Eşini ve 4 evladını bir hafta içinde kaybeden K.Maraşlı Nejdet Sağocak: Anneleri ağacın gövdesiydi, çocuklar da dalları. O ölünce dallar da kurudu. Defalarca konuştum ama olmadı. Üzerimden 5 ton ağırlık geçmiş gibiyim
Türkiye, nisan ayında Kahramanmaraş’tan gelen bir haberle sarsıldı. Annelerinin ölümünün ardından canlarına kıyan 4 kardeş; Raden (31), Rulin (30), Sajen (27) ve Beraris (26) günlerce manşetlerden inmedi. Önce 32 yıllık eşi Neyran Sağocak’ı ardından da çocuklarını bir hafta içinde kaybeden avukat Nejdet Sağocak, ilk kez SABAH’a konuştu. Evinin bahçesinden kestirdiği gülleri intihar eden çocuklarına benzeten baba Sağocak hislerini, “Her şey bir emekle meydana geliyor. Bu güller gibi. Onlar da emekle büyümüş pırıl pırıl gençlerdi. Bir ağaç düşünün. Anne gövde, bunlar kolları. Gövde kuruyunca onlar da kurudular” diye anlattı.
ANNE İSTANBUL’DA HASTALANDI
Dört kardeşi intihara sürükleyen travmayı, 63 yaşındaki anne Neyran Sağocak’ın ölümü tetikledi. Kahramanmaraşlı avukat Nejdet Sağocak’ın eşi, ikisi ilk evliliğinden 6 çocuk annesi heykeltıraş ve ressam Neyran Sağocak, İstanbul’da askerlik yapan oğlu Raden’i ziyaret için İstanbul’a gitti. Fakat burada rahatsızlanınca diğer çocukları ve eşi de yanına gitti. Astım teşhisi konulan anne tüm müdahalelere rağmen 15 Nisan’da hayatını kaybetti. Annelerinin cenazesini toprağa veren kardeşler, Kahramanmaraş’a döndü. Acılarını biraz olsun dindirmek için şehrin 5 km. dışında, Dereli köyü yanındaki yazlık eve yerleşti. 21 Nisan gecesi de kendilerini asarak intihar ettiler.
‘GÜLLER GİBİ EMEKLE BÜYÜTTÜK ONLARI’
35 yıllık avukat Nejdet Sağocak’ı bürosundan evine dönerken görüp konuşma talebimizi ilettik. Önce, görüşemeyeceğini ancak düşüncelerini kaleme alıp yazılı olarak verebileceğini belirtti. Kendi el yazısıyla, “Bu acıyla bitmesine rağmen tekrar dünyaya gelsem yine Neyran’la evlenirdim. Neyran çocukların her sorunuyla ilgilenen, yeri geldiğinde anne yeri geldiğinde arkadaş olabilen, üzerlerine baskı kurmadan, özgürlüklerini yaşamlarına özen göstererek bunu yapan bir anneydi” diye yazan acılı baba, daha sonra konuşmaya razı oldu. Abdülhamithan Mahallesi’ndeki 3 katlı müstakil evinde 3.5 saat boyunca SABAH’a içini döktü. Evinin bahçesinden kestirdiği kırmızı, beyaz, pembe ve sarı gülleri intihar eden çocuklarına benzeten Sağocak, “Her şey emekle meydana geliyor. Bu güller gibi. Onlar da emekle büyümüş pırıl pırıl gençlerdi” diye başladı söze.
‘SİZ YAŞARSANIZ ANNENİZ DE YAŞAR’
Anneleri öldükten sonra çocuklarını karşısına alıp, uzun uzun konuştuğunu anlatan Nejdet Sağocak şunları anlattı: “Eşimin sağlığına kavuşması için çocuklarım ve ben çok çaba gösterdik. ‘Ölenle ölünmez. Ölüme meydan okumak yaşamakla başarılır. Anneleri ölür, çocuklar yaşarsa annelerini ölümsüzleştirirler. Babalar ölür, çocuklar yaşayarak soyunu devam ettirirler. Siz yaşarsanız anneniz yaşar’ diye konuştum. Ama olmadı.” Baba Nejdet Sağocak, acısını ise şöyle özetledi: “Bir hafta içinde hem hayat arkadaşımı hem de pırıl pırıl çocuklarımı kaybettim. Bir insanın dayanacağı acı değil. Ben dayanmaya çalışıyorum. Dayanmak için mücadele ediyorum. En büyük acıyı yaşıyorum ama böyle bir cezayı hiç hak etmedim. Üzerimden 5 bin ton ağırlık geçmiş gibi kendimi yorgun hissediyorum.” Avukat Nejdet Sağocak çocuklarını anlatırken de gözleri doluyor: “Hepsi kitap kurduydu. Zeki, becerikli, azimli ve kabiliyetli gençlerdi. Bir baba olarak onlar için yapılması gereken her şeyi yaptım. Tanıyan herkesin arkadaşlık yapmaktan mutlu olduğu gençlerdi. Her biri, güzel sanatlarda, moda tasarımında, briçte, hakemlikte, birden fazla sertifika alacak kadar üstün yetenekli gençlerdi.” Eşi Neyran Sağocak’ı ağaca, çocuklarını ise onun dallarına benzeten baba Sağocak, “Gövde kuruyunca onlar da kurudu. Sevgi ve şefkat dahil hayata tutunabilmeleri için istedikleri her şeyi verdim. Annelerini kaybetmelerinin ardından bir şey yapacaklarını tahmin ediyordum ama bu kadarını beklemiyordum” diye konuştu.
Raden, bölüğünün en sevilen askeriydi
AİLE olarak anti sosyal yaşantıları olduğu yönündeki düşüncelerin yanlış olduğunu söyleyen Sağocak bir de örnek veriyor: “En basit örnek, askerden başsağlığına gelen komutanı Raden için ‘Bölüğümün en sevilen, en girişken askeriydi. Bölük içinde anket yaptık. ‘Birinizi erken terhis yapsak kimin terhis olmasını istersiniz’ diye sorduk. Tüm bölük Raden’i yazmıştı. Anti sosyal bir yaşantı olsa böyle mi çıkardı anketin sonucu?..”
‘İsimlerde, tarikat izi aramak yanlış’
Çocuklarının isimlerinden yola çıkarak olayda tarikat izi aranmasına tepki gösteren Nejdet Sağocak, o isimlerin ve ailelerinin hikâyesini şöyle anlattı: “O isimler çok ama çok anlamlı. Anneleriyle birlikte çok düşünerek o isimleri bulup çocuklarımıza verdik. Raden ‘adalet Tanrısı’, Beraris ‘temiz kalp’, Rulin ise ‘değişim’ anlamlarına geliyor. Ölümün nedenini isimlerde aramak yanlış. Nedeni açık. Çocukların annelerine olan aşırı bağlılığı… Ölümsüz düşündükleri annelerini kaybetmek ve artık yaşanmayacağını düşünmenin yarattığı travma… Sağocak Ailesi Cumhuriyet’i kuran ailelerden biridir. Kurtuluş Savaşı’nda eşimin dedesi ‘Maraş bize mezar olmadan düşmana Gülizar olamaz’ diyen kişidir. Kayınvalidem Mevhibe Fettahoğlu da Cumhuriyet’in ilk kadın öğretmenlerinden.”
Mardin’in Nusaybin ilçesinde terör örgütü mensupları tarafından yola döşenen iki ayrı mayının patlaması sonucu 1 kişi yaralandı.
Edinilen bilgiye göre, Nusaybin ilçesi Babuk Dağı kırsalında doğalgaz arama çalışması yapan özel bir şirkete ait kamyonetin Yusuf Tepe mevkiinde mayına basması sonucu patlama meydana geldi.
Yola döşenen mayına basan araçta maddi hasar oluşurken, şirkete ait özel güvenlikçiler bölgeye gelerek çevrede önlem aldı. Önlem alan güvenlikçilerden Abdulsselam Akıncı ikinci mayına bastı.
Mayının patlaması sonucu yaralanan Akıncı, arkadaşları tarafından hastaneye kaldırıldı. Bölgede geniş kapsamlı inceleme başlatıldığı belirtildi.
Metropol Araştırma Şirketi Başkanı Özer Sencar “Seçmen MHP’ye şantaj kasetlerini AK Parti’ye fatura etti, bu durum YGS skandalı ile de birleşince ortaya AK Parti’yi mayıs ayında 5 puan düşüren bir seçmen eylemi çıktı” değerlendirmesini yaptı.
Metropol Araştırma Şirketi Başkanı Özer Sencar AK Parti ve MHP’nin mevcut oy oranları ve sebepleri konusunda çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Sencar’ın açıklamaları şöyle:
MAYIS’TA AKP 5 PUAN DÜŞTÜ, MHP 5 PUAN ARTTI
“Bundan 1 ay önce yapmış olduğumuz araştırmada AK Parti’yi % 40 (kararsızlar dağıtılmadan), MHP’yi ise yine kararsızlar dağıtılmadan % 10 olarak bulmuştuk. Yaptığımız son araştırma ise oy oranlarında şok edici bir değişikliği gösterdi.
ŞOK OLDUM
Elde ettiğimiz yeni sonuç beni de tam anlamıyla şok etti. Çünkü bu sefer AK Parti’yi % 35 (kararsızlar dağıtılmadan) MHP’yi ise, yine kararsızlar dağıtılmadan % 15.5 olarak bulduk.
SİYASAL SUİKAST FATURASI AKP’YE KESTİ
Bu sonucu şöyle değerlendiriyorum. Mayıs ayında iki tane çok önemli gelişme oldu. Bunlardan birincisi YGS’de ortaya çıkan şifre idi. Diğeri ise, MHP’ye düzenlenen siyasal suikastti. Kaset şantajlarını kastediyorum tabii.
KASETLERİ AKP YAPMADI AMA SEÇMEN AKP’Yİ SUÇLU BULDU
Bu şantaj kasetlerininin arkasında AKP yok. Kasetlerin arkasında Fethullah Gülen de yok çünkü bu tür bir iş ilelebet gizli kalmaz, en azından bu nedenle ne AKP ne de Gülen bu tür işlere girerler. Fakat halkın bu tür detayları algılaması zordur. O genel havaya ve sonuca bakar. İşte şantaj kasetleri konusunda da seçmen bu nedenle faturayı AKP’ye kesti. MHP’den 10 kişi istifa etti. Evet, halk kasetlerin içeriğini desteklemese de, bu olayın MHP’ye karşı bir linçe dönüştürüldüğüne karar verdi. Dolayısıyla AKP’yi destekleyen seçmenin bir kısmı bundan ve YGS’den dolayı kızarak AKP’den desteğini geri çekti ve AKP’den çekilen bu destek önemli bir oranda MHP’ye kaydı.
SEÇMEN BİRİKTİRİR VE BİRDEN EYLEME DÖNÜŞTÜRÜR
Bu aslında tipik bir seçmen davranışıdır. Seçmen uzun süre biriktirir, sonra bir damla su gelir üstüne ve bardak taşar. İşte bu noktadan sonra seçmen içinde biriktirdiği şeyi aniden eyleme dönüştürür. Şu andaki durum da budur.
ATATÜRKÇÜ, SOL, CHP VE LAİKLERDEN MHP’YE DESTEK EĞİLİMİ OLUŞTU
AKP’yi destekleyenlerde yaşanan bu kaymanın yanı sıra, Atatürkçü, sol, CHP’li ve laiklik hassasiyeti yüksek olanlardan da MHP’ye oy kayması yaşandı mayıs ayında. MHP’nin kasetlerle baraj altına itilerek AKP’nin milletvekili sayısını artıracağı ve anayasayı değiştireceği kaygısı ile ve MHP’yi baraj altına itilmesini engellemek amacıyla bu kesimden önemli bir kesim MHP’ye destek vermeye karar verdi.
AKP 315 MİLLETVEKİLİNE DÜŞER
Bu durum bu şekilde ve stabil olarak seçime kadar böyle giderse Meclis tablosu değişir. AKP’nin oy oranı kararsızlar dağıtıldıktan sonra Yüzde 42 civarında kalır ve 315 milletvekiline düşer. Başbakan Erdoğan eğer seçime kadar geçecek günlerde bu durumu değiştirecek bir adım atmazsa bu böyle olur.
ERDOĞAN BU RAPORU DEĞERLENDŞRECEK VE SON GÜNLERDE KASETLERE MESAFE KOYACAKTIR
Ancak kanımca Başbakan Erdoğan bundan sonraki günlerde kasetler konusunda ortaya çıkan bu durumu değerlendirecek ve bunu konuşmalarına yansıtacak ve şantaj kasetleri iel arasına mesafe koyacaktır.” (Safile Usul – Gazeteport)
Suriye lideri Beşer Esad, genel af ilan ettiğini açıkladı
Reuters haber ajansı, Suriye devlet televizyonunun haberine dayanarak, ülkede genel af ilan edildiğini bildirdi.
Affın, yasaklı Müslüman Kardeşler dahil, her türlü gruba mensup siyasi tutukluları kapsadığı ifade edildi.
Milli futbolcunun, Real Madrid’e transfer olduğu Pazartesi günü resmen yapılacak
Almanya’da şampiyonluğa ulaşan Borussia Dortmund, Nuri Şahin’in Real Madrid’e transfer olduğunu resmen açıklayacak.
Nurnberg’ten bir başka Türk oyuncu İlkay Gündoğan’ı kadrosuna katan Dortmund’da, milli oyuncunun menajeri Reza Fazeli’yle birlikte yöneticiler Pazartesi günü düzenlenecek basın toplantısıyla Nuri’nin Real Madrid’e transferini duyuracak.
Dortmund bölgesinin gazetesi Ruhr Nachrichten transferin sonuçlandığını yazarken, Borussia Dortmund’un sportif direktörü Michael Zorc da, “Nuri artık bizim oyuncumuz değil” dedi.
Posta
Bursaspor-Beşiktaş maçı öncesinde Bursa Atatürk Stadı önünde bekleyen yeşil beyazlı taraftarlar, siyah beyazlı taraftarların maça gelmesini istemediklerini belirterek polisle tartıştı.
Savunma Sanayii Müstaşarı Murad Bayar, Türkiye’nin milli savunma sanayiinde çok ilerleme kaydettiğinin altını çizerek, Gelişen denizcilik sektörü ile elde edinilen kazanımlar sonucu, ihtiyaç olması halinde, kendi uçak gemisini yerli imkan ve kabiliyetleri ile yapabilecek güçte olduğunu söyledi.
Murad Bayar, Türk Savunma Sanayiinin kabiliyetlerine ve projelerine ilişkin sorularını yanıtladı. Bayar, Türkiye’nin bölgesel bir güç olabilme yolunda Uçak Gemisi yapabilme kapasitesine ilişkin soru üzerine, Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından hazırlanan “2009-2016 Savunma Sanayii Sektörel Strateji Dokümanı” ile daha önce başlatılan askeri gemi sektörü atılımlarının en üst noktalara ulaştığını vurguladı.
“Tamamı yerli tersanelerde üretilen, dünya standartlarında birçok gemi projesi tamamlanmıştır veya tamamlanmaktadır” diye konuşan Bayar, Türkiye’nin uçak gemisi kapasitesi konusunda şunları söyledi:
“2016 yılı yerli katkı hedefleri doğrultusunda askeri gemilerde, sistemlerden alt sistemlere inildikçe artan yerlilik oranı hem sektörü geliştirmiş, hem de yerli kaynakların yurt içinde kalmasına imkan ve olanak sağlamıştır.
Gelişen sektör ile tasarım kabiliyetleri, ileri mühendislik ve teknoloji birleşerek geçmişte imkansız gibi görülen birçok proje hayata geçirilmiştir.
UÇAK GEMİSİ YAPABİLME KAPASİTESİNE SAHİBİZ
Sonuç itibariyle, gelişen denizcilik sektörü ile elde edinilen kazanımlar sonucu ihtiyaç olması halinde Türkiye kendi uçak gemisini ‘Yerli İmkan ve Kabiliyetleri’ ile yapabilecek güçtedir.
Burada önemli olan Türkiye’nin bölgesel bir güç olabilme yolunda Uçak Gemisi yapabilme kapasitesi var mıdır? değil ‘Türkiye’nin bölgesel güç olması için uçak gemisine ihtiyacı var mıdır?’ sorusuna cevap aramak daha doğru olabilir.
Maliyeti çok yüksek olan, yalnızca bir karakol görevi için bile denize açılması 100 milyon dolar bulan bu dev gemiye sahip olmak için aynı zamanda gemi ile birlikte sefere çıkacak en az 2 tane yeni destroyer, 1 adet denizaltı, 1 ASW, 1 ASuW, 1 konvansiyonel destek helikopteri, en az 4 tane füze botu, gemiye iniş-kalkış yapabilecek ekipmana sahip en az 40 kadar savaş uçağı, ayrıca yakıt tankeri ve yakıt değişim tesisi (eğer nükleer değilse), askeri tersanede özel bakım havuzuna ihtiyaç duyulmaktadır.
Bunlarla birlikte gemilerin büyüklüğüne göre 1000 ila 5000 kişi arasında personel bulundurulması gerekliliği de göz önünde bulundurulmalıdır.”
MODERNİZASYON PROJELERİNİN YÜZDE 90′I YERLİ KAYNAKLI
Son dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçları çerçevesinde toplam bedeli 20 Milyar Doları bulan modernizasyon projesi yürürlüğe konulmuş olup, bu projelerin yüzde 90′ının Türk Savunma Sanayiinin katılımıyla hayata geçirilmekte olduğunu belirten Bayar şunları söyledi:
“Yurtdışından hazır alıma gittiğimiz projelerin oranı maliyet bazında yüzde 10′un altına düşmüş bulunmaktadır. Bunlarda dahi, sözleşmelere konulan offset ve sanayi katılımı yükümlülükleri ile sanayimize önemli oranda iş imkanı yaratılmaktadır.
Geldiğimiz nokta itibarı ile, TSK ihtiyaçlarının yerli sanayimiz eliyle karşılanma oranı 2 katına çıkarak yüzde 52,1′e, cirosu 2,7 Milyar Dolara, ihracatı 853 Milyon Dolara, yıllık Ar-Ge harcamaları ise 600 Milyon Dolar seviyelerine ulaşmıştır.
Dünyada ilk 100 büyük savunma sanayii şirketi arasında artık bir Türk şirketi de bulunmaktadır.
Halihazırda Müsteşarlığımızca yürütülmekte olan 250′nin üzerinde projenin büyük kısmı 2000′li yıllarda sözleşmeye bağlanmış olup, son birkaç yıl içinde tamamlanma aşamasına gelen veya teslimatı gerçekleştirilen projelerin sayısı hayli fazladır.
Bu çerçevedeki projeler şöyle sıralanıyor:
Radar Elektronik Destek ve Elektronik Taarruz (RADAR ED/ET) Sistemleri Tedarik Projesi, Müşterek Elektronik Harp Simülasyon Sistemi (MEHSİM) Projesi, Tank Taşıyıcı Araç ve Römorku (TTAR) Projesi, KBRN Mobil Arazi Laboratuarı Projesi, Taktik Tekerlekli Araçları (TTA) 2½ Ton Projesi, Taktik Tekerlekli Araçları (TTA) 5-10 Ton Projesi, Taktik Tekerlekli Araçları (TTA) MKKA Projesi, Uzun Ufuk Projesi, MİLGEM Projesi Prototip Gemi Klaslama Hizmeti ve Prototip Geminin Geçici Teslimi, Sualtı Taarruz Timleri Harekatı için İntikal Botları Projesi, Süratli Müdahale Devriye Botu Projesinin, 2011 yılı içerisinde tamamlanması öngörülmektedir.
Ayrıca; Genel Maksat Helikopteri Projesi, Muharip Uçak Geliştirme Projesi, Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi, Orta İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi, Mobil Sabit Radar Projeleri, Türk Tipi Hücumbot Projesi, Acil Müdahale ve Dalış Eğitim Botu Projesi, Yüzer Birlikler Sistem Cihaz Donanım Modifikasyonu ve Yenileştirme Projesi, 600 sınıfı Sahil Güvenlik Botları Projesi, Yüksek Frekans Elektronik Taarruz (HF/ET) Projesi, Seri Üretim Radar Elektronik Destek ve Elektronik Taarruz (RADAR ED/ET) Sistemleri Tedarik Projesi, Doğrudan Dizi Geniş Spektrumlu (DDGS) Elektromanyetik Sinyallerin Tespiti ve Karıştırılması Projesi, Hava Platformunda Uzaktan ED/ET Kabiliyeti Kazanımı (HAVA SOJ) Projesi, Radar ve Muhabere Aldatma ve Karıştırma Simülatörleri (RAKAS MUKAS) Tedarik Projesi, Yavuz Sınıfı Firkateyn Yarı Ömür Modernizasyonu Milli Elektronik Harp Suiti Projesi, Araca Monte Multi-Spektral Sis Cihazı (AMMSSC) Projesi, Proje Yönetimi Bilgi Sistemi Projesi.
Bütün bu yeni projelerin 2011 yılı içerisinde hayata geçirilmesi yönünde adımlar atılacaktır.”
ORTADOĞU ÜLKELERİNDEKİ KARIŞIKLIKLARIN ETKİSİ
Müsteşar Bayar, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerindeki karışıklıkların, Türk savunma sanayii ihracatına pazar açısından etkisi konusunda ise “Kuzey Afrika ve Ortadoğudaki son gelişmelerin, savunma ürünleri ihracatımıza etkisini tesbit etmek için henüz erken, biz ihracata yönelik çalışmalarımızı devam ettiriyoruz” yanıtını verdi.
İNSANSIZ HAVA ARAÇLARI PROJELERİ
Türkiye’nin, ANKA başta olmak üzere, İnsansız Hava Aracı (İHA) projelerinin uygulamasının da başarıyla sürdürüldüğünü belirten Bayar, İHA projeleri konusunda şöyle konuştu:
“HERON (2. Paket TİHA(MALE) Doğrudan Alım) Projesinde teslimatlar tamamlanmış olup, garanti süreci devam etmektedir.
ANKA (Özgün TİHA (MALE) Geliştirme) Projesinde uçuş ve yer testleri devam etmektedir. Aerostar ( Taktik Hazır Alım) Projesinde teslimatlar tamamlanmıştır. Karayel ( Taktik Geliştirme –Katapult/Paraşüt) Projesinde Sözleşme imzalanmış olup ön tasarım hazırlık çalışmaları devam etmektedir.
Çaldıran (Taktik Geliştirme- Pist) Projesinde Sözleşme görüşmeleri devam etmektedir. Gözcü ve Malazgirt Projerinde teslimatlar tamamlanmıştır.”
GÖKTÜRK 2, GELECEK YIL FIRLATILACAK
Uydu projelerine de değinen Bayar, uydu ve uzay projelerinin Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyacağı uydu görüntülerinin gerçek zamanlı olarak elde edilmesi ihtiyacının karşılanmasını sağlayacak bir Keşif Gözetleme Uydu Sistemi’nin, milli kritik teknolojilerin kazanılması ile yerli imkanların azami kullanımı ve uluslararası işbirliği çerçevesinde, tedarik edilmesi amacıyla Savunma Sanayii Müsteşarlığı ve İtalyan Telespazio S.p.A. firması arasında 16 Temmuz 2009 tarihinde Göktürk-1 Keşif Gözetleme Uydusu Projesi Sözleşmesi’nin imzalanarak yürürlüğe girdiğini hatırlattı ve “GÖKTÜRK Keşif ve Gözetleme Uydusu Projesi kapsamında bir adet keşif ve gözetleme uydusu ve ilgili yer terminalleri tedarik edilecektir” dedi.
Murad Bayar, uydu projeleri kapsamında şunları söyledi:
“Proje kapsamında halihazırda tasarım faaliyetleri devam etmekte olup, yaklaşık 30 adet TAI mühendisi firma tesislerinde tasarım faaliyetlerine katılım sağlamaktadır.
GÖKTÜRK Keşif ve Gözetleme Uydusu Projesi Sözleşmesi kapsamında TAI A.Ş. arazisinde bir Uydu Montaj Entegrasyon ve Test Merkezi kurulumu da gerçekleştirilecektir.
Söz konusu tesis Savunma Sanayii Müsteşarlığı mülkiyetinde olacak olup, tamamlandığında işletmesi TAI tarafından yürütülecektir.
5 ton ağırlığa kadar; keşif gözetleme, haberleşme, ihbar-ikaz ve araştırma uydularının montaj, entegrasyon ve testini sağlayacak Uydu Montaj Entegrasyon ve Test Merkezi ile 3 uydu için aynı anda montaj, entegrasyon ve test kabiliyeti kazanılacaktır.
Bu projeyle uydu teknolojileri alanında geleceğe çok önemli bir yatırım yapılmakta olup, söz konusu tesisin işletmesinde görev alacak TAI personeli firma tesislerinde eğitim almaktadır.
2011 yılı içerisinde sözkonusu tesisin temel atma töreni yapılarak inşaat faaliyetleri başlatılacaktır.
Diğer taraftan, Milli Savunma Bakanlığı tarafından TAI ana yükleniciliğinde yürütülmekte olan Göktürk 2 Projesi kapsamında uydu kalifikasyon modelinin üretimi tamamlanmış olup, testlerine başlanmıştır. Söz konusu testlerin tamamlanmasını müteakip uçuş modelinin üretimine başlanacaktır. Göktürk 2 sözleşmesine göre uydunun 2012 yılının ikinci yarısında fırlatılması planlanmaktadır.”
F-35 VE A400 M PROJELERİ
Murad Bayar, “F-35 ve A400 M projeleri takvimine uygun yürüyor mu bu projelerden F-35 projesinde Türkiye’nin istekleri karşılanmaktamıdır?” şeklindeki soruya ise şu yanıtı verdi:
“F-35 projesi geliştirme faaliyetlerinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle, projenin geliştirme takvimi yaklaşık olarak 2 yıl uzatılmıştır. Üretim takviminde ise geliştirme fazındaki ilerlemeye paralel olarak çeşitli düzenlemelerin yapılması söz konusudur.
Proje kapsamında Türkiye’nin isterlerinin gerçekleştirilebilmesi için teknik ve politik düzeyde girişimler devam etmekte ve süreç yakından takip edilmektedir.
A400M Projesi kapsamında ise, katılımcı tüm ülkeler tarafından onaylanan son değişiklik ile sözleşme takviminde bir öteleme yapılmıştır.
Bu kapsamda Türkiye’ye Aralık 2009′da teslim edilmesi planlanan ilk uçağın teslimatı şuanda Eylül 2013 olarak planlanmıştır.”
ABD Başkanı Barack Obama, kendi talimatıyla düzenlenen bir kara operasyonuyla el Kaide lideri Usame bin Ladin’in öldürüldüğünü açıkladı.
ABD Başkanı Barack Obama, El Kaide lideri Usame Bin Ladin’in ABD güçlerinin düzenlediği bir operasyonda öldürüldüğünü açıkladı.
Obama, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, Bin Ladin’in öldürülmesi konusunda, ”adalet yerini buldu” dedi.
Bin Ladin’in Pakistan’da Amerikan güçlerinin düzenlediği bir operasyonda öldürüldüğünü ve cesedinin Amerikalı yetkililerin elinde olduğunu kaydeden Obama, operasyonda hiçbir Amerikalının hayatını yitirmediğini ve sivil kayıpların meydana gelmemesine de dikkat edildiğini söyledi.
Obama, ”ABD, El Kaide lideri ve binlerce erkek, kadın ve çocuğun ölümünden sorumlu bir terörist olan Usame Bin Ladin’in öldürüldüğü bir operasyon yürüttü” ifadesini kullandı.
Bin Ladin’in öldürülmesi ya da ele geçirilmesini terörle savaşta en öncelikli konu olarak gördüğünü vurgulayan Obama, geçen Ağustos’ta Bin Ladin hakkındaki bir ipucu hakkında bilgilendirildiğini ve geçen hafta, Bin Ladin’in öldürülmesi için operasyon yetkisi verdiğini kaydetti.
Obama, Bin Ladin’in Pakistan’ın içindeki bir binada saklandığını ve Bin Ladin’in öldürüldüğü operasyonun bugün gerçekleştirildiğini belirtti.
Hem yurt içinde, hem yurt dışında teyakkuz halinde olmaya devam edeceklerini kaydeden Obama, ABD’nin İslam’a karşı savaş yürütmediğinin tekrar altını çizdi.
Obama, bu gece Pakistan Cumhurbaşkanı Ali Asıf Zerdari’yi aradığını, Bin Ladin hakkındaki ipucuna ulaşılmasında Pakistan ile terörle mücadele işbirliğinin katkı sağladığını söyledi.
ABD Başkanı Obama, ABD’nin Amerikan vatandaşlarının savunulmasında gereken her şeyi yapacağını da vurguladı.
Amerikalı yetkililer, İslamabad’ın 50 kilometre kadar kuzeyinde El Kaide Lideri Usame bin Ladin’in bulunduğu eve yönelik Amerikan askerlerinin operasyonunda aralarında bin Ladin’in de bulunduğu 5 kişinin öldürüldüğünü bildirdiler.
İsminin açıklanmasını istemeyen ve gazetecilere telefonla bilgi veren yetkililer, CIA veya özel askeri kuvvetler tarafından mı yürütüldüğünü belirtmek istemedikleri operasyonun, küçük bir ekip tarafından sabahın ilk saatlerinde yapıldığını belirtti. Operasyonda bin Ladin’in oğlu ile El Kaide liderinin yaverleri olduğu sanılan 2 erkek ve 1 kadının öldürüldüğünü kaydettiler.
Çok sayıda kadın ve çocuğun bulunduğu eve düzenlenen operasyonda 2 kadının yaralandığı operasyonu yapan komandoların ateşinde bin Ladin’in öldüğünü ve ekibin hiçbir üyesinin yaralanmadığını belirten kaynaklar, çok tehlikeli bir operasyonun başarıyla tamamlandığının altını çizdiler.
Yetkililer, operasyon sırasında bir helikopterin teknik arıza yüzünden kaybedildiğini ve ekibin bir başka helikoptere geçtiğini kaydettiler.
Operasyonun düzenlendiği kompleksin beş yıl kadar önce inşa edildiği, yüksek duvarlar ve dikenli tellerle çevrili evde ”dünyanın en çok aranan adamı” bin Ladin’in ne zamandır kaldığının bilinmediği ifade edildi.
-PAKİSTAN TV’LERİ BİN LADİN’İN CESEDİNİ GÖSTERİYOR
Pakistan televizyon kanalları, Amerikan askerleri tarafından sabaha karşı bir operasyonda öldürülen Usame bin Ladin’in cesedini gösteriyor. Pakistan televizyonunun görüntülerinde, Usame bin Ladin olarak gösterilen cesedin yüzünün kısmen parçalandığı görüldü.
Amerikalı bir yetkili de, bin Ladin’in cenazesinin İslami geleneklere uygun koşullarda saklandığını belirtti.
Beyaz Saray’ın önü bayram alanı
Terör örgütü El Kaide’nin lideri Usame Bin Ladin’in öldürüldüğünün duyulmasının ardından Washington’da sevinç gösterileri düzenlendi.
Beyaz Saray’ın önüne akın eden Washingtonlılar, ellerinde Amerikan bayrakları ve pankartlar taşıyıp, Amerikan milli marşını söylediler.
”ABD, ABD” şeklinde sloganlar atan Amerikalılar, uzun süre Beyaz Saray’ın önünden ayrılmadılar ve zaman zaman Obama’dan dışarı çıkıp kendilerine hitaben konuşma yapmasını istediler.
AA muhabirine konuşan bazı Amerikalılar, bugün çok mutlu olduklarını, Bin Ladin’in sonunda öldürüldüğünü ifade ettiler.
Bugünün çok değerli bir gün olduğunu belirten bazıları da, ”Duygularının sözlerle ifade edilemeyecek kadar yoğun olduğunu” dile getirdiler.
AA
Yüz felci geçiren ünlü şarkıcının doktorları şarkı söylemesini yasakladı
İbrahim Tatlıses’in uğradığı silahlı saldırı sonrası tedavisi Almanya’da sürerken, Ferdi Tayfur da yüz felci oldu. Şeker hastası olan ve geçtiğimiz yıl Dalaman’da rahatsızlanıp hastaneye kaldırılan Tayfur’a doktorları en az bir yıl sahne yasağı koydu.
Ünlü şarkıcı daha önce de ayaklarından rahatsızlanıp uzun süre tedavi görmüştü. Yıllardır şeker hastalığı ile mücadele ettiğini belirten Tayfur, “Şimdi de geçirdiğim kısmi yüz felci için fizik tedavi görüyorum.
Doktorlar sürekli dinlenmemi, bir süre şarkı söylemememi istediler. Sağlığıma yeniden kavuşmak için mücadele ediyorum” dedi.
Uzmanlar, El Kaide lideri Usame Bin Ladin‘in öldürülmesinin ardından bazı hedeflere yönelik saldırılar olabileceğini belirterek, Türkiye‘nin de önlem alması gerektiğini ifade ettiler.
Terör örgütü El Kaide lideri Usame Bin Ladin‘in öldürülmesinin yansımalarına ilişkin soruları yanıtlayan Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, operasyonun ABD Başkanı Barack Obama için “büyük bir artı” olduğunu, “iç ve dış politikada Obama‘nın elini rahatlattığını” söyledi.
Laçiner, “Bir dönemin sonu olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, Obama‘nın yeni bir dönem başlatması için de büyük bir fırsat sunuyor” dedi.
ABD ile Müslüman dünya arasındaki ilişkilerin bundan sonra daha sağlıklı bir zemine oturabileceğini kaydeden Laçiner, operasyonun ayrıca ABD‘nin Afganistan‘dan çekilmesine ve Afganistan‘da yeni bir düzen oluşturulmasına da yol açabileceğini ifade etti.
Obama‘ya yönelik, “gizli Müslüman olduğu” da başta olmak üzere pek çok eleştiri bulunduğuna işaret eden Laçiner, “ABD‘nin bir numaralı düşmanının öldürülmesinin Obama‘nın birçok kişi nezdinde kendisini kanıtlaması anlamına geleceğini” kaydetti.
Laçiner, El Kaide bundan sonra büyük saldırılar yapsa dahi, Usame Bin Ladin‘in öldürülmesiyle ABD‘nin 11 Eylül saldırılarının intikamını aldığını belirtti.
Örgütün ilk etapta Afganistan ve Pakistan‘da saldırılarını artırabileceğini ifade eden Laçiner, Avrupa, ABD ve Arap ülkelerindeki ABD unsurlarının örgütün bundan sonraki hedefleri arasında olabileceğine dikkati çekti.
Laçiner, “Türkiye‘de de önlem almak lazım. Önlemleri artırmak lazım. Çünkü Müslüman ülkelerdeki Batı hedefleri, vurulması daha kolay hedefler” dedi.
ABD‘nin kendisine ait bölgelerde koruma önlemleri alacağına işaret eden Laçiner, bu bölgelerin dışında gerçekleşebilecek eylemlerde Türk vatandaşlarının zarar görebileceğini belirtti.
“11 Eylül saldırılarının ABD‘nin kimyasını bozduğunu ve ABD‘lilerin kendilerini aşağılanmış hissettiğini” ifade eden Laçiner, “Bin Ladin’in öldürülmesi tek başına büyük bir sembolizm, Amerikalıları çok rahatlattı diye düşünüyorum” dedi.
OĞAN: KANDİL’E OPERASYON OLABİLİR
Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi (TÜRKSAM) Başkanı Sinan Oğan ise Usame Bin Ladin‘in öldürülmesinin küresel düzeyde terörle mücadele açısından “son derece önemli” olduğuna işaret etti.
ABD‘nin bazı ülkelerle bir terörle mücadele koalisyonu içerisinde olduğuna dikkati çeken Oğan, bu operasyonun tek başına ABD‘nin değil, koalisyonun başarısı olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Pakistan‘ın El Kaide ile mücadelede “son derece önemli” olduğuna işaret eden Oğan, “Pakistan askeri istihbaratı adeta El Kaide’nin şeceresini biliyordu. El Kaide liderinin nerede olduğunu da biliyordu. Bu açıdan Pakistan-Afganistan hattında önemli gelişmeler olabilir. Buna dikkat etmek lazım. Terör saldırıları olabilir, içeride ayaklanmalar olabilir” dedi.
Dünyada da bir terör dalgası yaşanabileceğine işaret eden Oğan, El Kaide gibi küresel bir terör örgütünün aktif hücreleri kadar, belirli bir güne odaklanmış “uykuda hücreleri” de bulunduğunu, bu hücrelerin şimdi devreye girebileceğini kaydetti.
Türkiye‘de bir süre önce El Kaide operasyonları yapıldığını ve CIA Başkanının Türkiye‘ye geldiğini anımsatan Oğan, “Bütün bunlara baktığımızda Türkiye‘nin burada öne çıktığını görüyoruz. Türkiye‘nin burada öne çıkması, bundan sonraki süreçte de Türkiye‘ye yönelik benzer bir tehdidi beraberinde getirebilir. Buna dikkat etmekte fayda vardır” dedi.
Usame Bin Ladin‘in öldürülmesinin ABD Başkanının isminin tarihe farklı bir şekilde yazılmasını sağlayacağı görüşünü dile getiren Oğan, “Bu operasyondan yola çıkarak, dünyada birçok ülke kendi El Kaide’sine, kendi teröristlerine operasyonlara başlayabilir. Türkiye, örneğin Kandil’e operasyon yapabilir” diye konuştu.
ÖZCAN: ABD YİNE HEDEF OLACAK
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) terör uzmanı Dr. Nihat Ali Özcan da Bin Ladin’in öldürüldüğü operasyonun kısa dönemde Batılı hedeflere yönelik terör saldırıları trendinin yükselmesine neden olacağını söyledi.
Orta ve uzun vadede ise problemin tamamen çözüldüğünü söylemenin mümkün olmadığını belirten Özcan, Ortadoğu’daki istikrarsızlıklar ve gelişmelere bakıldığında bu tür terör örgütlerinin yerelde bir yapı ortaya çıkarmaları için uygun bir ortam bulduğuna işaret etti.
Bu ortamda radikal düşüncelerin kolaylıkla yayılabileceğini ifade eden Özcan, Usame Bin Ladin‘in açtığı yoldan gidecek insanların bulunmasının çok da sürpriz olmayacağını kaydetti.
Özcan, ABD‘nin orta ve uzun vadede bu tür radikal hareketlerin hedefi olmaya devam edeceğini söyledi.