İran\’ın nükleer meselenin kalıcı bir şekilde çözülmesi bulunuyor. Bu iki alan arasında bir denge kurulması için, siyasi iradenin bulunması, esneklik gösterilmesi ve bu anlaşmanın teknik açıdan gözden geçirilmesi gerekmektedir.\”
Uranyum takası anlaşmasıyla ilgili sürece ilişkin bir soru üzerine ise Genel Sekreter, UAEK Başkanı Amano\’nun mektubu Viyana Grubuna ilettiğini ve grubun mektubu değerlendirip UAEK\’ye geri döneceğini, bunun zaman alacağını söyledi. Bu arada, BM Güvenlik Konseyi üyelerinin de yaptırım görüşmelerine devam ettiğini bildiren Ban, Türkiye ve Brezilya\’nın girişimlerinin güven arttırıcı önlem yolunda olumlu bir adım olduğunu belirtti.
İran\’ın uranyumu yüzde 20 oranında zenginleştirmeye devam edeceğini açıklamasının uluslararası toplumda ciddi endişe yarattığını ve kendisinin de bu noktada endişesini açıkladığını kaydeden Ban, müzakerelerin devam edeceğini ifade etti.
Ban, Genel Sekreter olarak işinin müzakerelere dahil olmak değil, müzakerelerin kolaylaştırılmasına uygun ortamı yaratmak olduğunu bildirdi.
Genel Sekreter, İsrail\’in Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasına (NPT) üye olmadığının hatırlatılması üzerine ise NPT\’ye tüm ülkelerin taraf olması gerektiğini söyledi.
Dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say, İsviçrenin Luzern kentinde izleyenlerin unutamayacağı bir konser verdi.
Ala Turca Orient ve Okzident adını verdiği konserle dinleyicisi ile buluşan Fazıl Say, bu konserin aynı zamanda orkestra şefliğini de yaptı.
Giresun Eminyetine bağlı polis otomobiline silahlı kişilerce ateş açıldı. 2 polis memurunun yaralandığı olayda saldırganlar koşarak kayıplara karıştı. Emniyet güçleri hain saldırı düzenleyeleri yakalamak için alarma geçti.
Ayrıntılar geliyor…